Bir fahiş(s)enin çığlığı / Tülay Yıldırım EDE

Bir fahiş(s)enin çığlığı-V

Birçok yer değiştirdi, çok kez benliğini kabul ettirme çabasının içinde buldu kendisini Ayşe. Yaşının genç olması, yalnız yaşaması, kadın olmanın verdiği yük, sürekli mücadele etmek zorunda bırakılması, dış dünyanın da zor olduğu gerçeği ile yüzleşmesi, geçmişinin ara sıra ayağına dolanması…Yaşanmışlıklarını arttırmasına ve bazı evrelerden geçmesine yol açtı…

Asla kendini bir fahişe olarak görmemiş ve hissetmemişti Ayşe. Koynuna zorla giren erkeklerdi asıl fahişe olan ve Ayşe’yi fahişe olarak görüp öteleyen, kahpe zihinlilerdi fahişeleşen. İnsan ziyadesiyle okuyunca hayatı, yaşama bakış açısı da farklı oluyor. İnsan ilişkileri, güven duygusu, sevgi/saygı anlayışı, zûlmün kişide ne denli izler bıraktığı, toplumsal ahlakın ne kadar çarpıklaştığı, hayata tutunmak için gösterilen çaba, kimsesizliğin/terk edilmişliğin/itilmişliğin ruhtaki yansıması, kişide farklı bir perspektifle zuhûr ediyor. Tıpkı Ayşe’de olduğu gibi.

Yaşamın ve insanlığın tokadını fazlasıyla yemişti Ayşe. Daha fazla acı çekme niyetinde değildi. Henüz acılarını onaramamışken üzerine yenilerinin eklenmesi, onun kaldıramayacağı bir yüktü. Benliğinde gelişmiş olan korunma ve savunma mekanizması, tek dayanağı, bir şeylerin ucundan tutmak için tek desteğiydi…

Şu an 39 yaşında Ayşe. Uzun yer değişiklikleri sonucunda, 8 yıldır bir yerde sabitlenebildi. Yaşadığı yerdeki halk sırt çevirmedi ona. Ancak geçmişini kimse bilmiyor ve Ayşe, biri öğrenir de kendisine farklı yaklaşır ya da anca kurabildiği düzeni alt üst olur diye çok korkuyor…

Tek başına yaralarını onarmak için uğraşıyor. Kimseye asla güvenmiyor. Erkeklerle bire bir ilişki kurmaktan kaçınıyor. Mecbur kalmadıkça konuşmuyor onlarla. Etrafında dostane yaklaşan kadınlar ve arkadaşları var artık. Ancak Ayşe yine de temkinli. Sürekli tetikteymişçesine bir çizgi koyuyor herkesle arasına…

Kendisine ait ufak bir yuva kurdu. Evde olduğu sürece kapıların kilitli olduğu, zaman zaman uykulardan kabusla kalkılan, geçmişte yaşadıklarından dolayı akıttığı gözyaşlarına şahit olan bir yuva…İlkokulu ve ortaokulu dışarıdan bitirdi. Şu an liseyi bitirme çabasında. Gerçekleşmezse korkusuyla ileriye dönük plan yapmıyor. Kendisini geçindirecek bir iş de buldu yaşadığı yerde. Kadınlar lokalinde temizlik-çay gibi işlere bakıyor…

Ayşe’den bahsettiğim bu günlük dizisinde anlattıklarımdan çok daha fazlasını yaşadı aslında o. Ancak; yaşadıklarının tamamını kaleme almaya ne yüreğim ne de kalemim dayanmadı. Tüm zorlukların ardından o bu noktaya gelebilmişken, gelecekte de bazı şeyleri aşacağı kanısındayım …

Peki ya hâlâ bu zûlmün pençesinde olanlar? Hem bu zûlmü çekip, hem de toplumca terk edilenler? Ayşe ve onun gibilerinin bu bataklarda sürünmesine neden olan sadece koynuna giren fahişe ruhlu erkekler ve satıcılar değil. Bunlara sırtını dönen, bataktan çıkmaları yönünde kılını bile kıpırdatmayan ve onların neler yaşadıklarını bilmeden zehirli kelimeler savuran herkes!

Etrafımızda her an olan fuhuş hikayelerine kayıtsız kaldığımız sürece daha çok Ayşe’ler olacaktır ve bu vebâl herkesi saracaktır. Vebâl altına giren herkes, eylem olarak olmasa da zihnen fahişedir aslen. Çünkü o; insanlığını, ruhunu, vicdanını, adalet anlayışını, merhametini, sağduyusunu satmıştır…

Tüm Ayşe’lerin özgürleşmesi, güzel bir yaşama kavuşması, toplumca kucaklanması, hayallerine kavuşması dileği ve direnişi ile…

Tülay Yıldırım EDE

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?