Delikanlıya / Ümit Altun

DELİKANLIYA….

 

Seni tanıyorum Delikanlı, hem de çok iyi tanıyorum. Sen beni tanımazsın, beni görmedin bile. Ama ben seni gördüm. Hem de ilk defa dün gördüm…

 

Ben Kadıköy’den, Karaköy Vapuru ile Taksim’deki Cumartesi Anneleri’nin oturma eylemine yetişme telaşı ile vapurun açık kısmında tedirgin bir şekilde otururken, sen sırtın bana dönük önümdeki sırada oturuyordun. Başındaki sarığın ve giydiğin uzun gömlek ve işlemeli yeleğin altındaki şalvarınla tam bir Ehl-i Sünnet abidesiydin. Yaşın ya 20, ya da olmak üzereydin. Uzun ama seyrek bir halde suratına yayılan sakalın ve sarığının altından neredeyse omuzlarına kadar dökülen  saçlarınla kendi cenahında, eminim en rağbet gören gençlerinden biriydin…

 

 

“BAŞÖRTÜLÜ GENÇ KIZ BİLE”

Biliyor musun Delikanlı? Bir şey fark ettim; seninle aynı cenahtan sayılmasına rağmen, elindeki kitaplardan anlaşıldığı kadarı ile üniversite öğrencisi olan başörtülü bir genç kız bile senin ortamdaki varlığından huzursuz olmuştu. Görünüşünden ‘mütedeyyin’ olduğu anlaşılan üniversiteli kız bile senden tedirgin olduğuna göre, vapurdaki diğer insanların tedirginliğini var sen düşün.

 

Sen ise etrafındaki tedirginlik bulutundan habersiz, haberdar olsan bile umursamaz tavırlarla boğazın eşsiz manzarasına dalmıştın. Ama gözümden kaçtı zannetme… Hemen yanımızdan geçen uzun boylu, daracık bir tayt giymiş ve neredeyse kalçalarının tüm hatlarını gösteren kıza attığın birkaç saniyelik bakışın ardından gözlerini suçluluk hatta korku ile kaçırışını gördüm delikanlı… Sen toy, belli ki eğitimini tamamlayamamıştın henüz. Bir anlık şehvet melteminin iç dünyanda yaratacağı fırtınadan korktun.

 

Seni tanıyorum dedim ama senin gelecek planlarının neler olduğunu az çok tahmin ettiğimden ciddi derecede korkuyorum senden. Normal şartlar altında sana düşmanca hisler duymam gerekiyor. Çünkü sen uygun ve olgun anı bulduğunda tıpkı senin gibi, hemen hemen aynı tedrisattan geçen ve bugün Suriye’de kafa kesen gençler gibi kafamı kesebilirsin… Umarım yanılıyorumdur, umarım son dönem yaşadıklarımızın bir çoğumuzun ruhunda yarattığı paranoyaklığın ürünü olsun düşüncelerim… Umarım delikanlı umarım…

 

İnsanları ne kadar tedirgin ederse etsin, inancını temsil ettiğine inandığın o giysilerin içinde bile masum ve savunmasız görünüyordun. Kafanın içini ne ile doldurduğun veya ne ile dolduracağın aslında hepimizin malumu. Benimse endişem bu halini abartıp bir ölüm makinesine dönüşmen. Oysa biliyor musun delikanlı?  Bunların hiçbirini yaşamayabiliriz. Sen inancınla, ben (kızacaksın biliyorum) inançsızlığımla bir arada yaşayabiliriz… Haklısın; çok zor ama yaşayabiliriz inan.

 

 

“TEK YAPMAN GEREKEN KENDİNE BİR ŞANS TANIMAN”

Tek yapman gereken, kendine bir şans tanımak. Sana vaat edilen ölüm sonrası yaşayacaklarına kavuşmak için “kâfir” bellediğin ve birçoğu masum insanı öldürmen gerekmediği… Bu dünyada sergileyeceğin vahşetin öbür dünyadaki cennetin anahtarı olmadığını anlaman için ne yapılabilir inan bilmiyorum… Oysa bir anlasan, bir anlasan var ya delikanlı, o dar taytlı kızla değilse bile, başörtülü o üniversiteli kızla yan yana oturup arada kaçamak da olsa elini tutabilirdin.

 

Bir şeyi daha anlamanı isterdim; (çok şey mi istiyorum?) senin bugün göğsünü gere gere dilediğin kıyafetle dolaşmana yol açanların inan bana büyük bir kısmı senden ve senin gibilerden korkuyorlar. Senin hayal ettiğin ‘dünya düzeninde’ çoğu kaçacak delik arar. Verdikleri desteğin tek bir sebebi var; mevcut iktidardan nemalanıp, hak etmedikleri bir bolluk ve refahın nimetleri ile plazalarında ve AVM’lerinde mutlu mesut yaşamak. Ama ne yazık ki delikanlı sen bunu anladığında korkarım çok geç olacak…

 

Nihayet vapur iskeleye yanaştı… Ben koştura koştura Tünel’e giderken sen yine etrafına kaçamak ve ürkek bakışlar atarak Beşiktaş yönüne yöneldin ve gözden kayboldun… Keşke bunları gözlerine baka baka demli bir çay eşliğinde söyleyebilseydim… Ama ne ben sana bunları söyleyebilirim, ne de sen beni oturup dinleyebilirsin. En azından yaşadığımız yüzyılda bu çok zor… Belki başka bir yüzyılda, bizden sonrakiler… Tabii bizden sonrakilere yeni bir yüzyıl bırakabilirsek… Evet delikanlı her şeye rağmen seni tanıdığıma memnun oldum…Kal sağlıcakla…

 

                                                                                                                    ÜMİT ALTUN…

 

%d blogcu bunu beğendi: