Ağıtlarımız ve gözyaşımızla yoğurulan adalet mücadelemiz hiç bitmeyecek!

Ağıtlarımız ve gözyaşımız, acılarımız ve öfkemizle yoğurulan adalet mücadelemiz hiç bitmeyecek!

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin “Savaşa inat, barış hemen şimdi”, “Acil barış, acil demokrasi“ şiarıyla 10 Ekim 2015’te düzenlediği Emek, Barış, Demokrasi mitingi öncesinde yapılacak yürüyüş için binlerce emekçi sabah saatlerinde Ankara Tren Garı önünde toplanmış ve yürüyüş başlamadan az önce kitlenin en kalabalık olduğu noktada birkaç saniye içinde iki patlama yaşanmıştı.

Ankara’daki Emek Barış Demokrasi mitingine katılmak için Tren Garında başlayan yürüyüşte peş peşe iki canlı bomba saldırısı gerçekleştirilmişti. Saldırıda 103 kişi hayatını kaybetmiş ve yüzlerce kişi de yaralanmıştı. Saldırı sonrası polis, yaralılara yardım etmek isteyenlere ise biber gazıyla müdahale etmişti.

Hala süren 10 Ekim Ankara Tren Garı katliamı davası 31 Temmuz- 2 Ağustos 2018’de Sincan Cezaevi Kampüsü Mahkeme Salonunda gerçekleştirilecek. 10 Ekim Dayanışması, KESK, DİSK, TMMOB ve TTB bu konuya yönelik bir açıklaması yaptı. DİSK-KESK-TMMOB ve TTB’nin ortak yaptığı basın açıklamasında ‘öfkeliyiz’ dendi.

Öfkeliyiz!

“10 Ekim Ankara katliamının karar duruşması 31 Temmuz-2 Ağustos 2018 tarihleri arasında Sincan Cezaevi Kampüsü Mahkeme Salonunda gerçekleştirilecek. Öncelikle kaybettiğimiz güzel insanları, mücadele arkadaşlarımızı, hasretle ve saygıyla anıyoruz.

DİSK-KESK-TMMOB ve TTB tarafından 10 Ekim 2015’te düzenlenen “Emek, Barış Ve Demokrasi Mitingi”ne yönelik saldırıda 103 arkadaşımız hayatını yitirdi. 500’e yakın arkadaşımız ise yaralandı, çok sayıda arkadaşımız farklı organ kayıplarına uğrayarak hayatlarını devam ettiriyor. Katliamın milyonların ruhunda, yüreğinde yarattığı yaralar ise hala geçmedi.
Evet acımız tarifsiz, hasretimiz derin. Öte yandan öfkemiz de büyük.

Öfkemiz büyük çünkü, 2012 yılından beri emniyet tarafında izlenen ve kimlikleri bilinen katiller itiraf edildiği gibi “kendilerini patlatmadan” yakalanmamıştır”.

Öfkemiz büyük çünkü, emniyet canlı bomba saldırısı istihbaratı nedeniyle polisin kendini korumasını istemiş ancak bu istihbaratı mitingin tertip komitesinden, mitinge katılan on binlerden gizlemiştir.

Öfkemiz büyük çünkü, pimi çekenler (diğer mitinglerimizin aksine) polisin yol uygulamasına ara verdiği saatlerde Ankara’ya giren adı, sanı, eşgali bilinen kişilerdir.

Öfkemiz büyük çünkü, bombaların patlatılmasının ardından yüzlerce yaralının olduğu alana ambulanslardan önce gelen TOMA’lar ve zırhlı araçlar gaz bombası atarak yaralı arkadaşlarımızın nefeslerini kesmiş, sağlık ekiplerinin müdahalesini zorlaştırmış, ölü sayısının artmasına neden olmuştur.

Öfkemiz büyük çünkü, katliamın ardından yapılan cenaze törenleri, anma törenleri de hedef alınmış, acımız ve öfkemiz plastik mermilerle, gaz bombalarıyla, soruşturmalarla bastırılmak istenmiştir.

Öfkemiz büyük çünkü, Bizim acımız ve öfkemiz şiddetle bastırılmak istenirken, dönemin Başbakanı “Saldırının ardından oylarımız yükseliyor” diyerek bu saldırıdan siyasi kazançla çıktıklarını ifade edebilmiştir.

Öfkemiz büyük çünkü, devlet en tepesinden alelacele yapılan açıklamalarda katliamın birçok örgüt tarafından ortak gerçekleştirilen “kokteyl terör” eylemi olduğunu iddia edilmiş ancak soruşturma ve mahkeme sürecinde bu konuda hiçbir bulgu olmadığı açığa çıkmış, bu açıklama ile soruşturma saptırılmak/bulandırılmak istenmiştir.

Öfkeliyiz çünkü, katliama göz yuman, soruşturmayı bulandıran, sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisi yargılamaya dahil edilmeyerek devletin sorumluluğunun üstü örtülmüştür. Müfettiş raporlarına ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin kararına rağmen sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hukuksuz biçimde korunmuştur. Aynı devlet 10 Ekim katliamına ilişkin haber yapan gazeteciler, katliamı protesto eden yurttaşlar ve avukatların ifadelerini almış, haklarında ceza istemiyle davalar açmıştır. Duruşmalarda “katliam” tanımını bile duymak istememişlerdir.

Öfkeliyiz çünkü, tüm delillere, dosyaya sunulan bilimsel görüşlere rağmen sanıkların insanlığa karşı suç yönünden cezalandırma talebimiz göz ardı edilmiştir. Katliamla ilişkili, yöneticilik konumunda olan sanıkların bir kısmı için sadece üyelikten ceza talep edilmiştir.

Öfkeliyiz çünkü, 23 ay 50 celse Sıhhiye Adliyesinde görülen dava, karar duruşması olması beklenen duruşma için Sincan’a kaçırılmıştır. Soma katliamı davasının karar duruşmasının siyasi hesaplarla ertelenmesinin ardından, işçileri göz göre göre ölüme gönderenlere verilen ödül gibi cezalar henüz hafızalardayken, 1o Ekim katliamının karar duruşmasının Sincan’a kaçırılması manidardır.

Bu davayı savcılığın oldukça eksik ve kabul edilemez mütalaasındaki bu haliyle kapatmaya çalışanlar bilsinler ki, ağıtlarımız, gözyaşımız, acılarımız ve öfkemizle yoğrulan adalet mücadelemiz hiç bitmeyecek!

Katliamın tüm sorumluları yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar bu dava sürecek!

Yitirdiğimiz arkadaşlarımızın bizlere bıraktığı en değerli emanet olan emek, barış, demokrasi mücadelesini de hep beraber, kol kola omuz omuza büyütmeye kararlıyız. Er ya da geç, sorumlular cezalandırılacak; emek kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacak!”

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?