arap porno sikiş izle bridalarabia.com arap porno hd porno pornovideolab

Adaleti hissetmek isteriz / Hülya YALÇIN

Adaleti hissetmek isteriz

Adalet çok özel, çok güçlü ve doyurucu bir duygudur. Toplumların temelini oluşturan her hareketin çıkış noktası ‘zulme karşı, kötülüğe ve haksızlığa karşı adalet’ arayışı olmuştur.

Günümüzde hızla yükseldiği ve taraftar kazandığı söylenen ‘hayvan hakları’ konusunda da aynı temel noktanın varlığını görüyoruz. Ne yazık ki söz konusu hayvanlar olunca insanlarda adalet duygusu kolay harekete geçmiyor. Milyonlarca insana, bir hayvanın boğazının kesilmesi, kanlar içinde çırpınarak can vermesi, acı çekmesi ve bundan kalanların yiyecek, giyecek, aksesuar vs. gibi kullanılması doğal geliyor. Bir tür topluluk sanrısı gibi.

Bir o kadar insana da bu olanlar korkunç, zalimce ve son derece adaletsiz geliyor. Ben de bu ikinci gruba dahil insanlardan biriyim.

Yıllar boyunca içinde bulunduğumuz mücadelede çoğu kez en yakınlarımın, saygı duyduğum, sevdiğim insanların bile bu konuda ne kadar duyarsız olduğunu görmekten gerçekten yorgun düşüyorum zaman zaman. Nasıl görmezler, nasıl fark etmezler, nasıl anlayamıyorlar diye düşünüyorum sıkça.

Mücadelenin bir de yasal boyutu var tabi. Korur gibi yapan, çeşitli başka sebeplerle yürürlüğe sokulmuş ama çoğu zaman sadece korumacıları bitmez bürokratik yollara saptıran, bezdiren ve nihai olarak da işe yaramayan bir yasal düzenleme uygulanıyor. Yine de bizler hukukçu olarak, hukukçu olmayanları da yönlendirerek her durumda yasal süreci sonuna kadar kullanmak, tüm badireleri atlatarak gerçek bir hak kazanımı sağlamak için gerçekten çok zorlu bir çaba içindeyiz.

Aslına bakılırsa bizim insanımız yasaya uymaya, yasayı uygulamaya hazır; yeter ki kamu vicdanını tatmin eden, adil bir yasa olsun. Ama ne yazık ki, yıllardır sonuç alınamayan büyük vahşetler; cezalandırılmayan ve adeta korunan yerel yönetimler; sıradan insanın uzaktan gördüğünde bile canını yakan hunharlıkta muameleler bile “Oh be adalet yerini buldu” dedirtecek bir sonuca vardırılamıyor. Bu nedenle zaman zaman hukuk için en tehlikeli kavramlardan biri olan ‘ihkak-hak’ durumu ortaya çıkıyor. Bu kısaca ‘kendiliğinden hak alma’ olarak tanımlanan ve aynı zamanda kanun nezdinde ‘suç’ sayılan ama çerçevesi tam olarak oturtulmamış tartışmalı bir fiildir.

Geçtiğimiz günlerde küçük bir köpeği ‘kendi malı olduğu için’ tamamen orantısız ve kaba güçle uluorta döven bir şahısla ilgili süreç buna en iyi örnektir. Bu şahıs balkonda ve hiçbir şeye aldırmadan hayvanın çığlıklarına aldırmadan resmen döverken video kayıtları alınmış; ilgili STK ve derneklere bildirilerek yardım istenmişti. Bunlardan biri de HAD idi. (Hayvanlara Adalet Derneği).

Gönül isterdi ki, bu durumda direkt hak aramanın ilk kapısı olan polis, duruma göre jandarma aransın; bilahare cumhuriyet savcılıkları başvuru halinde harekete geçsin ve süreç olağan şartlarda başlasın. İşte bu mümkün olamadığı için, hiçbiri kendi görev tanımında bu durumu kabul etmediği ve yasal zorlama da olmadığı için olay STK’lara imdat çağrısıyla düşüyor.

Ne yazık aslında. Adaleti aramak için başvurulacak ilk merciler asla ilk başvurulan yer, adalet umulan ilk yer olmuyor.

Uzatmayalım; olay duyulur duyulmaz oraya koşturan vicdan ve sorumluluk sahibi insanlar, bu insanların çağrısıyla gelen polis ve yerel yönetim; ve elbette sosyal medyanın baskısı ile hayvan zalim ‘sahibinin’ elinden alınıyor. Onca dayağa rağmen kendisini kurtaranlara sevgiyle zıplayışı ayrı bir mesele ki hepimizin içi yandı bu kadar kinsiz, bu kadar sevgi taşıyabilen bir canlıya yapılanlara.

Olayın özü ise neredeyse ortak kanının “Gebertin bu adamı, köpeğe yaptığının aynısını yapın, ne eksik ne fazla vurduğu tüm tokatları iade edin” söylemlerinin gayet yüksek sesle söyleniyor olmasıydı. Hemen her vahşet olayında aynı isyan sözlerini duyuyoruz.

Günün sonunda yüzü kanlar içinde kalmış, şaşkın şaşkın etrafına bakınan bir adamın resmi düşüyor medyaya. Köpeği korumaya çalışan insanların çoğu medeni, işinde gücünde, huzur ve adalet isteyen insanlarken; hangisi, bir başka insana bu kadar sert bir refleksle tepki verebiliyor? İşte bunu düşünmemiz gerekiyor.

Artık adaletten umudunu kesmekte olan, nasılsa hukuktan bir şey olmaz, hayvana yaptığı yanına kalmasın; başkalarına da örnek olsun diye düşünenlerin sayısı hiç de az değil. İşte bu da bir hukuk devleti için kaosun ta kendisidir.

Adamın resmi çalışma dosyalarımızda yerini aldı. Normal şartlarda ‘üzüntü’ hissi verecek bu tablo “Oh olsun”larla tarihteki yerini aldı.
Ama doğru mu? Hayır…

Bizler adalete, hukuk sürecine güvenmek, kötülüğün haksızlığın cezasını tam olarak resmi süreçte bulduğunu görmek istiyoruz. Her toplumun doğal talebidir bu. Öyle ki, adalete güvenimiz tam olduğunda aynı resim karşısında “Bu yanlıştır” deyip ona da tepki gösterebilelim. Bugün ise “Oh olmuş, ettiğini buldurmuş birisi eline sağlık” aşamasında ve hala hukuka-adalete inancımızdan vazgeçmeden tuhaf bir süreçte mücadeleye devam ediyoruz.

Ve, Özdemir Asaf’ın Adalet dizeleriyle hoş kalın, adaletli kalın.

İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun

Av.Hülya YALÇIN
Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

%d blogcu bunu beğendi: