Alevilikte - Kızılbaşlıkta Meydan (Cem evi) -1 / Turabi SALTIK - Gazeteler, Haber Manşet, Gündem
Son Dakika Haberler

Alevilikte – Kızılbaşlıkta Meydan (Cem evi) -1 / Turabi SALTIK

Alevilikte – Kızılbaşlıkta Meydan (Cem evi) -1 / Turabi SALTIK
Yorum Yap

Alevilikte – Kızılbaşlıkta Meydan (Cem evi) -1

Meydan, cem evinin en eski adıdır. O, leylidir. Yani cemler gece yapılır.
Alevi Kızılbaş ibadeti meydanda (cem evinde) gerçekleşir. Cemler akşam yapılır. Gündüz yapılmaz. Aleviler gündüz işinde gücündedirler. Çiftinde çubuğundadırlar. Onun için Meydan leylidir.
Talip cemlerde eğitilir, onun sorgusu cemlerde yapılır. Meydan; talibin, insanın kalbidir. İnsanın kalbi insanın kıblesidir. Meydanda ikrar verilir, ‘Yol’ için ikrar alınır.
Meydanda gulbang okunur. Meydan cem erenlerin, can gözü görenlerindir.
Alevilikte / Kızılbaşlıkta temel öğretim işlevi 4 Kapı 40 Makamla gerçekleşir. 4 Kapı 40 Makam Alevi / Kızılbaş toplumunun “kâmil insan yaratma” projesidir. Bu proje bir eğitimle olur. Cemlerde, cem evlerinde, cem meydanında öğretilir. Ceme katılmak isteyen ikrar verip yola giren canlar Alevi erkânına katılırlar. ‘Alevi Yol’u ve kuralları, Alevi erkânında öğretilir. ‘Yol’a girenler önce kurban keserler. Kurban hizmeti cem evinde (meydanda) yerine getirilerek uygulanır. ‘Yol’a giren, erkâna giren canın kurban kesme eylemi bir simgedir. Aslında ‘Yol’a kurban olan taliptir. Yani dünyadaki ‘yola giren’ yolcudur.
‘Yol’a girmek kendi iradesini bilmektir. Talip, kendi iradesiyle ‘yol’a girerken Mürşit rızasıyla meydana girer. Meydana giren talip, akılla, fikirle birleşir. Akıl, en büyük Mürşit’tir. Aslında burada zahiri anlamda mürşit öğretmendir. Onun için denilmiştir: “öğren ki alim, öğret ki öğretmen olasın”. Ama esas akıl öğretmendir. Talip meydana, ceme, erkâna girmekle burada esasen kurban ettiği, kestiği o kurban değildir, esas kurban olan ‘Yol’a giren taliptir, candır. İradesine sahip olarak, ikrar verip dost ‘yol’una girmiştir. İkrarından artık dönmek olmaz.
Alevilikte / Kızılbaşlıkta, Meydana, dost ‘yol’una girmek, Alevi toplumsal kurallarının bütünü olan erkâna girmekle başlar. Burada talip, canını, öz canını ‘Yol’a sızdırandır. Talip bütün varlığını, benliğini dost ‘yol’una adamıştır. Dostundan gelen her türlü mükâfata da cezaya da razıdır. Artık o rızalık getirmiş, ikrar vermiş ‘Yol’a girmiştir, kendisine ikrarı sorulmuştur: “Gelme gelme, dönme dönme, gelenin canı, dönenin malı. Bu yol kıldan ince, kılıçtan keskindir. Ateşten gömlektir giyeceksin, demirden leblebidir yiyeceksin”. Bu meydanda nice canlar verilmiştir. Nesimi’nin derisi yüzülmüş, Hallacı Mansur’un başı, kolları vurulmuş, Pir Sultan darağacına gönderilmiş.
Erkâna, ‘yol’a giren canın, talibin Mürşit’inden beklentisi vardır: İlim, bilim öğrenmek! “Bilimle gidilmeyen ‘yol’un sonu karanlıktır” denilmiştir bu yüzden. Bilimi elde etmek için bir talip, bilimi “ara bul!” la ifade etmiştir. Aramak, gerçeği gerçek içinde bulmak…
Daha Sümerler döneminde Koca Mürşit Kirişna tarafından “ara bul” denilmişti. Aranan ve bulunmak istenen bir talibin, bir canın ulaşmak istediği bilimdi. Bu, canın kendisine ikrar verdiği Mürşit’i tarafından öğretilecek. İşte bundan denilmişti “öğret ki öğretmen, öğren ki alim olasın” diye.

Turabi SALTIK

Devamı yarın…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: