Din zabıtalığı / Berke KAHRAMAN - Gazeteler, Haber Manşet, Gündem
Son Dakika Haberler

Din zabıtalığı / Berke KAHRAMAN

Din zabıtalığı / Berke KAHRAMAN
Yorum Yap

Din Zabıtalığı

Geçmişten günümüze Türkiye’de kendisini din konusunda yüksek yetkili ve hatta “Din Zabıtası” olarak gören kurumlar mevcuttur. Bu kurumu oluşturanlar teokratik devlet yapısından kurtulmak istemiş, laikliğin gölgesi /eli altında, dini/dindarları kendi istedikleri gibi şekillendirmenin geçici çözümünü de bu şekilde bulmuşlardır. Bunu da Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde bizzat devleti idare etmek isteyenlerin eliyle “Diyanet İşleri Başkanlığı” adıyla resmî ideolojiye mahkûm etmişlerdir.

Zira resmî ideolojiyi oluşturan kişiler, dinin Türk halkı için ilerlemenin önündeki bir engel olarak görüyorlardı. Türk halkı için en önemli şey olan dini kendi kontrolü altında tutmak “din adamlarının toplumda yanlış giden şeyler için bir refleks göstermesinin birincil kaynağı haline gelmişti. Bu refleksler/ayaklanmalar sistemi tehdit eder hale gelmiş ve yönetimi zorlaştırıyordu.

Günümüzde devlet yönetiminin mevcut iktidarın eline geçmesiyle beraber bu “Din Zabıtalığı” Diyanet ile beraber cemaatler, tarikatlar ve onların ele geçirdiği/hâkim olduğu ilahiyat fakülteleri ve imam hatipleri ekleyerek daha büyük bir halka şeklinde yoluna devam etmektedir.

Diyanet kurumu, dini düşünce ve fikir alanının önüne bir set gibi geçmiş ve her tarafı tabiri caizse işgal etmiş durumdadır.

Kendilerini mensup gördükleri ideolojiye “Ehli Sünnet Ve’l Cemaat” diyebiliriz. Bu düşünce ekolünün haricinde kim ne söylerse söylesin, söylediği ya da dayandığı iddia Kur’an’a yüzde yüz uyumlu olsa bile aforoz tekniği ile “bu İslam’a aykırıdır deyip” tekfir metoduyla yoluna devam etmektedir.

Diyaneti, Cemaati, Tarikatı, İlahiyat Fakülteleri ve İmam Hatipleriyle kendilerine uymayan farklı fikirleri/fikir sahiplerini yalan haber vb. manipülasyon teknikleri ile bütün yazılı ve görsel medyada, sosyal platformlarda linç kampanyasına maruz bırakmaktadırlar.

Kur’an merkezli fikirleri deliller ile çürütemediklerinden “fikrin üstesinden gelemiyorsan fikri söyleyenin üstesinden gel” sistematiği ile hareket etmektedirler.

İşin daha acayibi ise “Ehli sünnet Ve’l Cemaat” dedikleri ekolün kesin net bir tanımı da yok. Tarih boyunca gözlemlediğimiz Ehli Sünnetin kendisine muhalif gurupları anti tez ile değil kılıçla ya da devlet eli ile ortadan kaldırdığını görüyoruz. Bu işi o kadar benimsemişlerdir ki; şimdilerde dost gibi görünen adına 4 hak mezhep denen ehli sünnet mezhebleri Hanefi-Şafi-Maliki-Hanbeli gruplarının kendi aralarında bile kavgalara tutuştuğu ve birbirlerini acımadan öldürdüklerini tarih kitaplarından okuyabiliriz.

Ehli sünnet” kavramı her ne kadar kalıplaşmış gibi görünse de yerine ve kişilere göre istenildiği kadar esnetilebilen çok geniş bir kavramdır. Kendi içinde çok farklılıklar barındıran ama zamanı ve yeri gelince belli başlı çıkarlar veya belli başlı dini otoriteleri korumak amacıyla tek düze indirgenip halkı kolayca manipüle edilebilen birilerinin başkalarının başında sopa olarak kullanmak istedigi bir kavramdır.

Bu tarz sorunların çözümü fikir ve düşünce özgürlüğünden geçiyor. Diyanet ve onunla birlikte hareket eden grupların insanların inançları, dinle alakalı düşünce ve fikirlerinden bir an önce ellerini çekmeleri gerekiyor.

Dini düşünce alanının özgürleşmesi biraz da buna bağlıdır. Farklı fikirlerin farklı düşüncelerin rahatça konuşulması için belki sert gelecek ama başta “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın” ya kökten bir revize edilmesi ya da lağv edilmesi gerekiyor.

Cemaatlerin, tarikatların, imam hatiplerin ve ilahiyat fakültelerinin resmî ideolojiyi arkalarına alarak linç kampanyası yapmalarının önüne belki bu şekilde geçilebilir. Birtakım kurumlar ya da kişilerin, başka kurum ya da kişiler üzerinde vesayet kurmasının, baskı yapmasının önünün alınması gerekiyor.

Artık bu din zabıtalığı kurumunun bir an önce tarihe karışması gerekiyor.

Aksi halde bu işin devam ettigi ülkelerde kan gövdeyi götürüyor; işte Afganistan ve diğer örnekler önümüzde. Din zabıtalığının açtığı belalar, mezhep savaşları orda duruyor. Bu iş çözülmezse korkarım bu gidişle bizim için de adres orayı gösteriyor; zira özgürlüğün olmadığı yerde düşünceler, fikirler, duygular anormal şekilde ifade edilmeye başlanır; bu da milletin birbirini gırtlaklamasına kadar gider. O yüzden meselenin göz ardı edilmeden bir an önce çözülmesi gerekiyor.

Berke KAHRAMAN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: