Son Dakika Haberler

Aşkın Deler Geçer Bin (H)Ali / Öykü ARICA

Aşkın Deler Geçer Bin (H)Ali / Öykü ARICA
Yorum Yap

Aşkın Deler Geçer Bin (H)Ali

Aşkı, aşk meselesinden geçen sakatat literatürünü, böyle yürektir, ciğerdir; tanırım… Tecrübe ettiğim de oldu, trafik kazası gibi bir şeydi… O gün bugündür yola çıkarken emniyet kemerimi muhakkak takarım, dikiz aynam hep gıcır, “Nasılsa kotarırım” diye ters yöne girmem, belirli olan sokaktan cayıp çıkmaza sapmam… Çünkü ne gerek var yolun orta yerinde maymuna dönmeye? Velhasıl, aşk bir hormonal bozukluk, zihinsel bir rahatsızlık; saplayan, saptıran, çarpan, çarpıklaştıran, nörolojik bir hastalıktır! Böyle uluorta yerde “aşığım” (ruh hastasıyım*) dedirtir, “Öpüccem” dedirtir, “Seviyorum, seviyor musun?” sorusuyla boğar ve yetmez; mülkiyetçiliğin oluğuna su kaçırtır, “Benimsin” baskısının kapısını aralar…

Ayrıca bitmez; saplandığın seviyi elde edebilmek, edince elinde tutabilmek adına gerçeğin yadsınmasına takiben türlü dalaverelere, mesela çeşitli yolsuzluklara, mesela “Bir daha düşün!” itirazına sebebiyet verir…

Halinin ardından alay ettirir; bir de kalabalığın önünde refüze edilince, mevcut hastalığın üstüne sosyal anksiyete, stres sonrası travma bozukluğu eklemlenir ki bu durum hastalıktan muzdarip olanın hıncını, mevzuyla alakası olmayandan çıkarmasına daha ilk aydan gebedir!

Bu mecnun ve meczup hal, sevinin arı olanıyla iç içe geçirilmeye teşnedir, uçları sık sık birbirine kaynasın diye gayret edilir… Bu noktada tek tesellimiz ise sevgi, aşk türünden basamaklarca uzak olduğundan, fenotipi hala ekşimemiştir, biçimlenme sürecinde kazandığı özelliklerini kollarken hayli dirençlidir…

Yoğun duygularına virüs bulaştırmadığın; örneğin sevgiyi, enfeksiyonel olan aşkla hasta etmediğin takdirde, daima onun esenliğini gözetirsin. Sevdiğini öne sürdüğün olayı yeterince parlak bulmuyorsan, onu dünyanın yıldızı yapmaya dair obsesyon geliştirip şekilden şekle girmeye mecbur bırakmazsın. Yani yontmazsın, formunu bozmazsın, kurcalamazsın; simyasına değmez, kimyasına dokunmazsın. Bir de onun sensizken ‘iri’, sensizken ‘diri’ olacağı ayyuka çoktan çıkmışsa, üç parça eşya dahi almadan olduğun yerden ayrılırsın.

Neden gitmeyesin? Sevdiğin olayın senden ötürü zayıflayarak çürümesine, takvim yaprak döktükçe sıhhatinin gerilemesine müsaade etmezsin ki! Onun hem maddesel düzeyde hem manevi düzlemde yok olmasını izleyip yedi cihanın gözleri önüne vaziyetini sermezsin. Yedi cihan demişken, yine senin yüzünden komşuları, onun haline güler olmuşsa, onu ‘kıskanıyorlar seni’ sahteliğiyle yalandan motive etmezsin.

Hormonal balansı yerle yeksan şizofren bir güruh var ki, bu bir heveslik aşkını, sahibi olmadığı saraylarda yaşamakta ve sürdürmekte pek ısrarcı. Vakayı umutsuz yapan mesele, güruhun içinden çıkan deliliği kabul etmemeleri… Bir elleri balda, öbürü kanda; sol ayakları acil durumda kullanılacak çıkış kapısını ararken sağ ayakları beyaz çaylı ziyafet sofrasında… Aşklarını, ‘X’in, Y’i deldiği gibi’ deleceklerine, üstelik bu aşk halinin hiç bitmeyeceğine tuttukları her fırsatta değinmekteler… Tutsak ettikleri aşkları elden gitmesin diye kendilerine en yakın olanları, mesela oğullarını, damatlarını gardiyanlığa atamışlar; göz hapsine aldıkları aşkın takibinden onlar da yetkililer…

Tabii bu hastalıklı ve dahi tehlikeli huşu hali sürerken, hakikaten sevebilenin eli armut toplayacak değildi… Kalben hissettiklerini, zihnen ürettikleriyle güdümleyip pratiğe döken, pragmatik; haliyle rasyonel 16 milyon kişilik çok geniş bir kitle, sevdiklerinin sürdürülebilirliği adına ayakta ve atakta. Armut hasadına aslında hiç bulaşmamış o eller, sevdikleri ‘olgunun’ parçalarını yurdun dört bir köşesinden topladıktan sonra birleştirmeye de pek yakınlar…

Parçaların parçalarının altı oyulmuş, üstü delinmiş; sahiden kan kaybetmiş, fakat nabzı istikrarla atmakta… Onun sevgi dolu emin ellere geri dönüşünün zaferini kutlamaya ramak kala, hiç uyunur mu? Nöbetteyiz…

İri olmamız şart değil; yeter ki dirimizi uğratmayalım yılgına.

Korkmuyoruz, sevgimizin sonucuyla seçtiğimize itiraz edip onu sorgulayandan, durup durup baştan sayım yapandan…

Hodri meydan!

Öykü ARICA

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: