Son Dakika Haberler

Analık ve Tanrıçalık / Turabi SALTIK

Analık ve Tanrıçalık / Turabi SALTIK
Yorum Yap

Analık ve Tanrıçalık

“…Tanrıçalık ve erk-yetki- kadından alınırken, dinler kadına zor uyguladı. ‘Doğururken çektiğin, acıyı arttıracağım, eziyet içinde doğuracak gene de kocanı arzulayacak ve hep onun yönetiminde olacaksın.'”

En başta kadın yani ana, ailenin tek atası, gelecek öbür kuşakların tek yaratıcısı olarak görülüyordu. Daha Mezolitik Orta Taş Çağı olarak bilinen İ.Ö. 15 000- 8 000 arasında, Tanrıçalar toplumda tek başına egemen iken, bu egemenlik bir değişik biçimde görülmekle birlikte, giderek bir yardımcı alıyordu yanına. Bu bir oğul ya da erkek kardeşti. Ama aynı zamanda bu oğul ya da erkek kardeş Tanrıçanın sevgilisiydi. Tanrıçanın yardımcılığına getirilen bu erkek oğul ya da sevgili, ya da kardeş, “Tanrıçanın başlangıçta kocası ya da sevgilisi olarak yanında beliren Genç-Tanrı-üzerinde bir üstünlük kurmuş olmasını değiştirmez.” Nart Seteney’in oğlu Sosrukua ilk zamanlar annesinin sözünü dinlerken, sonraki zamanlarda ”kadın sözünün kılavuzu olmaz” der ve annesinin sözüne karşı durmuştu.

Çeşitli halklarda Ana Tanrıçaların üçlü özellikleri vardı. Bunlar; Tanrıçalık, Kahraman oğul sahibi-ki bunlar- Ana Tanrıçanın sevgilileriydiler.

Kadın Tanrıçaların sevgilisi /oğlu, yardımcısı olan kişiler babasız olarak dünyaya gelmişlerdi. Bu Tanrıçaların hepsi bakireydiler.

İştar Dammuzi’yi-ya da Temmuzi’yi-babasız dünyaya getirmişti. Dammuzi hem oğluydu hem de sevgilisiydi. Kıybele-Attis ilişkisi de Artemis-Adonis ilişkisi gibiydi. İsis-Osiris ya da Baal, Nansuri-Gılgamış’ın ilişkisi de aynıydı. Seteney-Sosrukua, Tehtis-Promete, Hera-Hepahistos, yine Tehtis–Akhileus gibi tüm Tanrıçaların yardımcıları, Tanrıçaların kahraman oğlu veya sevgilileriydiler. Hem de babasız doğurmuşlardı bu oğullarını /sevgililerini. Bu Tanrıçalar daha o zamanlar en yüce varlıktı ve onları eski topluluklar tüm yaşamın ana kaynağı olarak sayıyorlardı. Ama onlar bakireydiler. Dolaysıyla Tanrıları doğuran onlardı ve Tanrılar ana soyundan geliyorlardı. Oğul olarak tanımlanıyorlardı. Toplumlarda daha o zamanlar fizyolojik babalık, oğulluk bilinmiyordu.

Kadınların bu konumda görülmesi, mallarında ana yanlı soya geçmesini sağladı. “Tanrıçaya en yüce varlık olarak tapınılmasına kadınların yüksek toplumsal konumunun yol açtığını,” ana yanlı, ana soylu aile yapısının böylelikle doğduğunu görmekteyiz.

Ana yanlı soy, ana yanlılık, malların ana soyundan olan oğullarının, erkek kardeşlerinin eline geçme hakkıydı. Ana yanlı soyda kadınlar güç sahibi oldular. ”Eski toplumlarda varlık kaynaklarını kadın kullanıyordu, yiyecek üreticisi kadınlardı, barınak ve güvenliği onlar sağlıyordu. Erkek kadına bağlıydı.” Mısır söylencelerinde Güneş Tanrısı Ra idi. Onu gökyüzüne yücelten ve oraya yerleştiren bir tek Tanrıça vardı. Adı Ua Zıt idi. Bu ‘Büyük Yılan Tanrıçası’ sayılıyordu. Sonradan Zıt; Nut, Net ya da Nit oldu. Bu, Mısır’da yaratıcıların yaratıcısı Baş Tanrıça olarak kabul edildi. Ona, yani Baş Tanrıçaya, Mısırlılar Hator derlerdi. Ve tüm söylencelerde Hator ‘yılan’ biçimini almıştır.

M.Ö. 3. ve 4. yüzyıllarda Herodot Mısır’da, kadınların Pazar yerine gittiğini, sorunları onların çözümlediğini, işlerle onların uğraştığını, kocalarınınsa evde oturup dokuma dokuduğunu yazmaktadır. Sofokles ise, Mısırlı kadınların dışarıda işlerinin başında olduğunu, erkeklerin ise evde çalıştıklarını anlatmaktadır. Ama ilk defa bu süreçte kadınlar, erk ve yetkilerini, konumlarını, saygınlıklarını da yavaş yavaş yitiriyorlardı. İnanna da en başta, Sümer Cennetinin Ecesi olarak yaşamıştı. Yüzyıllar sonra Sümer’den getirilmiş Babilli İştar’a dönüştürülmüştü. “Sümer söylencesinde İnanna, gücünü ve her şeye yeten öfkesini, oğlu /sevgilisi Dammuzi’nin kendisine doğru-dürüst saygı göstermeyi kabul etmemesi üzerine Ölüler Ülkesi’nin şeytanlarının eline bırakmıştı.” Bu olay, bin üç yüz yıl sonra Babilli İştar söylencesine evirilmiştir. Ve İ.Ö. 3000’lerde Sümerlerle çağdaş olan Elamlıların “ilk dönemlerinde kadın ve erkek din görevlileri tanrılara hizmet ediyor, eski Sümer geleneklerine göre erkekler dinsel törenleri yöneten Yüce Kadının önüne çıplak çıkıyordu.”

Kadın pek çok alanda pek çok yetkilerle donatılmışken, zamanla onun elinden alındı bütün yetkileri. Zorla alındı. Sonraki dinler kadını-yetkiye sahip kadını-zor altına aldı. Tanrıçalık ve erk-yetki- kadından alınırken, dinler kadına zor uyguladı. “Doğururken çektiğin, acıyı arttıracağım, eziyet içinde doğuracak gene de kocanı arzulayacak ve hep onun yönetiminde olacaksın.” (Yaratılış 3-16). Erkeğin kadından üstün olduğunu üstün görülmesi gerektiğini bu ilk emir ortaya koyuyordu. Ve ayrıca: “Kadın uysalca ve sessizce öğrensin. Ama kadının öğretmesine ya da erkeği yönetmesine izin veremem; o sessiz kalmalıdır. Çünkü önce Adem yaratıldı; sonra Havva. Ve Adem aldanmadı, aldanan ve günah işleyen kadındı”

 

Turabi SALTIK


Kaynakça:
CHILDE, Gohordon: Kendini Yaratan İnsan,
MORGON, Henriy. Eski Toplum. Payel yay. 1987 Çev. Ünsal Oksay.
REED, Eveliy: Ana soylu Klandan Ataerkil Aileye.
STONE, Merlin. Tanrılar Kadınken. Payel Yay. Çev: Nilgün ŞARMAN
THOMSON, George: Tarih Öncesi Ege, Çev: Celal Üster, Payel Yay., Ist., 1995.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)