Son Dakika Haberler

Demirtaş: Erdoğan demokratikleşme konusunda bir adım atarsa, biz de kendisine on adım atarız

Demirtaş: Erdoğan demokratikleşme konusunda bir adım atarsa, biz de kendisine on adım atarız
Yorum Yap

Demirtaş: “Mahkeme 7 yıl sonra benim sözlerimi örgüt propagandası olarak değerlendiriyor ama o dönem Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda devlet yetkilileri İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmeler yapıyordu”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde “terör örgütü yöneticiliği” iddiasıyla tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılanmasına devam edildi. Sincan Cezaevi Kampusu içindeki duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılan Demirtaş, 3 yıla yakın bir süredir hukuka aykırı şekilde tutuklu olduğunu belirterek “siyasi amaçlarla ve iktidarın siyasi beklentileri ve çıkarları için tutuklandığını” belirtti.

“Sayın Öcalan” dediği için “terör örgütü propagandası yapma”, “suçu ve suçluyu övmek” suçlarından hazırlanan 29 numaralı fezleke üzerinden savunma yapan Demirtaş, bu konuşmayı 2012’de Nusaybin’de yaptığını ifade etti. Bu konuşmadan iki hafta önce Erdoğan’ın MİT Müsteşarı Emre Taner’i Oslo görüşmelerine kendisinin gönderdiğine ilişkin açıklama yaptığını belirten Demirtaş, şunları söyledi:

“Mahkeme 7 yıl sonra benim sözlerimi örgüt propagandası olarak değerlendiriyor ama o dönem Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda devlet yetkilileri İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmeler yapıyordu. Bu görüşmeler aleni şekilde kamuoyuna yansımamıştı. Bu süreçte Abdullah Öcalan’ın kendi el yazısı ile dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a ve hükümete gönderdiği bir mektup vardı. Mektupta Öcalan, yeni bir barış süreci başlatmak istediğini, çok ciddi ve kararlı olduğunu, bu meselenin artık çözülmesi gerektiğini kendi üslubunca Erdoğan’a anlatmıştı. Bizler barış süreci için çaba sarf ederken asıl acil olan ölüm sınırındayken açlık grevlerini bırakmalarını sağlamaktı. İşte Nusaybin’deki konuşma bunun için yapıldı.”

Nusaybin konuşmasını yaptığı dönemde çözüm süreci kapsamında Kandil’e birkaç kez gittiğini belirten Demirtaş şunları söyledi:

“Silah bırakmalarına ikna etmek için saatlerce konuştuğum günler oldu. Bana şunu söylüyorlardı: ‘İyi de Selahattin Bey, bize anlatıyorsunuz da senin parti yetkililerin gece gündüz soruşturmaya, tutuklamaya tabi tutuluyor. Siz gelmiş burada silah bırakın, sivil siyaset yapın diyorsunuz da siz bile siyaset yapamıyorsunuz, biz nasıl yapalım?’ Bunu KCK’nin üst düzey yöneticilerinden duydum. Onun için bu fezlekeler, tutuklamalar, savaş devam etsin diye yapılanlardır. O dönem KCK soruşturmasında 10 bine yakın siyasetçi içerideydi. Buna rağmen silah bırakın dedim. Ve bıraktırma noktasına getirmiştik.”

Şu anda benzer süreçlerden geçtiklerini, bu süreçte yine Öcalan’ın devreye girmesi gerektiğini belirten Demirtaş, “Avukatlarıyla ve başka heyetlerle görüştürülmeli. PKK’ye çağrı yapılacaksa, çağrı yapmasına imkân sunulmalı. Kansız, silahsız, şiddetsiz, demokratik yol ve yöntemlerle sorun çözülmeli. Erdoğan geçen gün bir konuda şöyle dedi: ‘Bize bir adım atana biz on adım atarız’. Kendisi demokratikleşme konusunda bir adım atarsa, biz de kendisine ve parlamento çatısı altındaki çalışmalarda on adım atarız. Türkiye barışa odaklanmalıdır” dedi.

“Rumeli diyebileceksin Kürdistan diyemeyeceksin. Var mı böyle bir şey?”

Demirtaş savunmasında mahkemenin “Kürt” ve “Kürdistan” kelimelerini kullanarak hüküm kurulması halinde suç duyurusunda bulunacağını söyledi. 142 yıl hapsi istenen Demirtaş, “Rumeli diyebileceksin Kürdistan diyemeyeceksin. Var mı böyle bir şey?” diye konuştu.

Demirtaş, savunmasında hakkında hazırlanan hiçbir fezlekede suçun somutlaştırılmasının yapılmadığını; örneğin ‘terör örgütü propagandasını hangi cümlelerle yaptığının belirtilmediğini söyledi. HDP eski eş genel başkanı, savcıların “salla gitsin, ya tutarsa yöntemini izlediğini” belirtti.

“Siz bana ‘Kürt değilsin’ demediğiniz sürece Kürtlüğümü hatırlamıyorum”

Bir fezlekede atıfta bulunulan konuşmasını okuyan Demirtaş, savcının konuşmada geçen “Kürt” ve “Kürdistan” kelimelerinin baş harflerini küçük yazarak hakaret etmek istediğini savundu. Demirtaş, savunmasına şu ifadelerle devam etti: “Ben o savcıya da mahkeme heyetine de bütün yargı mensuplarına da şunu söylemek istiyorum. Ben bir Kürt’üm. Siz bana Kürt değilsin demediğiniz sürece de Kürtlüğümü hatırlamıyorum işin doğrusu. İnsanlığımı hatırlıyorum daha çok.”

Bu ülkede Kürt ve Kürdistan demenin terör propagandası sayılmasını hakaret olarak gördüğünü belirten Demirtaş, mahkemenin bunu düzeltmesi gerektiğini söyledi.

Demirtaş, “Mahkeme bana 100 yıl ceza versin, umurumda değil. Ama Kürdistan ve Kürt kelimelerini kullanarak tek bir cümle [hüküm] kurarsanız mahkemeniz hakkında suç duyurusunda bulunurum” diye konuştu.

“Yıldırım ve Erdoğan söylediği için değil…”

“Kürdistan Binali Yıldırım söylediği için değil, Erdoğan söylediği için değil, tarihi olarak, coğrafi olarak bir realite olduğu için vardır” şeklinde konuşan Demirtaş, “Rumeli diyebileceksin Kürdistan diyemeyeceksin. Var mı böyle bir şey? Konuşmamda da belirtmişim biz Kürdistan’ı ayrı bir devlet olarak ifade etmek istesek bundan korkmayız. Çıkar söyleriz” dedi.

Demirtaş demokratik özerklik konusuna da değinerek, bunun biricil çözüm yolu olduğunu söyledi. HDP eski eş genel başkanı, “Tek adamlık, diktatörlük Türkiye’ye Anayasa referandumuyla zorla kabul ettiriliyor da Selahattin Demirtaş bir mitingde demokratik özerkliği mi savunamayacak? Bu mu suç olacak?” ifadelerini kullandı.

Hâlihazırda Türkiye’yi yönetenlerin en büyük suçu işlediğini savunan Demirtaş, Anayasanın askıya alındığını ve anayasasızlığın fiili durum olduğunu belirtti. Demirtaş, “138. Madde her gün katlediliyor. Yargıya bangır bangır talimat veriliyor” diye konuştu.

Demirtaş, “Binlerce akademisyenin savaş istemiyorum dediği için akademiden atıldığını ve yargının onlara patır patır ceza yağdırdığını” sözlerine ekledi.

HDP’ye mesaj

Demirtaş, duruşmaya verilen arada mahkeme başkanının izni ile salonda bulunan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ile sohbet etti. Demirtaş, Beştaş’a şunları söyledi:

“Akan kanı durduralım, ölümleri durduralım, gerisi önemli değil. Diğer partilerle diyalog kurmanız çok önemli. İktidar partisi dahil Türkiye’nin demokrasisi adına diyalog kurmalısınız. HDP’ye bu görev düşer. Bunda da cesur olmamız lazım. Barış ve demokrasi adına en önemli aktör olmaya devam edeceğiz.”

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: