3:10 Yuma Treni; Bahçeli ve Başkanlık / Muzaffer İnce

1957 yılında ilk defa çekilen ve Türkiye’de Gönüllü Katil olarak oynatılan filmin güncel versiyonu 2007 yılında başrollerini Russell Crowe ( Ben Wade) ve Christian Bale (Dan Evans) oyuncular ile gösterime girdi.

1957 yılında ilk defa çekilen ve Türkiye’de Gönüllü Katil olarak oynatılan filmin güncel versiyonu 2007 yılında başrollerini Russell Crowe ( Ben Wade) ve Christian Bale (Dan Evans) oyuncular ile gösterime girdi. Filmde Evans, azılı bir katil olan Wade’in yakalanmasının ardından onu 3.10 ‘da Yuma’ya kalkacak olan trene götürmeyi kabul eder. Buna gönüllü olmuştur. Ancak durum farklı şekilde gelişecektir. Evans, bu kanun kaçağı ile birlikte yola çıktığında bir şekilde ona saygı duyacak noktaya varır. Wade’in bir çetesi vardır ve farklı noktalarda sayısız tehlike ile çevrilidir etraf. Söz konusu yolculuk bir tür kader görevine dönüşür. Wade, Evans’ın bu görevi başarması için ona yardımcı olur.
Başkanlık tartışma ve oylama sürecinde MHP’nin süreçle ilgili tavrına baktığımda aklıma nedendir 3:10 Yuma Treni filmi geldi. Çok değil daha birkaç ay öncesine kadar bu partinin başkanlığa canhıraş biçimde karşı çıkması ve şimdi neden 180 derece dönüş yaptığını bilmemekle birlikte bu yönlü yapılacak açıklamaları hepimiz merakla bekliyoruz.
Hatırlayalım 2011 seçim sürecinde MHP’yi yedeklemek isteyen iktidar; kumpasların kurulmasına göz yummaya kadar her türlü operasyonel süreç gerçekleşti. MHP çok darbe almasına rağmen; mesafeyi korumayı başararak muhalefetini sürdürdü. Hatta 2013 17-25 Aralık Operasyonu ile iktidar eleştirisinin dozu pik yapmıştı.

Ne olduysa 2015 seçimlerinden sonra oldu. Bahçeli ile iktidar arasındaki buzlar erimeye başladı. Küçük iktidar ortağı gibi hareket edilmeye başlandı. Öyle ki diğer muhalefet partileri tarafından kendisine başbakanlık teklifi edilmesine rağmen ‘’hayır‘’ profili ortaya çıktı.

15 Temmuz sürecinden sonra ne olduysa iktidarın hedefleri; MHP ve Bahçeli için bir kader meselesi halini aldı. Canhıraş siparane şekilde iktidarı toplu savunmaya geçti. İşi o kadar ileri taşındı ki anayasanın ayaklar altında çiğnenmesi pahasına açık oy kullanma ve muhalefeti bastırmada sıkı bir aktör haline geldi.

Çok zaman geçmeden elbette ki ne olup bittiğini anlayacağız. Hiçbir şeyin karanlıkta kalmayacağını, tarih defalarca öğretti. Bekleyip göreceğiz. Şimdi en baştan soracağımızı sona saklayalım.
‘Sahi 3 erkek vekil kabinde ne yapıyordu?’

 

 

                                                                                                                                                                     Muzaffer İnce

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?