Ethem Sarısülük’ü vuran polisin silahı iade ediliyor

Gezi İsyanı sırasında Ankara Kızılay’da meydana gelen gösterilerde polis Ahmet Şahbaz’ın katlettiği Ethem Sarısülük davasında skandal bir karar daha verildi.

 

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre; Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin para cezasıyla kurtardığı Ahmet Şahbaz’ı akladığı, öldürülen Ethem Sarısülük’ü ve Gezi direnişini mahkûm etmeye çalıştığı kararında, “direnme hakkı” tezine karşı bir bölüm ayırdı.

Sarısülük ailesinin avukatlarının, “baskıya karşı direnme hakkına” ilişkin AİHM’ye yaptığı başvuruya dikkat çeken mahkeme, şunları kaydetti: “Katılan taraf vekillerinin pozitif hukukta var olmayan, sadece doktrinsel tartışmadan ibaret olan, dönem dönem bazı mücadeleleri meşrulaştırmak için kullanılan ‘baskıya karşı direnme hakkı’ gibi ütopik bir kavramı Gezi olayları ile bağdaştırması, daha da ötesi asayişi sağlamak ve ülke bütünlüğünü korumakla görevli kolluk güçlerinin mevcut olayları bastırmak amacıyla yaptıkları görevi ‘haksız müdahale’ olarak değerlendirmeleri mevcut pozitif hukuk içerisinde kabul edilemez niteliktedir. Bu vesile ile katılan tarafın ileri sürdüğü direnme hakkına eldeki somut dava bağlamında değinmek gerekir. Direnme hakkı Hukuk Felsefesi, Kamu Hürriyetleri, İnsan Hakları kavramları bağlamında ele alınmış, doktrinsel tartışmanın ötesine geçememiş, çeşitli dönemlerde örneğin ortaçağda kilise ile kral arasındaki mücadelede olduğu gibi bu mücadeleyi meşrulaştırmak için kullanılan, herhangi bir devletin anayasasında, mevzuatında yer almamış bir felsefi kavramdır. Aksine ceza kanunlarınca bu gibi devlet, hükümet aleyhine girişimler ağır biçimde cezalandırılma cihetine gidilmiştir.”

Baskıya karşı direnme hakkı diye bir hakkın bulunmadığını iddia eden mahkeme, bu konunun sadece doktrinsel tartışmadan ibaret olduğu, kolluk görevlilerinin kendilerine anayasa, yasa ve yönetmelik ile verilen görevlerini yerine getirmeye mecbur olduklarını iddia etti. Suç tarihinde kolluk görevlilerinin yasadan kaynaklanan görevlerini yerine getirdikleri iddia edilen kararda, “mevcut linç girişimine ve yasal olarak silah kullanma yetkileri bulunmasına rağmen silah kullanmaktan sürekli imtina ettikleri, dolayısıyla azami ihtimam ile görev yaptıkları, yakma, yıkma, saldırı ve linç girişimlerine, hükümeti devirmeyi amaçlayan, ülke için güvenlik sorunu yaratan göstericilere karşı kolluk görevlilerinin sessiz kalmasının düşünülmesinin mevcut pozitif hukuk karşısında kabul edilemez olduğu değerlendirilmiştir” denildi.

 

Tüm bu açıklamalar doğrultusunda suçlu polise suç aleti olan silahı iade edilecek.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?