Son Dakika Haberler

AKP’li kardeşim, hele bir cevap ver! / Mahmut ÜSTÜN

AKP’li kardeşim, hele bir cevap ver! / Mahmut ÜSTÜN
Yorum Yap

AKP’Lİ KARDEŞİM HELE BİR CEVAP VER!

İç barışı sağlayacağım dedi. Ülkede var olan Kürt -Türk gerilimine, laik -dindar, beyaz Türk- zenci Türk, sahil kenti -taşra vb. gerilimlerini/kamplaşmalarını da ekleyerek ülkeyi tarihin hiçbir döneminde görülmemiş biçimde kutuplaştırdı…

Kürt sorununu barışçıl ve eşitlikçi biçimde çözeceğim dedi. Kürt siyasetine “ya bana tabii olur ve beni desteklersiniz” ya da ancak “barışın filmini çekersiniz” ikilemini dayattı. Kürt siyasal hareketinin temsilcilerini hapse yolladı. Vaat ettiğinin aksine Kürt politikasında şiddet politikası tavan yaptı…

Alevilerle barışacağız dedi. Birkaç konferans düzenledi. Ama onlara da ya benim istediğim gibi Alevi olursunuz ya da “ben bu işte yokum” dedi. Sivas katliamının faallerini savundu. Bir lideri Alevi diye yuhalattı…

Gayrimüslimler de eşitliğin tadına varacak dedi. Bazı küçük adımların ardından aslına rücu etti. “Ermeni”, “Pontus”, “Rum çocuğu”, “Yahudi” sözcükleri siyasette gündelik hakarete dönüştü.

Komşularla sıfır sorun dedi. Sorun olmayan komşu kalmadı… Hem bölgede ABD emperyalizmi karşıtı Libya, Suriye, Irak, İran vb. Müslüman yönetimleri devirmek için ABD ile iş birliği yaptı, hem de ABD karşıtı havalarına büründü…

Ülkeyi AB’ye sokacağız dedi. Ülke evrensel çağdaşlık değerleri ile buluşacak dedi. Ülke Orta çağ değerlerine mahkûm edildi. Ortadoğu’ya gireceğiz hevesiyle Ortadoğu bütün sorunları ve şiddet ortamıyla Türkiye’ye girdi. Ülke cihadist teröristlerin elini kolunu sallaya sallaya fink attığı, yol yaptığı bir coğrafyaya dönüştü.

Dış borcu azaltacağız dedi; IMF’e borcu bitirdik diye hava attı. Ama ülkenin toplam borcu 10 kat artı. Eskiden yalnızca devlet borçlu olurdu; şimdi özel sektör de, sıradan vatandaşlar da büyük bir borç batağında…
Açığı olmayan ekonomi dedi. Bütçe açığı ve cari açık tavan yaptı. Son zamanlarda cari açık azaldı diye övünmelerine aldanıp bu durumu iyi bir şey sanmayın. Bu üretimin batış işaretidir zira. Üretim yapmak için dışarıdan ara mal almaya bağımlı sanayi, dolar kuru ve borç batağı yüzünden bu aramaları ithal edemediği içindir bu düşüş…

Güçlü TL dedi. TL, euro ve dolar karşısında kar gibi eridi. Doların yükselişini kumpas olarak niteledi bir süre. Geçen gün ise “yüksek kur ihracatçılarımız için büyük bir fırsattır” deyiverdi. Yani kur artışına alışın, bundan sonra böyle, demek oluyor bu.

Basın özgürlüğü dedi. Havuz medyası kurdu. Muhalif basın organları susturuldu. Tasfiye edildi. Muhalif gazeteciler ya hapiste ya da iş bulamaz hale getirilmiş durumda.

Ülkedeki eksik demokrasiyi eleştirerek iş başına geldi. Demokratik bir devrim iddiasında bulundu. O güne kadar ses çıkaramayanlara özgürlük sözü verildi. Sonrasında bırakın o güne kadar ses çıkaramayanların ses çıkarabilmesini, eskiden ses çıkaranların bile sesi kısıldı. Ülkede tek bir sesin hâkim olduğu bir tek adam rejimi inşa edildi. Ülkenin rejimi sözde seçimli bir mutlakiyet rejimine dönüştü,

Gelir dağılımı düzelecek dedi. Gelirin çoğu zenginlere aktı. İşsizlik, özellikle genç işsizlik, üniversite mezunlarını da kapsayan biçimde tavan yapmış durumda. Her ne kadar TÜİK rakamlarıyla gerçeklik saklanmaya çalışsa da enflasyon, özellikle de gıda enflasyonu yüzde 50’ler seviyesinde. Halk patatesi, soğanı, domatesi taneyle alır hale geldi.

İşçiler sendikasızlaştırıldı, taşeronluk tavan yaptı. Ölümlü iş kazalarında Türkiye, Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü. Hükümetin tüm bunlara yönelik tepkisi “mukadderat”, “işin fıtratı böyle” den öte geçmedi.

Yolsuzluk bitecek dedi. Asrın yolsuzluğu yaşandı… Türkiye uluslararası yolsuzluk endeksinde istikrarlı biçimde ön sıraları işgal etmekte. Pek çok AKP’li, özellikle de AKP’li belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve kayırmalardan şikâyet eder hale gelmiş durumda.

Ahlaklı toplum yaratılacak dedi. Eskinin o kendi halinde yaşayan ahlak ve edep sahibi Hacı teyze ve Hacı amcaları gitti, yerini ahlak ve vicdan yoksunu yeni bir dindar tipolojisine bıraktı. Dönemin ruhuna uygun türedi “Şeyhülislam’lar”.

“Rüşvet hırsızlıktan evladır”, “Hırsızsa bizim hırsızımızdır”, “İçimizdeki yolsuzluk, hırsızlık ve ahlaksızlıklara karşı sesinizi yükseltmeyin. Çünkü düşmanın işine yarar”, “1 yaşındaki bir kız çocuğu bile evlenmek caizdir” vb vb. fetvalar verilmeye başlandı.

Ahlaksızlık, vicdansızlık ve edep yoksunluğunun adı din ve bunları yapanlar da dindar sayılır oldu. Kadına şiddet, tecavüz, çocuk istismarı tavan yaptı. Ülke ahlaki ve vicdani açıdan bir utanç tablosuyla yüz yüze kaldı.

Kentleri örnek, kimlikli ve rahat yaşanılan mekanlara dönüştüreceğiz dedi… Kentler, tümüyle bir rant ve talan alanı haline geldi. Üç beş yandaş şirketin ve uluslararası sermayenin çıkarları kent halkının çıkarlarına galebe çaldı. Kentler deprem toplanma alanları bile yok edilecek ölçüde (üstelik İstanbul gibi ciddi deprem tehdidi olan bir yerde) betonlaştırıldı, yeşil alan talanı yaşandı, tarihi ve kültürel doku bozuldu. Kent yoksulluğu arttı. Ulaşım, su, elektrik hizmetleri gibi kentliler açısından en yaşamsal hizmetler fahiş fiyatlarla sunulmaya başlandı. Küçük ve nüfusu çok az kentlerde ekonomik, kültürel, sosyal yatırımlarla büyük kentlerden tersine göçü teşvik edecek politikalar yerine İstanbul’a İkinci bir İstanbul, Ankara’ya ikinci bir Ankara eklemeye dönük politikalar gündeme getirildi; uygulanmaya başlandı.

Hala AKP’ye oy vereceğim diyen arkadaşlar. Bir ses verin de duyalım…

Niye?

“Yol mu yaptı?”

Mahmut ÜSTÜN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: