Benimle helalleşmeniz gerekiyor!

Ankara Gar Katliamı ile ilgili 20’si tutuklu 36 kişinin yargılandığı davanın görülmesine bugün de devam edildi

Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015’te gerçekleştirilen terör saldırısıyla ilgili 20’si tutuklu 36 sanığın yargılandığı davanın duruşmasına, müşteki beyanlarının alınmasıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, mağdur ve müştekiler, tarafların avukatları ile bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Yoklama ve kimlik tespitinden sonra müşteki beyanlarına geçildi.

 

Bu acı ile yaşamam için bedenlerini bana siper yapmışlar

İzzetin Çevik, saldırıda üniversite öğrencisi kızı Başak Sidar ile kız kardeşi Nilgül Çevik’i kaybettiğini, patlamanın üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen olayın etkisinden kurtulamadığını, kaybettiklerinin acısının yüreğini yakmaya devam ettiğini anlattı.

Barış ve kardeşliği haykırmak için ailesiyle Şanlıurfa’dan Ankara’ya geldiğini ifade eden İzzettin Çevik, patlamanın etkisiyle kızı, eşi ve kız kardeşinin savrulduğunu, kısa süreli bilinç kaybından sonra onlara ulaşmaya çalıştığını anlattı. Çevik, “Kız kardeşim uyuyor gibi yerde yatıyordu. Onlar beni korumuş, bu acı ile yaşamam için bedenlerini bana siper yapmışlar.” dedi.

 

“BENİMLE HELALLEŞMENİZ GEREKİYOR”

Sanıklardan Suphi Alpfidan’ın kendisi gibi Suruçlu olduğunu, bütün sanıkların saldırıda yaşamını kaybedenlerin yakınlarıyla helalleşmesi gerektiğini belirten Çevik, şunları söyledi:

“(Sanıklara dönerek) Sizler benim hemşehrimsiniz. Hanginizin adını söyleyeyim. Suphi duydun değil mi beni? Benimle helalleşmeniz gerekiyor. Barış sizin çocuklarınıza da lazım Suphi. Kan davası güdemeyiz, intikamcı değiliz biz. Kızıma dedim ki ‘Suphilere sahip çık, bu memleketin iyi insanlara ihtiyacı var.’ Kızım yaşasaydı, köyün ilk kadın mühendisi olacaktı Suphi. Benimle nasıl helalleşeceksiniz, biliyor musunuz? Mahkemeye yardımcı olacaksınız.”

Çevik, seçilmiş ve atanmış olan bütün kamu çalışanları ile olayda ihmali bulunduğunu iddia ettiği emniyet güçlerinden şikayetçi olduğunu da söyledi.

 

“HER ŞEYİMİZ YARIM KALDI HAKİM BEY”

Saldırıda hayatını kaybeden Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik de oğlunun isteği üzerine ailece barış mitingine katılmak için Ankara’ya geldiklerini anlattı. Daha önce de miting ve eylemlere kalmak için Ankara’ya birçok kez geldiğini, her seferinde kontrol noktalarında arandıklarını, kimlik kontrolü yapıldığını ifade eden Tedik, “Alana geldiğimizde bir gariplik göze çarpıyordu. 10 kişilik bir eylemde bile onlarca polis bizi korurken, o gün etrafta polis yoktu. Ortalıkta sadece birkaç trafik polisi görünüyordu.” dedi.

Garın önüne geldiklerinde oğlu Korkmaz’ın telefonla konuşmak için kendilerinden uzaklaştığını, bu sırada patlama sesi duyduğunu anlatan Tedik, şunları anlattı:

“Oğlum boynuna isabet eden bir şarapnel parçası ile yaralanmıştı. Yaklaşık 50 metre ötemde duruyordu. Ona ulaşmaya çalıştım ancak o esnada polis gaz sıktı. O gaz olmasaydı ona ulaşacaktım. Yarasını sarardım, öperdim, koklardım oğlumu. Belki oğlum ‘anne kurtar beni’ diyecekti. Büyüdü, okula gitti, askere gönderecektim, torunlarım olacaktı. Her şeyimiz yarım kaldı hakim bey, yüreğimizi yaktılar. Gazdan zehirlenmesin diye arkadaşları üzerine yatmışlardı. Polislere emri verenler belli değil mi? Bomba düzeneğini yapan, yaptıran, emri verenlerin neden üstüne gidilmiyor. Evet, bunlar (sanıklar) piyon, onlar da emir verenler de yargılansın.”

 

Kuzum, herkes gibi barış, kardeşlik ve daha güzel bir yaşam için o alandaydı

Müşteki Nebahat Uzatmaz, saldırıda yaşamını kaybeden oğlu Ali Deniz Uzatmaz için mahkemede bulunduğunu söyledi. “Kuzum, herkes gibi barış, kardeşlik ve daha güzel bir yaşam için o alandaydı.” diyen Uzatmaz, patlamadan sonra polis müdahalesi nedeniyle olay yerine ambulansların gelemediğini belirtti.

Oğlunun kan kaybıyla öldüğünü anlatan Uzatmaz, ihmali olduğu gerekçesiyle Gaziantep’ten Ankara’ya kadarki güzergahta görev yapan emniyet güçleri ile oğlunun ölümüne sebep olan herkesten şikayetçi olduğunu sözlerine ekledi.

 

Müslüman mısınız? Kime çanak tutuyorsunuz?

Saldırıda yaralı kurtulan Şükran Elçik de miting için Adana’dan Ankara’ya geldiğini belirterek, alana geldikten 45 dakika sonra patlamaların gerçekleştiğini söyledi. İlk patlamada havaya savrularak, yaralandığını belirten Elçik, sanıklara dönerek “Ne istiyorsunuz, derdiniz nedir? Müslüman mısınız? Allah’tan korkan biri insan öldürmez. Biz ‘insanlar ölmesin’ diyoruz. Siz neyin derdindesiniz, kime çanak tutuyorsunuz?” dedi.

Hastanedeyken dört saat boyunca sedyenin üzerinde bekletildiğini, zamanında kendisine müdahale edilmediğini öne süren Elçik, “Bütün sorumlulardan şikayetçiyim. Yalvarıyorum iyi araştırın bunların ele başlarını bulun. Herkes vücudunda kaç tane bilyeyle yaşıyor. Saldırıdan önce canlı bombaları Ankara’ya getiren araç iki kez polis noktasına takılıyor ancak ne hikmetse garda kendilerini patlattılar.” dedi.

 

Kızım eve geldiğinde üzerinde insan eti parçaları vardı

Saldırıda yaralanan 17 yaşındaki kızı için beyanda bulunan Servet Yücel de ilk kez böyle bir katliama şahit olduğunu söyledi. Olaydan sonra kızının kaybettiği arkadaşlarından dolayı ağır sorunlar yaşadığını anlatan Yücel, “Kızım eve geldiğinde üzerinde insan eti parçaları vardı, şoktaydı. Sokağa çıkıp, kaybettiği arkadaşlarının isimlerini haykırmaya başladı. Bizim çocuklarımız bu ülkeye sahip çıktı, masumdular. Cumhurbaşkanından, başbakandan Ankara valisinden, emniyet müdüründen şikayetçiyim.” ifadesinde bulundu.

Öte yandan müştekilerin anlattıklarından etkilenen iki izleyici fenalaştı. Salondan çıkarılan izleyicilere sağlık ekipleri müdahale etti.

Daha sonra müştekilerden Abdülselam Çetin, Yusuf Can, Mahmut Delice, Berivan Tedik Yeşiltepe ve Mehmet Murat Akçalı’yı dinleyen mahkeme, duruşmaya ara verdi.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?