Bilim, zorlu yolunda ilerliyordu / Turabi SALTIK - Gazeteler, Son dakika, Haber Manşet, Gündem
Son Dakika Haberler

Bilim, zorlu yolunda ilerliyordu / Turabi SALTIK

Bilim, zorlu yolunda ilerliyordu / Turabi SALTIK
Yorum Yap

Bilim, zorlu yolunda ilerliyordu

İnsanlık tarihinde ileriye atılan her adım acı ve ıstıraplı olmuştu. Acısı anlamlı olanın yaşamı anlamlıydı. Sonra bir Cordano Bruno geldi. Onun da acısı anlamlıydı.

Cordano Bruno Aziz Dominik Manastırı’nda yetişmiş bir öğrenciydi. Daha manastırdayken on dört yaşlarındaydı. Dominiken Tarikatına bağlı din adamları Müslümanlıktaki katı tarikatlar gibi birer fanatiktiler. Avrupa’da en katı ve gericiler bu Dominik Tarikatı üyeleriydiler ve dinsizlerin, zındıkların yeminli düşmanlarıydılar. Bütün engizisyon davalarında mahkemelere onlar bakıyorlardı.

Dominik papazlarının bayraklarında bir köpek resmi vardı. Rahipler, kendilerini dinsizlere karşı tanrının köpekleri sayıyorlardı. Bruno asker ve şair bir babanın oğluydu kiliseye girdiğinde. Yaşamı, dini reddettiği için, ölümle sonuçlanmıştı. Boyun eğmemişti tarikattan koptuktan sonra. Okumuş, yazmış, okumuştu hiç durmadan. Ve sanki bu yüzden denilmişti;

“Bilginlerin sarf ettikleri mürekkeple şehitlerin dökülen kanı tartılsa bilginlerin mürekkebi daha ağır basar. ”

Bilim daha başlangıcından itibaren doğudan, batıya gitmişti. İnsan büyük adımlarla ilerlerken doğu karanlığa gömülüyordu. Batı bilginlerin mürekkebini üstleniyordu. Bugünkü batılı anlamda ilerici düşüncenin kaynağı doğuydu. Doğu ve Ortadoğu toplumları despotizmin ve dini baskıların altında karanlığa gömülüyordu. Hallacı Mansur’un başı vuruluyor, Nesimi’nin derisi yüzülüyor, Pir Sultan asılıyordu.

Bilim zorlu yolunda ilerliyordu

Bilim insanları da sarf ettikleri mürekkepler de nerede saygı görüyorsa orada barınıyordu. Bir zamanlar Bağdat’tan kovulmuştu bilim. İskenderiye’ye sığınmıştı. Oradan da kovulmuş Anadolu’ya, Ege’ye sığınmıştı. Buradan da kovuldu, Atina’ya sığındı. Atina’dan, Sicilya’ya, oradan Roma’ya. Roma’da katildi. Tıpkı doğudaki bilime düşman olanlar gibi… Roma’dan, Moskova’ya ve ardından Çin’e dayandı bilim. Oradan tekrar Bağdat’a ve İskenderiye’ye dönüyordu. Tam dünyayı dolanıyordu. Hep savaş ve yağmanın, talan ve acının önünde durmadan dünyayı dolanıyordu bilim de bilim insanları da. Bilim de kitaplar da yakıldıkça, bilim insanları öldürüldükçe, çoğalıyordu. Yalnız tüccarların malları değildi çoğalan ve dünyayı dolaşan.

Bilim de çoğalıyor ve dünyayı dolaşıyordu

Ve gittiği her yerde toprağı yeşertiyordu. Tohum bırakıyordu coğrafyalara. Bilim ve kitaplar dolaşırken bilimi de kitapları da, insanları da, coğrafyayı da yaktılar. İskenderiye’de, Mısır’da, Sivas’ta…

Yanan insanlığın büyük okulunda biriken ve bu güne gelen büyük insanlıktı

Bilim dünyada gezerken ve yanarken o yüzden bir keşiş, “Şimdiye kadar iki Roma vardı. Artık bir üçüncü Roma olmayacak” demişti.

Yani birincisi Roma’ydı. Katildi. Döktüğü kanlar yüzünden yıkıldı. İkincisi Bizans’tı, o da döktüğü kanlar yüzünden yıkıldı. Artık üçüncü Roma olmayacak! Ama Roma olmaya özenmişti Moğollar. Talan ve yağma ile yakıp yıktılar onlar da biriken bilime ve kültüre saldırdılar.

Çin’den, Avrupa’ya, Kafkasya’ya, Dersim’e dayanmışlardı. Milyonlarca insanı kılıçtan geçirmiş, taş taş üzerinde bırakmamışlardı. Öyle ki; coğrafyada bitki türlerini bile yok ettiler.

Hayvan sürüleriyle gelmişlerdi. Sürü otlarken, kökleriyle koparıyordu baharda yumuşak topraktan otları. Kopan kök, tohuma durmadan filiz vermiyordu. Bir dahaki bahara o tür yok oluyordu. Böylece bir göçmen ruh yok etti coğrafyanın florasını ve endemik bitki yapısını. O göçmen ruh kendini aidiyetlik duygusundan uzak saydı. Talan ettiği yeri yurt saymıyor oraya ait kabul etmiyordu kendisini. Ve bir elma ağacıyla karşılaşsa o ruh, bir tek elma yiyebilmek için bir ağacı kesip yok edebiliyordu. Talan etti coğrafyayı, yaktı ormanları, bitkileri kuruttu. Bu yüzden neredeyse Anadolu baştan başa çoraklaştırıldı. Geri kalanı da bugün kimyasal zehirli atıklarla, siyanürlerle mahvediyorlar…

Daha o zamanlardan başlayarak Dersim halkı doğayı kavrayan insanın aydınlık yüzünü kavradı. Doğayı korudu. Coğrafyaya sahip çıktı. Doğada dolaşan ileri düşüncelere sahip çıktı. Sentezledi onları. Kültürel seleksiyondan geçirdi. Üstlendi aydınlık yüzlü fikirleri. Sonuçlarını sahiplendi. Ama bugün küresel güçler Anadolu’da ve Dersim’de pek çok yerde barajlarla, siyanürle mahvediyorlar toprakları gene de.

Turabi SALTIK

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)