Büyüyen Türkiye / Oğulcan MAVUNACILAR

Büyüyen Türkiye

Nereye gideceğimi bilmeden güneşin parlaklığına aldanarak evden çıktım. Arabalarla kaplanmış caddelerin üzerinde, yayalar yürüsün diye yapılmış olan, iki kişinin zor sığdığı kaldırımda yürümeye başladım. Kafam önde, kare şeklinde döşenmiş taşları incelemeye koyuldum; üç sıra pembe, altı sıra gri. Uzun zamandır işsiz olduğum için cebimde beş kuruşum yok ama en azından hava güzel. Her şeyin maddiyat olduğu bu dünyada neyse ki; yürümek, nefes almak, bir bankta veya kayalıkta oturup güneşin batışını seyretmek, bir çiçeği koklamak bedava.

Oysa bu zamana kadar benden istenen şeyleri eksiksiz olarak yerine getirdim. Yıllarca okuyup tarih öğretmeni oldum. Ancak şimdi hiçbir özel okul veya dershane iş vermiyor. Tecrübesizmişim öyle diyorlar. Bir yerlerden torpilim de olmadığı için evimde oturuyorum. Çevremdeki insanlar, “Git başka iş bak, bu ülkede hangi insan kendi işini yapıyor ki zaten” diyorlar. Ben de onlara, “Kendi işimi yapamayacaksam neden okuduğumu.” Soruyorum, susuyorlar. Daha ne yapmam gerektiğini, hayatımı nasıl yönlendireceğimi bilemiyorum. Akıl vermeye meraklı onlarca insan, öğretmenlik sınavlarına girmem gerektiğini söylüyor. Senelerce okumak, belirledikleri sınavlara girmek yetmiyormuş gibi, üniversiteyi bitirdikten sonra bir de başka imtihanlara girmek, yıllarca atanmayı beklemek açıkçası hiç işime gelmiyor.

Beynimin içinde bana akıl veren insanların sesleri yankılanıyor. Kimseyi umursamadan sahile doğru yürüyorum. Belirsizlik beni öldürüyor. Kendime sorduğum onlarca sorunun cevabını bilememek de cabası. “Sonum ne olacak? Öleceksin.” Evet, öleceğim. En azından her insan gibi benim de bildiğim tek ve en net şey bu. Peki ama ölmek için geldiğim bu hayat, hep böyle mi geçecek? İş bulabilecek miyim, evlenip çoluk çocuğa karışabilecek miyim, ev almanın bir hayal olduğunu bildiğim için, tutacağım evin kirasını verebilecek miyim, yiyecek içecek masrafını karşılayıp eve gelen faturaları ödeyebilecek miyim? Bütün bu sorular düşündükçe bir sakız gibi uzayacak ve beni üzmekten başka hiçbir işe yaramayacak biliyorum ama cidden bu dünyaya böyle yaşamaya mı geldim? Hayır. Benim gerçekleştirmek istediğim hayallerim var. Her insanın var, farkındayım. Zaten hayatı yaşanır kılan da bu hayallere tutunmak değil mi? Doğru. Her şeyin üst üste geldiği anlar da, beynimizin içinde kendimizi birden başka bir dünyada bulmanın verdiği mutluluk dudaklarımıza yayılan hafif bir tebessümle kendini ifade etmez mi? Eder ama en acısı gerçeğe geri dönmektir. Yani yaşadığın ana.

Şu an kendi kendimle yaptığım bu konuşmanın ne anlamı var onu da bilmiyorum. Bir çözüm üretmedikten, bir şeylere tutunmaya çalışmadıktan sonra her şeyin kendiliğinden düzeleceğini umut etmenin anlamsızlığının da farkındayım. Hatta çoğu şeyin bilincindeyim.

Kendimle yaptığım bu sohbeti karşımda beliren yaşlı bir amca böldü. Koluna astığı bir poşet, bir elinde tespih, diğer elinde çorap var. Satmaya çalışıyor. Ona dönüp “Beş kuruşum yok.” diyemiyorum. Kafamı sallıyorum, yüzüne bakmadan yanından geçip gidiyorum. Biraz yürüdükten sonra yerde kucağına çocuğunu alarak dilenen bir kadını görüyorum. Yaşı hemen hemen benimle aynı; 23-24. Görmemezlikten gelmek için kafamı solumda duran yola çeviriyorum. Baktığım yerde “Büyüyen Türkiye” yazılı bir tabelayla karşılaşıyorum. Önce tabelaya sonra sağımda yerde oturup kucağında çocukla dilenen kadına ve arkamda bıraktığım amcaya dönüp bakıyorum. Biraz ilerledikten sonra geçtiğim bir dükkânın camından yansıyan yüzümü inceliyorum. Ağlanacak halimize gülmekten başka çaremin olmadığını anlayıp kendi kendime mırıldanarak yürümeye devam ediyorum; “Büyüyen Türkiye. Ha ha ha!”

Oğulcan MAVUNACILAR

 


Oğulcan Mavunacılar Kimdir?

2 Nisan 1993’te İstanbul’da doğan Oğulcan Mavunacılar, ilk ve orta öğrenimini Reşat Nuri Güntekin okulunda tamamladıktan sonra, öğrenim hayatına Ahmet Sani Gezici Lisesi’nde devam etti. 2012’de Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi / Tarih bölümünü kazanan Mavunacılar, 2016’da pedagojik formasyon eğitimine de tamamlayarak Tarih öğretmeni olarak mezun oldu.

Mavunacılar, çoğunlukla deneme türünde yazmayı tercih etmekle birlikte bitirmek üzere olduğu bir de roman çalışması vardır.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?