Adaletsizliğin ortasında bir direnişçi / Tülay Yıldırım EDE

Adaletsizliğin ortasında bir direnişçi: Kenan Güngördü

“Aile bütünlüğümüz alt üst oldu. Çok ilginç bir şey söyleyeceğim. Bir arkadaşımızın eşi bile bıraktı gitti onu. ‘Eğer sen örgüt üyesi ise ben seninle duramam’ diye ya da ‘Fetöcüysen ben seninle daha fazla aynı evde yaşayamam’ diye. İşten attıkları gibi yuvaları da yıktılar. 61 insan şimdiye kadar işten atıldığı için intihar etti. Şunu kalın kalın çiziyorum. İşimi geri alana kadar asla ve asla eylemden vazgeçmeyeceğim. Bu saatten sonra mahkemelerin aldığı kararın da siyasi olacağını, siyasi olduğunu bütün kamuoyuna söylüyorum. Yani siyasi baskı altında verilmiş karar olduğunu düşünüyorum.”

Tülay Yıldırım Ede: Öncelikle şu ana kadar geçirdiğiniz süreci özetle öğrenelim sizden.

Kenan Güngördü: Bilindiği gibi taşerona kadro müjdesi kapsamında KHK ile işten atıldım. Bu durumdan sonra gerekçe bile açıklanmadan 11 kişilik bir liste ile hukuksuzca işten çıkarıldık. Güvenlik soruşturmasında ne olduğunu biz mahkemede öğrendik. Hatta mahkemede sadece bir ihbar üzerine, yani somut hiçbir şey yokken soyut söylemler üzerinden işlem yapıldığını öğrendik. Bunu da güvenlik soruşturması kapsamında yaptılar. Benim hiçbir mahkemem yok, davam yok, hiçbir şeyim yok ama en son örgüt üyeliği ile atıldım. Atıldıktan itibaren zaten mücadeleye başladım. Zeytinburnu Belediyesi’nde, ki mücadele sadece orada olmadı, Ankara’da yürüyüş yaptım, çeşitli yerlerde yürüyüş yaptım, bildiriler dağıttım.

Tülay Yıldırım Ede: Siz bir de üstelik sadece kendiniz için vermiyorsunuz mücadeleyi. Birçok insan için de direniyorsunuz değil mi?

Kenan Güngördü: Sadece kendim için değil başka mücadelelere de destek verdim, başkalarının haklarını da arama noktasında birçok şey yaptım. Şimdi şöyle açıklamakta fayda var. Ben işten atıldıktan sonra kimlerin de atılıp kaç kişinin atıldığına dair bir incelemede bulundum ve niye atıldıkları hususunda araştırma yaptım, acaba herkes benim atıldığım şekilde mi işten çıkarıldı diye. Belediye başkanından defalarca kez randevu istedim. Zeytinburnu belediye başkanı kabul etmedi. En son ben oturma eylemine gitmeden önce belediye başkan yardımcılarından Saffet Öz randevuma cevap verdi. Şöyle bir ifadesi var: “Biz sizi gelen güvenlik soruşturmaları kapsamında işten çıkarttık ve bir eleme yaptık, atılabilecek – çalışabilecek şeklinde hepsini eledik. Siz en büyük risk oluşturanlar arasında olduğunuz için sizi çıkarttık”. Ancak bunun sebebini açıklamadılar neden risk oluşturduğum konusunda. Bana diyebilirsiniz ki hırsızlık yaptın. Bana diyebilirsiniz ki bir hata yaptın ya da şu örgüt üyeliğin var. Hiçbir gerekçe sunmadılar. Bu yaptıklarının hukuksuz olduğunu, hata yaptıklarını, bunu düzeltmeleri gerektiğini söylememe rağmen. En son ben odasından çıkarken burada bir komisyon bir araya geldi. Bu komisyon herkesi değerlendirdi. Belediye başkanı dışında bu komisyonu bir araya getirebilecek kimse yok. “Biz hata yapmış olabiliriz ama bu saatten sonra geri adım atamayız” dendi. Yani hatalarını kabul ettiler ama hatalarını telafi etme yoluna gitmediler.

Burada siyasi bir gerekçe olduğu açıktı zaten. Gizli tutuldu işten atılma gerekçemiz ve o gerekçeyi açıklayanlar halkında 3 ile 5 yıl arasında değişen hapis cezası verileceği belirtiliyordu. Birini atarken söylenir, şundan dolayı atıyoruz diye. Bu yargısız infazdır. Yıllardır emek harcadım, yıllarca çalıştım kamuda ve suçsuz olduğuma inanıyorum. Çünkü herkes kendini bilir ama muhalif olduğumu öğrenmelerinden ötürü oldu bu işten çıkarma meselesi. Muhalif olduğumu öğrendikleri anda güvenlik soruşturması bahanesiyle beni işten attılar.

Tülay Yıldırım Ede: Hak İş Sendikasına üye olmamanız da sanırım bunda etkili oldu.

Kenan Güngördü: Evet çok etkisi oldu. Hatta eski KESK’li olmam da sorunlu onlar için. Mahkemeyi kazandım. Mahkeme işe geri alınmama karar verdi ve boşta geçen süre tazminatı ile ödenmesi kararını aldı. Ancak bunlar istinafa götürdüler davayı. Bir hukuk garabeti yaşanıyor. Aslında ben şöyle diyorum artık espriyle, 2’ye 2 olduk. Sanki bir maç oynanıyor ve bu maçta şu anda 2-2 durumundayız. İstinaf mahkemesi hiç yapmadığı bir şey yaptı ve bir karara imza attı. Şunu yaptı, yürütmeyi durdurma kararı verdi ve açıklamasında şöyle diyor: “Evrakları ve idari mahkemeden gelen kararı inceleyip biz de karara bağlayana kadar yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir”.

Tülay Yıldırım Ede: Bu İstinaf mahkemesi tarafından ilk defa verilmiş bir karar mı ve böyle bir yetkileri var mı?

Kenan Güngördü: Evet ilk defa verilmiş bir karar. İstinaf bunu yapmaz. Milyonda bir yapar. Bir de avukatım şunu söylüyor: “Biz daha önce böyle bir şeyle karşılaşmadık ama burada yürütmeyi durdurma kararı verdi mahkeme”. Buradaki hukuksuzluk bir kere daha ortaya çıkıyor. Yani güvenlik soruşturmalarının hukuksuzluğu bir daha anlaşılıyor. Yargının bağımsız olmadığı bir kez daha görülmüştür. Dolayısıyla idari mahkemesinin onca kararına rağmen istinaf mahkemesinin verdiği bu ara karar benim için hükümsüzdür. Siyasi bir karardır. Çünkü biliyorlar benim mahkemece verilmiş bu kararımın direnen başka işçiler için emsal olacağını. Bundan dolayı istinaf mahkemesi böyle bir yola gitti ve yürütmeyi durdurma kararı aldı. Normalde oy birliğiyle gitmiş oraya, inceler ya hayır der ya da evet der, bu süreci uzatır. Ben zaten mağdur edildim. Yaklaşık 10 aydır işsizim.

Tülay Yıldırım Ede: Sizin işe iadenize karar verildi ama orada da bir talihsizlik, bir hukuksuzluk yaşandı. Sürece sizden dinleyelim.

İADE VE FAİZLE ÖDEME KARARINI TANIMADILAR

Kenan Güngördü: İstinaf mahkemesinden önce mahkeme kararıyla işe iade ile ilgili Zeytinburnu Belediyesi’ne müracaat ettim. Karar alıp gittikten sonra hukuksuzluk üzerine hukuksuzluk yapıldı. Evet mahkemede iade kararı alındı ve boşta geçen bu sürenin faiziyle ödenmesi istendi. Ancak personele ihtiyacımız yok dendi.

Tülay Yıldırım Ede: Sanırım şöyle bir şey oldu. İşe alındıktan 6 dakika sonra personel ihtiyacı yoktur denilerek işten çıkarıldınız.

Kenan Güngördü: Şöyle oldu: Belediyeler taşeron şirketlerle çalışırlar. Ben de taşeron bir şirketteydim, ki tam da kadro geldiği zaman işten çıkarıldım. Benim çalıştığım taşeron şirket Emek Aş. idi. Şirket mahkeme kararına istinaden beni geri almak istedi. Ancak yukarıdan bir el almayacaksınız dedi. Emek Aş. beni işe başlatıyor mahkeme kararına istinaden, ancak yukarıdan bir el diyor ki hayır almayın. Mahkeme kararını uygulamayalım, ne yapalım ne edelim diye düşünüyorlar ve yukarıdaki el şunu söylüyor “Ne yaparsanız yapın almayın”. O zaman “Bize yazılı bir emir verin. Çünkü işe alınmaması hukuksuzluk olur, yarın başımıza iş açılır” diyorlar. Sonra sosyal işler müdürlüğünce bir yazı geliyor oraya, personel ihtiyacımız yoktur diye. Oysaki ben zaten 3 yıl 3 aydır orada çalışan bir elemandım. Mahkemeye işe iade davası açmışken ve kazanmışken personel ihtiyacı yoktur diyerek işi almamazlık yapamazsın. Ben güvenlik soruşturması kapsamında suçsuzken atıldım KHK ile. Dolayısıyla yeni müracaat için bir eleman olsam ihtiyacımız yok denir. Ancak zaten oranın personeliydim ve mahkeme iade karar vermişken sen personel ihtiyacım yok diyemezsin. Başka bir hukuksuzluk daha var burada. Ayrıca güvenlik soruşturmalarının burada siyasi olduğu bir kez daha açığa çıkıyor. Mesela bir örnek vereyim. Zeytinburnu zabıtalarla sıkıntıdan ötürü zabıta işleri müdürlüğü benimle ilgili bir dava açmıştı. Mahkeme karar verirken hakim şunu söylüyor. Kararı okurken diyor ki adli sicil kaydında güvenlik soruşturmasında ve daha önce suç işlemediğinden ötürü 5 yıl aynı suçu işlememek kaydıyla beraat karar veriyor. Ben de hakime dedim ki “Hakime hanım biliyorsunuz herhalde güvenlik soruşturması kapsamında ihraç edilmiş bir emekçiyim. Beni bu hale getiren zabıta ile karşı karşıyayım. Olayın asıl meselesi haksız işten atılma”. Hakime hanım dışarı çıkarttı beni ona gerçekleri söylememden dolayı.

Tülay Yıldırım Ede: Bir de hakkınızda kamu düzenini bozmaktan dolayı eylem yasağı geldi değil mi?

Kenan Güngördü: Evet, oturma eylemini sürdürürken AKP ilçe Zeytinburnu önüne gittiğimde beni çağırmışlardı ve görüşme oldu. “Bize bir hafta müsaade et. Biz bir görüşelim, konuşalım” dediler. Bunun üzerine eylemi sonlandırmıştım. Aşağı indiğimde ise AKP ilçenin ablukaya alındığını gördüm. Sivil polislerce kamu düzenini bozduğum gerekçesiyle Zeytinburnu’ndaki bütün eylemlerimin yasaklandığını sözlü olarak söylediler. Gerekçesini sordum, ellerinde evrak var mı diye sordum. “Biz söylüyoruz, işte uyarıyoruz” diyerek sadece sözlü olarak söylediler. Herhangi bir evrak vermediler. Ben daha sonra kaymakamlığa gittim. Kaymakamlığa Zeytinburnu’nda demokratik eylemlere yasak olup olmadığını sordum. Kaymakam buna cevap veremeyince yazımı emniyet müdürlüğüne gönderdim. İlçe emniyet müdürlüğü çağırdı ve konuştuk. Eylemlerimde, bu davada haklı olduğumu ifade ettiler. Ancak sanırım bir siyasi baskı altında olduklarından dolayı böyle bir karar verdiler. Kaymakam şunu açıkça itiraf etti: “Benim elimde olsa, eski kaymakam olmuş olsaydım şu anda git işine başla diye bir karar alırdım. Ancak artık biliyorsun ki her şey siyaset, her şey siyasi oldu”

Tülay Yıldırım Ede: Kamu düzenini bozmaktan dolayı bir yasak geldi. Peki sizin için bundan sonra süreç nasıl devam edecek?

Kenan Güngördü: Ben sözlü olarak polise şunu ifade ettim. Sözlü olarak bana verilen yasağa uymayacağımı belirttim. Kararı kim aldıysa bana yazılı olarak vermeli. Bu yasakla ilgili bana herhangi bir belge verilmedi. Sadece sözel olarak söylendi. Hatta bu belgeyi ben talep ettim. Ancak hala şu saate kadar bana herhangi bir belge verilmiş değil. Gerek kaymakamdan gerekse emniyet müdürlüğünden talepte bulundum, fakat taleplerim karşılıksız kaldı şimdiye kadar. Çünkü benim yaptığım eylemler demokratiktir. Ben yasadışı bir eylem ya da basın açıklamasında bulunmadım. Hakkını arayan bir emekçiyim. Bunu mahkemede ispatladım. Ne karar verirlerse versinler, işimi geri alana kadar eylemlerime devam edeceğim. Bunda da kararlıyım.

6 DAKİKALIĞINA İŞE BAŞLATTILAR

Tülay Yıldırım Ede: Sanıyorum olay meclis üyelerine kadar taşındı değil mi?

Kenan Güngördü: Kasım ayında Zeytinburnu meclis üyeleri arasında bu konu konuşuldu, tartışmalar oldu. 11 CHP’li meclis üyesi bu hukuksuzluğun son bulması için önergede bulundu. 26 AKP’li meclis üyesi de onay verdi buna. Belediye başkanlığına sunulmak üzere önerge verildi. Oy birliği ile hem de. Ancak 1 ay cevap vermediler buna. Normalde önergelere 15 gün içerisinde cevap verilir. Gelen cevapta şöyle söyleniyor, diyor ki “Biz kararla birlikte bunun Zeytinburnu belediyesine gönderdik. Emek Aş. giriş işleminin yapıldığını, ancak sosyal yardım işleri müdürlüğünde çalışan ihtiyaçlarının bulunmadığını bildirilmesi üzerine (işte bahsettiğimiz o altı dakikalık işte kalma süresi) geçen ayın 20’sinde aynı gün itibariyle çıkış işlemi yapılmıştır”

Tülay Yıldırım Ede: Yani aslında sizi önce işe alıp yasal yükümlülüğü üzerlerinden kaldırmış oldular. Sonra da 6 dakika sonra işten geri çıkartıp istediklerini yaptılar.

Kenan Güngördü: Aslında hiçbir mahkemenin 6 dakika içerisinde bir elemanın işe başlayıp işten çıkarılmasını kabul etmez diye düşünüyorum ben.

Tülay Yıldırım Ede: Tekrar mahkemeye vermeyi düşünüyor musunuz?

Kenan Güngördü: Mutlaka vereceğim, hakkımı arayacağım. Ben personel ihtiyacı olup olmamakla işten çıkarılmadım. Beni örgüt üyeliği ile attılar.

Tülay Yıldırım Ede: Ancak örgüt üyesi olmadığınız zaten mahkemece kanıtlandı.

Kenan Güngördü: Evet kanıtlandı. Mahkemeyi kazanmama ve örgüt üyesi olmadığım tespit edilmesine rağmen personel ihtiyacı olmadığını söyleyerek işten çıkartmak hukuksuzluktur. Hukuksuzluklarına hukuksuzluk eklemiş oldular böylece.

AKP’LİLER DE TEPKİLİ

Tülay Yıldırım Ede: AKP’lilerin de tepkili olduğunu söylemiştiniz bu duruma.

Kenan Güngördü: Beni 3 tane AK Parti aday adayı aradı ve üçü de şunu söylüyor “Biz aday olursak ve gelirsek sana söz biz seni kırmızı halılarla karşılayacağız. Çünkü biz biliyoruz haksız olduklarını ve haksızca işten atıldığını. Eğer bir suçun olmuş olsaydı bunca süredir eylem yapmazdın ve biz bu işin hukuksuz yapıldığını biliyoruz”. Benden yana olduklarını söylemişlerdir. Yine bir şey daha söylemek istiyorum. Geçen hafta KESK, DİSK, Mimarlar Odası, Tabipler Odası heyet oluşturarak randevu istemişlerdi. Konuştular. Belediye meclisine cevap veren belediye başkan yardımcısı avukat Saffet Öz ile görüştüler. Saffet Bey şunu söyledi: “Kenan haklı, bunu mahkemede ispatladı. Ancak belediye başkanımız çok kırılmış, rencide olmuş, rezil oldu. Dolayısıyla bu belediye başkanı buradayken Kenan’ın işe başlaması imkansız. İsterse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar versin, şu haldeyken onu işe geri alamayız”. “Peki siz işçinin ruh halini düşünebiliyor musunuz? Yaşadıklarını tahmin edebiliyor musunuz? Yaklaşık 250 gündür yağmur, çamur ve OHAL koşullarına rağmen sokaklarda basın açıklamaları, oturma eylemleri ile haklılığını ispatlamaya uğraşıyor. Onu düşünüyor musunuz Saffet Bey?” demiş onlar da. “Ya onun gibi binlerce insan atıldı buradan. Herkes mahkemede hakkını aradı, kazananı aldık” diyerek böyle saçma sapan bir cevap vermiş Saffet Bey. Hakkını aramanın suç olduğunu çok net olarak ifade etmiştir. Çevremizde bulunan birçok arkadaşımız bizden uzaklaştı. Aile bütünlüğümüz alt üst oldu. Çok ilginç bir şey söyleyeceğim. Bir arkadaşımızın eşi bile bıraktı gitti onu. “Eğer sen örgüt üyesi ise ben seninle duramam” diye ya da “Fetöcüysen ben seninle daha fazla aynı evde yaşayamam” diye. İşten attıkları gibi yuvaları da yıktılar. 61 insan şimdiye kadar işten atıldığı için intihar etti. Şunu kalın kalın çiziyorum. İşimi geri alana kadar asla ve asla eylemden vazgeçmeyeceğim. Bu saatten sonra mahkemelerin aldığı kararın da siyasi olacağını, siyasi olduğunu bütün kamuoyuna söylüyorum. Yani siyasi baskı altında verilmiş karar olduğunu düşünüyorum. Yargıda siyasi iktidardan bu aldıkları kararların hesabını çok ağır ödeyecekler. Çünkü suçsuz olduğumuzu biliyoruz biz. Bunu ispatladık zaten. Ben hakkımı aramaya ve eylemlerine devam edeceğim. OHAL’i kaldırdığını söyleyen iktidar, OHAL’i yasallaştırdı, kanunlaştı . Fiili anlamda yok ama hukuki anlamda OHAL sürüyor. Sokakta iliklerimize kadar hissediyoruz. En küçük muhalif bir açıklamaya tahammülleri yok. 2 yıldır KHK’ların güvenlik soruşturmalarının hukuksuzluğu artıyor. Gözaltına alındığında ise bir saat bile tutamıyorlar. Çünkü bir şey yok ortada. Kabahatler kanuna göre bir de ceza kesiyorlar, para cezası keserek bizlere engellemeye çalışıyorlar.

Tülay Yıldırım Ede: Yani hakkınızı ararken aynı zamanda para cezasına çarptırılıyorsunuz. Hak aramanın karşılığı para cezası oluyor.

Kenan Güngördü: 2 aydır işten atmalarını kabahatli görmüyorlar. Hak arayanları kabahatli görüyorlar ve ceza kesiyorlar. Gerçekten ilginç bir durum. Bazen uluslararası haber ajansları da arıyor. Konuştuğumda bunu anlamıyorlar. “Bir daha söyler misin, nasıl yani sen zaten mağdur edilmiş bir işçisin. Üzerine bir de ceza mı kesiyorlar?” diyorlar. Evet diyorum. Para cezası kesilip bırakıyorlar. Ben de bu çok olmadı ama örneğin Ankara’da her gün iki kere gözaltına alınıyorlar ve para cezasına çarptırılıyorlar. Her gün ortalama 500 lira para cezası kesiliyor neredeyse. 2 yıldır bu şekilde. Veli Saçılık’ın mesela engelli aracına el konuldu. Hak arama kabahatler kanunda şu an ama ne yaparlarsa yapsınlar haklılığımızı gittiğimiz her alanda anlatacağız. Rahatsızlıklarını her yerde yüzlerine söyleyeceğiz, söylüyoruz da. Çekinmeden tüm platformlarda, tüm formlarda, tün platformlarda basın açıklamalarında söylüyorum. Farkındalar ama ama iktidardan aldıkları güçle bunların tamamını reddediyorlar. İsteseler objektif bir karar verebilirler.

Tülay Yıldırım Ede: Son olarak neler söylemek istersiniz?

Kenan Güngördü: Meclis’te bulunan bütün siyasi partilere bir çağrıda bulunmak istiyorum. Güvenlik soruşturmalarının derhal iptal edilmesini istiyoruz. Bu güvenlik soruşturmaları hükümsüzdür. OHAL kararı ile gelmiştir. Bunun bir kere daha değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Vicdanı olan tüm milletvekillerine çağrım. Bunun bir an önce meclise getirilmesi ve çözüme mutlaka kavuşturulması noktasında girişimlerde bulunmasını istiyoruz. Artık sıkıntılar günden güne daha da hissedilir oldu. Aile bütünlüğümüz bitti, bozuldu. Hatta sosyal çevremiz de alt üst oldu. Dolayısıyla acilen harekete geçmeliler diyorum.

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?

%d blogcu bunu beğendi: