700. haftada Galatasaray Meydanı’nda Süleyman Soylu manzaraları / Celal TURNA

700. haftada Galatasaray Meydanı’nda Süleyman Soylu manzaraları

Saat 10.00’da meydana ulaştığımda İstiklal Caddesi’nin Taksim yönü kalabalık bir polis yığınıyla tıkalıydı. Tomalar hazırdı. Sivil ve üniformalı polisler her tarafı tutmuştu. Meydanın Tünel yönünde
Yapı Kredi’nin önünde çok sayıda basın mensubu ile eylemci kümelenmişti.

Sezgin Tanrıkulu’nun etrafında bir yığılma vardı. Çünkü eylemin yasaklandığı haberi ulaşmıştı. Tanrıkulu, valiliği ve Cumhurbaşkanlığını arayıp hukuksuzluğu anlatmaya çalışıyordu.
Kendisine son dakikadaki bu kararın gerekçesini sordum.

“Terör örgütlerinin çağrı yaptığı bir eylemi yaptırmam!!! ” demiş muktedir.

10 dakika içinde yazılı tebligat meydana ulaştı. İstiklal Caddesi’nin Tünel yönünün sağ tarafında 30 metre mesafede Azopolo Pasajı var. Eyleme benim gibi erken gelenlerin çoğu orada oturuyorlardı. Hatırı sayılır Dersim ve Diyarbakırlı esnafın olduğu bir pasaj… Bir çıkışı İstiklal ise diğer çıkışı Meşrutiyet Caddesi’dir.

Saat 10.30’da polis saldırıya geçti.
Sezgin Tanrıkulu polis şefine “keyfince yasaklanmış olsa da saat 12’den önce kimseye dokunamazsınız. Burası İstiklal Caddesi. Herkes buraya gezmeye, hava almaya gelmiş” dedi. Sesler yükselmeye başladı. Anneler çok üzgün ve öfkeliydi.

Daha genç olanlar polise direnmeye ve “Anaların öfkesi faşizmi boğacak,” “Kahrolsun faşizm”, “Hak-hukuk-adalet” gibi sloganlarla karşılık vermeye başladı. Bir anda kalabalık büyüdü. Etraftaki kafeler boşaldı. İstiklalin Tünel yönünde yoğunlaştılar. Polis, tomalar eşliğinde o yöne doğru halkı sürüklemeye başladı.

Aktif direniş gösterenlerden kapabildiklerini 4-5 polis hemen yüzüstü yere yatırıyor, ayakları veya dizleriyle başını bastırıp ters kelepçe takıyorlardı. Der-dest edilenleri karga tulumba otobüse götürüyorlardı.

O arada ayakta durmakta zorlanan ve öfkeden titreyen Emine Ocak Anamıza oğlu Hüseyin’le birlikte yardım ettik. Ve Azopolo nun İstiklal çıkışına oturttuk.

Saat 11.00 oldu. Kalabalık da, polis de arttı.

HDP ve CHP milletvekillerinin de sayısı arttı. Her eylemde aşina olduğumuz çok sayıda sima oradaydı.

11 buçuğa doğru gazlı saldırıya geçtiler. Kalabalığın bir kısmı Azopolo’ya, bir kısmı bitişikteki CHP’nin Beyoğlu binasına sığındı, bir kısmı da ara sokaklara yöneldi. Diğer kitle Tünel’e doğru ittirilmeye ve gözaltı yapılmaya çalışıldı. Çok sayıda insan polisin elinden alındıysa da çok da gözaltı oldu. Yaralanan ve başından kan akan bir aktiviste de şahit oldum.

Polis saldırısını pervasızlaştırdı. Azopolo’nun içine gaz attı. Orda bulunan herkesin gözlerinden yaşlar akmaya başladı, yoğun öksürmeler vardı. Kendime ve insanlara limon ile su temin ettim. Pasajdaki kitapçı çok tedbirliydi. Önceden limonları kesip dilimlemiş. Suları da soğutmuştu. Sağ olsun…

Açıklama yapılana kadar, arkadaşlarla sürekli yer değiştirerek oralarda desteğimizi vermeye çalıştık.

Bütün Dünya’ya nasıl rezil olunur, göstermiş oldu Süleyman Soylu. Gerçi utanması ve vicdanı olmayanın rezalet algısı da sorunludur ya…

701. haftaya gitmek üzere eyvallah dostlar…

Celal TURNA

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?