Bugün Acının Şehrinde, Van’dayız / Zarif LAÇİN

Bugün Acının Şehrinde, Van’dayız

Bundan tam 6 yıl önce 23 Ekim’de Van’da 7.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu depremde 604 kişi yaşamını yitirdi. 200’den fazla kişi enkazın altında yapılan arama kurtarma çalışmaları sonucunda sağ kurtarıldı. Yüzlerce insan yaralandı. Van depreminin açtığı yaralar sarılmaya çalışılırken, 9 Kasım’da merkez üssü Edremit olan 5.6 büyüklüğünde ikinci bir deprem meydana geldi. Bu depremde de 32 kişi hayatını kaybetti. Onlarca kişi yaralandı.
 ****
Türkiye’de meydana gelen büyük depremlerden biriydi Van depremi. Çok fazla insanın yaşamını yitirdiği ve birçok insanın da yaralandığı sismolojik bir vaka olarak tarih sayfasına geçti. Olayın gerçekleşmesi, boyutu, nedenlerini işin uzmanlarına -sismologlara- bırakıp, insanlar üzerinde yarattığı sosyolojik ve psikolojik yönüne değinmek istiyorum asıl.
****
İnsanlar büyük kayıplar yaşadı. Kimi, ailesinden neredeyse herkesi kaybetti; kimi yıllarca bir arada olduğu komşularını, arkadaşlarını, öğretmenlerini, öğrencilerini, çocuklarını, anne ve babasını kaybetti. Kimi kolunu, bacağını ve gözünü… Van’da birçok ev ve iş yeri yıkıldı, taş üstünde taş kalmadı deyim yerindeyse. Ölümlerin yanı sıra, geride kalanlarda da unutamayacakları bir travmaya sebep oldu.
 ****
Azra bebek

Bu çok büyük bir bedel oldu. Özellikle çocuklar açısından. Hepiniz hatırlarsınız 14 aylık Azra bebeğin mucize kurtuluşunu. Bir de 13 yaşında depremin simgesi haline gelen Yunus’u. Yüzlerce insan arasında hiç tanımadığımız ama oradaki birçok insanın tanıdığı isimler arasındaydı Yunus. Enkaz altında kalanlara tanıklık etti, o kısacık yaşamında. İnsanların o enkaz altında neler hissetmiş olabileceklerini, gözlerinde görmemizi sağladı Yunus.

 ****
Fotoğraf karesine sığdırılmaya çalışılan o bakışlarında, olup biten her şeyi tahmin etmek mümkündü. Flaş yüzünde patladığında sadece şaşkın bir ifade vardı. Ne olduğunu anlayamadan bir oyun salonunda yakalanmıştı depreme. Tahminlere göre onu korumak için üzerine kapaklanan bir ölüyle kurtarılmayı bekleyen küçük Yunus, saatler sonra enkazın altından çıkarıldığında, gözlerindeki çaresiz acıyı görmek mümkündü. Belki de kurtarılmayı hiç beklemiyordu. Tüm bilinmezliğiyle beraber, nedenini asla unutamayacağımız o ifadesiyle hastaneye kaldırılan Yunus, daha fazla dayanamadı olup bitene. Bu kareler, bir fotoğrafı dahi olmayan Yunus’un kimliği dışındaki tek fotoğrafı oldu.
****
Van depreminin yarattığı korku aynı zamanda evini, sevdiklerini, iş yerini, işini kaybedenlerin bundan sonrası için ne yapmaları gerektiği konusundaki endişeleri de beraberinde getirdi.
****
Bu tür vakalar sadece can kaybına sebebiyet vermez. Başka büyük sorunlara da neden olur. Bunların arasında en önemlisi ve en zor olanı da yeniden hayata tutunabilmek… Dolayısıyla her depremde olduğu gibi bu olayın da geride bıraktığı enkazın ne derece ciddi boyutta olduğunu görmek mümkün. Van depremi bir yandan olayı yaşayanlarda bu tarifsiz acıları ve çaresizlikleri yaratırken, diğer yandan da ortak duyguda buluşmayı gerektirirdi elbette. Yani empati duygusunu… Peki olması gerektiği gibi paylaşıldı mı acılar?
****
Türkiye’nin birçok yerinden yardımlar toplandı. Bu yardımlar yerine ulaştı mı? Maalesef yapılan yardımlar yerine ulaştırılmadı. Ulaşan yardımların dağıtımı eşit şekilde yapılmadı. İnsanlar, bir yandan yaralarını hızla sarmaya çalışırken, öbür yandan ne yazık ki birçok insan acımasız ve etik olmayan davranışlara maruz kaldı. Milliyetçi ideoloji daha ağır bastı insanlığından. Mağdurlar bir yandan ihtiyaçlarını karşılanmaya çalışırken (yatak, yiyecek, içecek, giyecek, barınma gibi) öbür yandan soğuklarla mücadele ettiler. Çadır verildi denildi ama her nedense asla sahiplerine ulaşmadı. Toplanan milyonlarca liranın akıbeti öğrenilemedi. Böylesine korkunç ve acımasız bir olayda oradaki insanlara gereken önem verilmedi, yeterince hassasiyet gösterilmedi. Birçok insanın ihtiyaçlarına dokunulmadı dahi.
****
Üzerinden 6 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ yaz kış demeden dışarıda, çadırlarda yaşayan insanlarımız var ne yazık ki. Sonuç itibariyle geçen 6 yıllık süre içinde, birçok yara sarıldı belki; ama insanlık bir kez daha Doğu ve Batı arasında sıkışıp kaldı. Bir de, Yunus’un gözlerinde bize miras kalan o fotoğraf karesi…
***
Zarif LAÇİN   

Zarif LAÇİN Kimdir?

25 Mart 1981 doğumlu Zarif, “kaliteli insan, kaliteli bir yaşam doğurur ve geride bırakabileceği de yine öyle bir hayat olur” diyor.

Tüm hikayeler o ilk nefesten itibaren hayat bulur. Suya atılan taşın oluşturduğu küçük çaptaki dalganın, bir başka çapta büyük dalgaları peşinden sürüklediğini unutmamak gerekir. İşte bunu hiç unutmayan kişidir Zarif.

Radyo-Tv Yayıncılık sadece bir meslektir onun için…

 

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?