Akılla 'HAYIR' de…Referandum ve Neden 'Hayır' / Turabi SALTIK

Akılla ‘HAYIR’ de…Referandum ve Neden ‘Hayır’

Anayasalar toplumun tüm katmanlarının üzerinde anlaştıkları, toplumsal sözleşmelerdir. Demokratik ve uzlaşmacı olduklarında anlamlı olur. Anayasalar, baskıcı olmaktan arındırılmalı, demokrasiyi güçlendiren, geliştiren sözleşmeler olmalıdır.

Bugün Türkiye’de mevcut Anayasa’nın 12 Eylül Darbe Anayasa’sı olduğunu kabul etmeyen ve on yıllardır bu darbe Anayasa’sının değiştirilmesi gerektiğini kabul etmeyen yok gibi. Meclisten geçerek, referanduma sunulan anayasanın bu şekliyle kabulü, tıpkı 12 Eylül Anayasa’sı gibi Türkiye’nin sorunlarını çözemeyeceği açıktır. Yeni Anayasa taslağı kabul edilir, yürürlüğe girerse Türkiye’de neler olacak, hangi sorunlar çözülecek?

Getirilmek istenilen Başkanlık sistemi Cumhuriyet döneminin çok önemli kesitlerinde farklı şekillerde olsa da “Tek Adam” uygulamalarıyla yer edinmiştir. Birincisi “Milli Şef İnönü” dönemiydi. O dönemde Türkiye’de herkes Türkleştirilmiş, tekleştirilmişti. Kürtlerin, Çerkeslerin ve diğer milliyetlerin dili, kimliği, inançları, etnik yapıları tanınmamış, inkâr edilmiş, herkes Türkleştirilmişti. ‘Güneş Dil Teorileri’yle, ‘Vatandaş Türkçe Konuş’ kampanyalarıyla, ‘Ne mutlu Türküm diyene’ sloganlarıyla, Kürtler ve diğer azınlık milliyetlerden halklar inkâr edilmişlerdi. Meclisten, üniversitelerden ve aydınlar arasından ciddi hiçbir itiraz gelmemişti.

“Tek Adam”cılık, başkanlık sistemi benzeri uygulamalarla partinin bürokratları, il ve ilçe yöneticileri, vali ve kaymakam atamalarıyla benzer uygulamalar garip “Tek Adam”cı uygulamalara dönüştürülmüştü. “Tek Adam”cı tekçi süreci Menderes’çi dönem izlemişti. Sonrasında yine tekçi, darbeci dönem olan Cemal Gürsel dönemi ile tekçi sistemde demokrasi kaybetmişti. Bunu takip eden 12 Mart Generalleriyle Memduh Tağmaç süreci başka bir acayip dönem olmuştu. İzleyen yıllarda Kenan Evren tekçi sistemi demokrasi güçlerine, emekçilere, ezilenlere, toplumun pek çok katmanlarına, Kürtlere, Alevilere, sosyalistlere, demokrasiye kaybettirmişti.

 

Türkiye’de bu sistemlerle neler yapıldı?

*Gelişen demokratik kesimlerin ve demokrasinin önü kesildi.
*Sendikaların, emekçilerin demokratik yasal örgütlenmeleri hep engellendi.
*Demokrasi mücadelesi sindirilmek, bastırılmak, yok edilmek istendi.
*Anti-demokratik baskılarla her tür uygulamalarla demokrasiyi güçlendirmek yerine her zaman insan hakları ve hukuk kesintiye uğratıldı.
*Demokratik bilinç ve demokrasi bilinci bastırıldı.
*Kürtlerin kimliği, dili, kültürü, varlığı etnik yapısı tanınmadı.
*Alevilerinin inançları inkar edildi, yok sayıldı.
*Kadınlar ve cinsiyetiçi yaklaşım ile LBGBT hakları ve doğa tahribatı ile daha pek çok demokratik haklar tanınmadı.

 

Referandum ve Neden ‘Hayır’

Bugün de AKP ve onun kanadı ve ittifakı olan MHP ve bunların sermaye guruplarıyla ülkede “Tek Adam” konumu ile yapılmak istenilen; otoriter, diktatör, baskıcı, gerici duruşu sergilemek. Kürtlerin, Çerkeslerin, Alevilerin ve ezilen diğer halkların taleplerini tanımamak, yok saymak anlayışıdır.

Dünkü tüm olumsuz koşullara rağmen bugün demokratik bilinç daha ileridir. Yaşam tarzı da ona göre daha ileridir. Eski yaşam tarzına ve siyasal anlayışlara; tekçi, inkârcı yönelimlere her zamankinden daha çok bir karşı duruş vardır. Tüm muhalif kimlikler bu karşı duruşu bir arada örmek istemektedirler.

Bugün başkanlık sistemi denilen değişikliği AKP ve kanatları Osmanlı ve İslami yöntemlerle ele almak istiyorlar. Tüm muhaliflere düşen görev topyekûn bu referandumda her alanda güçlü şekilde Hayır cephesini büyütmektir.

Bu referandumda ‘Hayır’ diyen barış ve demokrasi isteyenlerle birlikte, diğer başka kesimlerde ‘Hayır’ diyeceklerdir. İkisinin ‘Hayır’ı farklıdır. Bakışları arasında derin çelişkiler olacaktır. Barış, adalet, demokrasi isteyenlerin Hayır’ı ile; Kürtlerin, Alevilerin, Çerkeslerin, Lazların ve diğer ezilen halkların Hayır’ı birdir. Gelenekçi, statükocu Kemalistlerin, diğer kesimlerle Hayır sözleri bir ve aynı olmayacaktır. Buna rağmen referandumun önü, tüm kesimlerin Hayır’ı ile kesilecektir.

Bu referandumda başkanlık sisteminin kaderini, Kürdistan’da sömürge sistemine, sömürge anlayışa karşı her koşulda sürdürülen, Kürt halkının demokrasi ve barış mücadelesi ile bu anlayışla ittifak eden güçlerinin Hayır’ı belirleyecektir.

HDP ve bileşenlerinin uzun yıllardır söyledikleri barış, adalet ve demokrasi talepleri, şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Etkili, güçlü bir halk çalışmasıyla organize olarak, AKP ve kanatlarının hem Anayasa değişikliği, hem iç politikaları, hem dış politikaları, bu referandum sürecinde, her kesime net anlatılmalıdır.

AKP’nin Ortadoğu, Irak, Suriye politikalarında işlediği yanlışlar ortadadır. AKP’nin hem AB, hem ABD, hem Rusya, hem İran ile ilişkilerinde de sürdürdüğü yanlışlar ortadadır.

Ayrıca ekonomik alanda dolar, kur politikaları, işsizlik, sağlık, ücretler ve eğitim alanında uluslararası sıralamada çok gerilerde kalması ve daha pek çok konularda AKP yanlışları meydandadır.

Türkiye’de neden demokrasi geliştirilemiyor? Dün, bugün ve yarın demokratik açılımlar, bu politikalarla sürdürülemez ve sorunlar daha da büyüyecektir. Bu Anayasa değişikliği bu sorunları çözmeyecektir, sorunları daha da ağırlaştıracaktır.

Anayasa değişikliği metni, yine sadece Türkçülük mantığıyla “tekçi” mantıkla hazırlanan bir Anayasa metnidir. Önerilen Anayasa değişikliği ile Türkiye’de kim Başkan olursa olsun ülkede demokrasi hep ciddi tehlike altında olacak ve batı tarzı bir Başkanlık ve demokrasiden de söz edilemeyecek.

Peki, yapılmak istenen Anayasa ile getirilmek istenen “Tek Adam” ve Başkanlık sistemiyle bu referandum kabul edilirse, Türkiye de hukuki olarak neler olacaktır?

Bir defa bu Anayasa değişikliği ne emekçilerin, ne Kürtlerin, ne Alevilerin ne de diğer halkların haklarını bir adım ileri taşıyamaz. Bir tek Cumhurbaşkanının yetkilerini güçlendiriyor.

Hukuki durum da ise:

Yasama, yargı, yürütme yetkisi tek kişinin elinde toplanacak. Yani bunun anlamı şudur:

*Meclis yerine kanunları cumhurbaşkanı yapacak
*Devlet Kararnamelerle yönetilecek
*Hükümetin Meclise karşı sorumluğu yok olacak
*Bakanların her biri artık Cumhurbaşkanının birer memuru konumunda olacak
*Yargıda tek söz sahibi Cumhurbaşkanı olacak, yargı üyelerinin çoğunu o seçecek
*Bu Anayasa değişikliğinin bir benzeri, bir örneği de dünyada pek yok!

***

Akılla Hayır!..

Romalı ozan Marcus Annacus Lucanus, M.Ö. (39-65), filozof Seneca’nın yeğeniydi. Aynı zamanda Seneca’dan doğa bilimleri ve felsefe derseleriyle birlikte retorik dersleri de alan ozan Marcus, Sezarla Pompeius arasındaki savaşı konu edinen bir destan yazmıştı. Fiozof Seneca; Ozan Marcus’a: “Akıl, kötülüklerimizi birer birer değil, tümden yok eder, zafer geneldir!” der.
Öyleyse akılla ‘Hayır’ de!..

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?