Son Dakika Haberler

Boykot işini bir daha düşün CHP… / Mahmut ÜSTÜN

Boykot işini bir daha düşün CHP… / Mahmut ÜSTÜN
Yorum Yap

Boykot işini bir daha düşün CHP…

Aristotateles “Umut uyanık insanın düşüdür” der… Bu sözün birkaç farklı anlamı vardır. Ama bence en önemlisi ve bu yazımızla doğrudan ilgili olan anlamı, umut denilen duygunun ancak gerçekliğin iyi bir analizine sahip olunduğu takdirde olumlu bir motivasyona, dönüştürücü bir güce kaynaklık edebileceği yönündeki anlamıdır.

İstanbul seçimlerinin iptali ve yenilenme kararı verilmesinin ardından CHP yönetimi hiç beklemeksizin “boykot yok, seçimlere katılacağız” kararı aldı ve açıkladı. Daha önce Ekrem İmamoğlu’da Beylikdüzü konuşmasında zaten bu eğilimin açık bir sinyalini vermişti.

Bu kararın bu kadar hızlı alınıp açıklanmasının ardında tabanda giderek büyüyen boykot eğiliminin önünü kesmek amacı en önemli etkenmiş gibi görünüyor.

Kamuoyuna “Her şey çok güzel olacak!” sloganı eşliğinde yansıtılan umutvar havaya bakılırsa CHP yenilenen seçimden bu kez daha net ve büyük bir zaferle çıkacağına inanmakta… Her şey normal koşullar içinde seyrettiğinde muhalefetin İstanbul seçimlerini bu kez daha açık farkla kazanacağı yaklaşımını gerçekçi bulmak için ortada çok neden var. Ama dediğimiz gibi her şey normal seyrettiğinde… Zaten en temel soru ve sorun da burada değil mi?

31 Mart seçimleri AKP’nin normal bir parti olmadığını, iktidarı bırakmamak için her türlü zor ve entrikaya başvuracağını bize bir kez daha ve somut olarak kanıtlamadı mı?

23 Haziran’da tekrarı yapılacak olan seçimlerin bu ilk seçimde alınan yenilgi deneyimiyle çok daha koordineli bir baskı ve entrikalar dizisi eşliğinde gerçekleşeceği aşikâr değil mi?

Tabi eğer 23 Haziran’da seçimler yapılırsa…

Zira provokasyon, şiddet, savaş vb. dahil iktidarın her türlü “istisnai-olağanüstü hal” ortamı gerekçesiyle İstanbul’u kayyım marifetiyle yönetme tercihine yönelmesi hiç de azımsanacak bir olasılık değil…

Boykot taktiğine karşı dile getirilen kaygı ve itirazlar içerisinde AKP’nin “bu kez hile yapamayacaklarını anladıkları için katılmadılar”, “seçim seçimdir ve kazanılmıştır” diyerek yoluna arsızca devam edeceği ve “kazanılan bir seçimin böylece muhalefetin kendi elleriyle AKP’ye teslim edileceği” vb gibi haklı argümanlar var. Ama bu argümanların hiçbiri öte yandan da “boykot” taktiğinin geçersiz kılınmasını sağlayacak kuvvette değil… Zira boykot taktiğinin en temel gerekçesi olan “7 Haziran ve 31 Mart’ta yaşananlar artık iktidarın özgür seçim hakkını tümüyle berhava ettiği ve 23 Haziran seçimlerinde olası bir yenilgi tablosunun çıkmaması için her türlü gayri hukuki ve ahlaki yola başvuracağının açık olduğu” argümanını boşa çıkarır nitelikte değil.

HDP ve İYİP’in boykota hazır olduğu, SP’nin muhtemelen bu kararı destekleyeceği, AKP ve MHP tabanında seçimlerin iptalini haksız bulan ciddi bir kitlenin mevcut olduğu bir dönemde, yani boykotun başarılı olma ihtimalinin neredeyse kesin olduğu bugünkü koşullarda, boykot seçeneği CHP tarafından niçin bu kadar kolayından bir kenara itilmektedir. Başarılı bir boykotun AKP’nin siyasi meşruiyetini sıfırlayacağı da ortadayken…

AKP’nin yinelenen İstanbul seçimlerini bir kez daha kaybetme marjı kalmamıştır. Zira bu ikinci yenilgi ilkine de benzemeyecek ve hiç abartısız AKP’nin hızla çözülüşüne sebep olacaktır. AKP’nin bunu hesaplamadığını ya da “inceldiği yerden kopsun” hovardalığıyla böyle bir karara yöneldiğini düşünmek büyük bir saflık olacaktır.

31 Mart seçimlerinde en ucube haliyle sergilenen yasa tanımazlığı görüp de 23 Haziran’da neler yaşanabileceğini öngöremeyen ve bu seçimlerden yeniden zaferle çıkılacağını bu kadar kolaylıkla telaffuz eden bir bakış, ne yazık ki “uyanık” bir akla ait bir “umut” değildir.

Daha da ilginci ve endişe verici olanı ise İmamoğlu’nun Fox TV’de Fatih Portakal’ın “Hiç boykot aklınızdan geçti mi?” sorusuna verdiği “Hayır hiç geçmedi. Birileri ortalıkta kargaşa çıksın da ne olursa olsun diye düşünüyor. Biz buna izin vermeyeceğiz” yanıtında saklıdır. Bu yanıt boykot seçeneğini demokratik bir hak olarak değil de, sistemi zora sokacak bir kargaşa vesilesi olarak gören zihniyet haritasına işaret etmektedir. Ve aynı zamanda sistemin istikrarı ve bekası önceliğiyle CHP tarafından boykot taktiğinin hiç düşünülmediğine işarettir. Daha da ileri götürürsek “gerekirse ikinci seçimi yine hile hurda ile kaybedelim ama kargaşa olmasın, sistemi zora sokmayalım” statükocu tutumunun bilinçaltındaki yansımasıdır.

Ve işin altı özelikle çizilmesi gereken boyutu da buradadır. Siyaset uzun zamandır “ilerlemezsem düşerim” mantığına sahip iktidar aktörünün, her adımda her türlü siyasi, hukuki, ahlaki sınırı/kuralı ayaklar altına alan pervasızlığı ile “olayların bizi aşacak boyutlara varmasına izin vermeyelim, risk almayalım, çok da ileri gitmeyelim” mantığı içine hapsolmuş muhalefetin sinik ve statükocu ürkekliği arasında sıkışmış durumda. Ve bizzat bu tavrın kendisi, beyin ölümü çoktan gerçekleşmiş AKP’nin biyolojik ömrünün olağandan daha uzun sürmesindeki en önemli faktör durumundadır CHP bu ürkek ve statükocu tavrıyla bugüne kadar AKP’ye can suyu vermiş ve/fakat aynı zamanda kendi altını da her geçen kendi elleriyle oymuştur.

CHP’nin seçime katılma kararı bir tek şart altında makul görülebilir. CHP 23 Haziran seçiminde denenecek bütün hile ve baskıları boşa çıkaracak, dolayısıyla iktidarın bu yöntemle kazanmasını engelleyecek tüm önlem ve hazırlıklara sahipse…

Çok ama çok zor. Fakat umalım böyle olsun.

CHP seçime katılma kararı ile çok büyük bir risk almıştır. Eğer yenilenen seçimden AKP muradına erişmiş biçimde çıkarsa bu AKP’nin yitirdiği meşruiyetini ve iktidar gücünü tazelemesine ve fakat CHP’nin bu seçimden büyük bir depremzede olarak çıkmasına neden olacaktır.

Demokrasi güçleri elbette karar boykot ya da seçimlere katılım olsun her halükârda AKP faşizminin yenilgisi doğrultusunda elinden gelen azami çabayı gösterecektir.

Sorumluluk artık tümüyle CHP yönetimine aittir.

Mahmut ÜSTÜN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: