Demokrasiden, hep demokrasiden…”Nasıl asmasınlar, Türkiye ulan burası?”… / Havin Hivda

Demokrasiden, hep demokrasiden…”Nasıl asmasınlar, Türkiye ulan burası?”…

Farkında mısınız, artık Anayasayı, referandumu değil Avrupa’da yaşanan krizleri konuşuyoruz. ‘Demokrasi’ kapsamında üstelik.

Meydanlara çıktılar ama anlatacak bir şeyleri yoktu. Onun için ‘hayır’ diyenlerin üzerine oynamak zorunda kaldılar. Önce hakaretlerle başlayan ifadeler yerini terörist olmakla suçlamaya bıraktı. Anayasada yapılacak değişiklikler hakkında konuşulacak ve en önemlisi savunulacak hiçbir şey yoktu çünkü. Şimdi tam tekrara düştükleri anda Avrupa Hızır gibi yetişti. Farkında mısınız, artık Anayasayı, referandumu değil Avrupa’da yaşanan krizleri konuşuyoruz. Hatta referanduma kadar bu konu epey konuşulacağa benziyor.

Eğer bir konuyu beğenmiyorsanız, ya yalandan dinler ya da konuyu değiştirirsiniz. Bir tartışmada haklı çıkamıyorsanız ya sesinizi yükseltir ya ortamı terk edersiniz. İşte hükümet de referandum süreci başladığı andan itibaren bu yolu izliyor. Meydanlarda sesini yükseltip tüm ‘hayır’ diyenleri terörist olmakla suçlayınca bu anketlerde ters tepmeye başlamıştı. Çünkü hayır diyenler yalnız Erdoğan karşıtları değildi. Zamanında AKP’ye oy veren seçmen de hayır diyeceği için şimdi terörist yerine konulmaktan pek de hoşnut olmadı. Bu agresif tutum Erdoğan’ın işine yarayacak sanıldı ama aynı evin içinde hem hayır, hem evet diyecek olanların varlığı düşünüldüğünde bu yolun yol olmadığı anlaşıldı. Bu ‘germe eğilimi’ sonuç vermediğine göre ve ‘Anayasa değişikliği’ne dair savunulacak herhangi bir şey de olmadığına göre meydanlarda konuşulacak başka bir şey yaratılmalıydı. İşte Avrupa bu noktada Hızır gibi yetişti.

Hep bana, hep bana demokrasisi

Ülke içinde demokrasiyi mumla aratan hükümet bir anda demokrasi neferi olup çıkıverdi. Şimdilerde sosyal medyada Erdoğan’ın, zamanın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a yaptığı seslenişin ses kayıtları dolaşıyor. Ne diyor bu ses kayıtlarında?  “Ne anlatacaksan Kıbrıs’ta anlat. Niçin Türkiye’de miting yapıyorsun.” Şimdi aynı şeyi bize söylüyorlar. Ortalığı ayağa kaldırıyoruz. Demokrasi?

Hadi gel vur, gel vur hadi!

Hollanda 15 Mart’ta seçimlere gidiyor, Türkiye’de miting yapmak isteyen tek bir Hollanda partisi oldu mu? Kalkıp bana ‘ülkemizde Hollandalı mı var ki?’ demeyin sakın. Elbette ki bizim onları kuşatıp sarıp sarmaladığımız gibi değil durum. Binlerce Türk göç etmiş ama yaşadıkları ülkeyi beğenmiyorlar. Adamların aklı hala burada. Dön desen dönmez, oradakini demokrasiden saymaz, polisine  “Hadi gel vur, gel vur hadi!” diye efelenir. Okumuşsunuzdur, Hollanda’da yaşanan gerilim anlarında iki Türk vatandaşı arasında geçen diyalog haber oldu. Konuşma şöyle:

“-Hadi gel vur, gel vur hadi! (polise)
-Abi sus atacaklar içeri…
-Nasıl atacaklar Türkiye mi lan burası?”

Değil tabi… Öyle polisine özgürlüğün için kafa tutarsın, hükümetini yerden yere vurup eleştirirsin. Kimse de bu eleştirilerinin peşine ‘hakaret ettin’ diye düşmez. Burada nefes alamayıp, demokrasiye muhtaç olduğun için; iş imkanları olduğu için kaçarsın ama oralardan Türkiye için şeriat dilenirsin. “Türkiye mi lan orası?” Hem memleketçilik oyna, hem demokratik ülkenin imkanlarını kendi gerilimlerin için kullan.

Hollanda, seçimlere giderken milliyetçi oylara oynuyormuş. MHP ile ortak adım atan hükümet mi söylüyor bunu? Pardon da sen ülkende kime yaranmaya çalışıyorsun? Siz hangi kitlenin kuklası oldunuz?

‘Kadın Bakan’a Bu Yapılır mı?

“Bir kadın bakana bu yapılır mı?” söylemine gelince, eril bir ifade olarak görsem de şunu ifade etmeden geçemeyeceğim. ‘Türbanlı bacım’ mağduriyeti yaratmaya çalışanlar Hollanda’nın uyarısına rağmen kadın Bakanımızı oraya gönderiyorsa, bunu ajite haline getirmeleri hiç doğru değil. Hükümet yanlısı kalemlerden bu ifademi destekleyen açıklamalar yapıldı. “Şu Merkel’in çıkışı, Erdoğan ve AK Parti’nin eline eşsiz bir fırsat verdi. Sadece Almanya değil, Avrupa değil, Türkiye’deki seçmenler üzerinde de son derece olumlu bir etki yaptı. AK Parti Merkel’e para verse bu kadar faydası olmazdı söyleyeceklerinin. Onun için AK Partililerin Merkel’e bir teşekkür mektubu ve çiçek göndermeleri gerek. Ben olsam ‘Teşekkürler Merkel’ diye AK Parti gençliği adına gazetelere ilan verirdim…” satırlarını dikkatle okuyacak olursak Almanya’nın önünü açtığı Avrupa’ya girişlerimizdeki engellemelerin tamamen Erdoğan’a ve evet oylarının artışına yaradığını açıkça beyan ettiklerini görebiliriz. Bu nedenle oraya gönderilen kadın bakanın neden seçildiğini tahmin etmek de zor değil.

AKP hükümetinin güllü lokum demokrasisi

Bugünler bize gösterdi ki meğer AKP hükümeti demokrasiyle yoğrulmuş güllü lokummuş. Her gün ‘Hayır’ mitinglerinin engellenmesi, hayır diyenlerin ve politik duruşu olanların terörist muamelesi görmesi, muhaliflere polis aracılığıyla ‘ayar’ verilmesi, seçilmişlerin bahanelerle hapishanelere kapatılması, gazetecilerin dilini ya da ellerini kesemedikleri, ağızlarına bant çekemedikleri için kapı-duvar arkasına kapatılması, vekillerin kendi ülkesinde herhangi bir şehre girmesine izin verilmemesi hep demokrasidenmiş . Yani bunların hepsi sevgiden.

Ezcümle “Nasıl asmasınlar, Türkiye ulan burası?”…

 

“Yeter ki umutsuz olmasın hayat, diyelim de tarafımız belli olsun.”

Havin HİVDA

 

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?