CHP’nin en genç PM üyesi Gamze Pamuk Ateşli, meydan okudu! “Karanlık odakların işbirlikçilerinin beni yaftalamaya çalışmaları doğru yolda olduğumu gösteriyor”

CHP’nin en genç PM üyesi Gamze Pamuk Ateşli, meydan okudu! “Karanlık odakların işbirlikçilerinin beni yaftalamaya çalışmaları doğru yolda olduğumu gösteriyor”

“Geçmişte FETÖ güzellemesi yapan, her türlü karanlık odakla iş birliği içerisinde olan bazı siyasetçi ve gazetecilerin, bir kısmı 17 yaşında bir lise öğrencisiyken yapmış olduğum kimi paylaşımlar üzerinden beni yaftalamaya ve yıpratmaya çalışmaları doğru yolda olduğumu gösteriyor.”

CHP 36. Olağan Kurultayı’nda PM(Parti Meclisi)’ye seçilen ‘en genç üye’ olma özelliğini taşıyan 24 yaşındaki hukukçu Gamze Pamuk Ateşli, hukukçu kimliğiyle içinde yer aldığı bazı dava ve olaylar üzerinden kendisine yönelik yaftalama yapanlara meydan okudu.

Ateşli, kendisini, Canan Kaftancıoğlu ve Sera Kadıgil’e benzetelenlere ise “Onur duyuyorum” diyerek yanıt verdi.

CHP PM Üyesi Gamze Pamuk Ateşli’nin “karanlık odakla iş birliği içinde olan gazeteci ve siyasilere” cevap niteliğinde olan basın açıklaması şöyle:

Partimizin 36. Olağan Kurultayı’nda örgütümüzün desteği ile 384 oy alarak 40. sıradan Parti Meclisi’ne seçilmiş bulunmaktayım. Bu kurultay Bursa’mıza büyük bir sorumluluk yüklemiş oldu. 2019’a odaklanarak omuz omuza mücadelemizde Türkiye’ye örnek olacağımıza inanıyorum ve şahsıma temsil yetkisi veren örgütüme sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

İki gündür özellikle coşkulu geçen kurultaydan sonra şahsıma yönelik başlatılan linç kampanyasına karşı susmayı yeğledim. Zira çoğu kayda değer alınmaması gereken ve benim üzerimden partimi yıpratmaya çalışan kampanyalardan sonra bu açıklamayı yapma gereği duyuyorum.

Öncelikle gerek sosyal medyada gerekse yazılı ve görsel basında beni tebrik edip yüreklendiren, cesaretlendiren insanların varlığı beni mutlu ederken diğer tarafta bana dair başlatılan bu kampanya ülkemizde siyasetin düştüğü içler acısı hali de gözler önüne seriyor.

24 yaşında hukukçu ve insan hakları savunucusu bir kadın olarak hakkımda yürütülen bu kampanya esas olarak bu yaşta biz genç siyasetçilere Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olmak gerektiği konusunda daha çok çaba sarf etmemiz gerektiğini açıkça gösteriyor.

Geçmişte FETÖ güzellemesi yapan, her türlü karanlık odakla iş birliği içerisinde olan bazı siyasetçi ve gazetecilerin, bir kısmı 17 yaşında bir lise öğrencisiyken yapmış olduğum kimi paylaşımlar üzerinden beni yaftalamaya ve yıpratmaya çalışmaları doğru yolda olduğumu gösteriyor.

Bir hak savunucusu olarak katılmış olduğum dava ve duruşmalardan tutun da günlük siyasi konjonktüre ilişkin yapmış olduğum eleştirel paylaşım üzerinden dahi korkunç bir linç kültürüne tabi tutuldum. Kuşkusuz bu karmaşık siyasi ortamda kısmen bu saldırıları bekliyordum ancak açıkçası seviyenin bu kadar düşebileceğini tahmin etmiyordum.

Genel olarak yazılanlara ve sosyal medya paylaşımlarıma yönelik eleştirilere polemik konusu yaratmadan ve karşı cevap hakkı doğurmayacağını umarak cevap mahiyetinde olması açısından kendime dair kısa bir değerlendirme yapmam gerektiğini düşünüyorum.

1994 yılında marangoz bir baba ve ev hanımı bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Hayatımın hiçbir döneminde ne farklı güç odaklarına yaslanma ne de siyasi olarak belli kesimlere yamanma gibi bir durumum olmadı.

Kimi siyasetçilerimizin “şanslı” çocukları gibi özel şirketlerin ve iş adamlarının dolgun burslarıyla değil; ilkokulda Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda eğitimime katkı sağlayıp, sonrasında liseyi birincilikle bitirip üniversite hayatımı başarıyla tamamlayarak ülkenin aydınlık geleceğine dair bir umut olan Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyasete başladım.

Gerek eğitim yaşamım ve gerekse 2 yıldır yürüttüğüm siyasi yaşamım boyunca ülkemizin içinde bulunduğu tek tipçi ve dayatmacı yapıya karşı evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün göstermiş olduğu muasır medeniyet seviyesine ulaşma konusunda çaba sarf ettim.

Ülkemizde yaşanan hak ihlallerine dair hiç kimseyi ideolojik bir ayrıştırmaya tabi tutmadan insan odaklı bir duruş içerisine girdim. Hak ihlaline uğrayan kişinin kimliği, etnisitesi, aidiyeti değil mağduriyeti beni ilgilendirdi.

Ensar vakfı davasında istismar edilen çocukların da davasını takip ettim, Cizre’de 12 yaşında polis kurşunuyla başından vurulan Nihat KAZANHAN’ın da; Van’da 40 günlük bebeği tecavüz ederek öldüren sanıkların yargılandığı davayı da takip ettim, Silopi’de panzer altında kalarak hayatlarına son verilen 6 ve 7 yaşlarındaki Furkan ve Muhammed kardeşlerin de; Gezi direnişi sırasında katledilen Berkin ELVAN dosyasını da içim yana yana takip ettim.

Evrensel hukuk ilkelerinin korunması ve ülkemizin demokratik bir seviyeye gelmesi için Dönemin kamu görevlilerinin de dahil olduğu Hrant DİNK’in ölümüne dair davaya ilişkin de hassasiyet gösteririm, ömrünü faili meçhul cinayetlerin aydınlanmasına adayıp faili meçhul cinayete kurban giden Diyarbakır Barosu eski başkanı Tahir ELÇİ cinayetinin de aydınlatılması için mücadele ederim. Bunu yaparken hukukçu kimliğimle yaparım. Bunun için hak ihlaline uğrayan kişilerle aynı ideoloji ve dünya görüşüne sahip olmam gerekmez. Hümanist bakış açısı bunu gerektirir.

Savaşın ortaya çıkardığı yıkıcı sonuçlara ilişkin düşünceyi ifade etme özgürlüğü çerçevesinde bildiri yayınlayan TTB üyelerinin gözaltına alınmasına da itiraz ederim, Afrin’de şehit düşen askerlerimizin acısını da en derin şekilde yüreğimde hissederim.

Ancak AKP hükümetinin geçmişte yürüttüğü yanlış siyasetin bir sonucu olarak çocuklarımızın ölümüne sebebiyet veren uygulamalarını da eleştiririm.

Bu paylaşımlarım nedeniyle son dönemlerde benim gibi lince maruz bırakılan çok değerli yol arkadaşlarım Canan KAFTANCIOĞLU ve Sera KADIGİL’e de benzetilmekten onur duyduğumu belirtmek isterim. Değerli yoldaşım KAFTANCIOĞLU’nun dediği gibi “Kadın kimliğimizle erkek egemen siyasette var olmamızdan korkuyorlar” Genç olmamızdan ve kararlı duruşumuzun onların sonunu getireceğini bildikleri için korkuyorlar !

Popülist bir yaklaşımla belli bir kesime veya zümreye iyi ve şirin görünmek için değil gerçekten inandığım değerler uğruna mücadele ettiğim Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapmaktan ve Parti Meclisi Üyesi olmaktan onur ve gurur duyuyorum.

Gamze Pamuk Ateşli

CHP PM uyesi

Haydar Koçak

Fotoğraflar: Gazetekritik

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?

%d blogcu bunu beğendi: