arap porno sikiş izle bridalarabia.com arap porno hd porno pornovideolab

Direniş, gözaltı ve kelimeler / Acun KARADAĞ

Direniş, gözaltı ve kelimeler

Sabah 7’de kapınız çalınırsa, “kim o” sorunuza “polis aç” denirse, kapıyı açınca elleri titreyerek size ev araması ve gözaltı kararının olduğunu okuyan bir polis ve galoş giyip içeri dalan 10 kadar polis daha görürseniz içinizde bazı duygular harekete geçer. Mesela dersiniz ki “ oh! ‘Galoş giy’ demeyeceğim ve beni öldürmeyecekler…”

HUZUR: Ben götürüleceğim yerin yabancısı değildim. İşimi geri istiyorum direnişine başladığımdan beri beni 3 kez götürmüşlerdi terörle mücadele şubesine. Bu dördüncü olacaktı. Birinden beraat ettim. Diğerinden savcı kovuşturmaya yer yoktur, yaptıkları eylemde bir terör örgütünün amblemini, flamasını, sloganını, pankartını kullanmamıştır, anayasal ve uluslar arası sözleşmelerden kaynaklanan haklarını kullanmıştır demişti. Üçüncüsü devam ediyor. Ancak bu davadan da bir şey çıkmayacağını tahmin eden iktidar başka bir dava daha açarak, başımda Demokles’in kılıcı gibi sallamaya devam etmek istemişti. Etsin. Bundan da bi şey çıkmaz. Sanırım bu nedenle inanılmaz bir iç huzuru ile kaldım 8 gün gözaltında. Tutuklayamayacaklar. Tutuklasalar da uzun süre tutamayacaklar. Uzun süre tutsalar da karşımda hep yenik olacaklar. Bu ülkeyi uzun süre böyle yönetemeyecekler. Huzur yaptığınız her şeyin ne kadar haklı olduğuna inanmanızdan, iktidarın kirine bulaşacak en küçük bir fiiliniz olmamasından kaynaklanıyor.

POLİS: Tarihte adı ne olursa olsun egemen sınıfın çıkarlarını koruyan, halkı kontrol altında tutan güç. Bugün çok açık bir biçimde sarayın silahlı gücü… Gözaltına alındığımızda hastane muayenesine götürüldük. Hastane içindeki koltuklarda muayeneyi bekliyoruz. Saçlarını arkadan topuz yapar gibi bağlamış, kalan saçlar ense tarafından traşlı, dar bir kot pantolon giymiş, iri yarı bir tem polisi tam biz kadınların oturduğu yere yaklaştı. Yarım metre önümüzde durdu. Göz hizamız tam bacaklarının gövdesine bağlandığı yere denk geliyor. Gayet bilinçli bir biçimde elini bacaklarının arasına attı, avuçladı ve yukarı doğru “toparladı”. Resmen taciz ediyor direnişçileri bu hareketiyle ahlaksız. Elini bir süre aynı yerde tutunca ağzımdan kelimeler kendiliğinden döküldü “git taşaklarını başka yerde avuçla pislik”… Ve suratı allak bullak, defolup gitti. Bir daha da yanımıza yaklaşamadı. Mahkeme bitene kadar 5 metre uzağımızda durdu. Abla yüreğim soğudu, ben diyemezdim, ne iyi ettin de söyledin dedi Alev. İşte budur polis…

Nazan “sen bize işkence yaptın” diye bağırırken, nezaretin parmaklıkları arkasından “ Sien ne diyon yavrum yaaaaeee, ne diyon kızım yaaaeee” diye çirkin ağzını gevretirken, “sen kadınlarla ne biçim konuşuyorsun ağzını topla ahlaksız, defol şimdi buradan” dediğimde ağzını toplayıp usulca defolan edepsizdir polis.

SAVCI:

– Şimdi Polisler size gelip, elimizde 15 kişilik bir terörist listesi var. Evlerini basacağız diyor ve siz olur basın mı diyorsunuz?

– Evet. Soruşturma yürütüyorlar.

– Yani bizi hiç tanımadan, hakkımızda hiç ön bilgi edinmeden…

– Tabii ki. Ben sizi nereden tanıyım?

– Hah işte bu polisler bunun rahatlığıyla ikinci kez benim evimi basıyorlar ve beni gözaltına alıp sekiz gün aç susuz, işkence altında tutuyorlar. Polis yürütmenin hizmetindedir savcı bey. İç işleri bakanı İktidarın bakanıdır. Muhalif olan, iktidarı için tehlikeli gördüğü herkesi toplayın getirin talimatıyla aldırabilir, tutuklatabilir. Ve bunun kılıfını terör demagojisi ile hazırlar. Oysa yargı bağımsızdır. Bağımsız olmalıdır. Biri beni dövse devlete şikayet edeceğim, devlet beni döverse kime şikayet edeceğim? Kim koruyacak beni? Tabii ki siz, yani yargı. Siz de bizi korumadınız. Bizi neye zorluyorsunuz? Dağa mı çıkalım? Elimize silah mı alalım? Demokratik hakkını kullanıp sokakta eylem yaparsan terörist der gözaltına alırım. Mahkemeye gitme şikayetini sümen altı ederim. Nerde arıyım hakkımı? 50 yaşından sonra militan mı olayım? Siz de bizi korumazsanız, bizi neye zorluyorsunuz? Böyle mi sevdirecekler devleti bize? Bizi siz koruyacaksınız.

– Haklısınız…

Sorgunun sonunda

Tamam siz örgüt üyesi değilsiniz anladım. Peki orada bir örgüt sezdiniz mi?

– Nasıl yani? Sezgilerimle isim mi vereyim size? Şunun örgüt üyesi olduğunu seziyorum mu diyeyim? Böyle bir şey mümkün mü? Kimsenin alnında örgüt üyesi yazmıyor. Örgüt üyesi olan da ben üyesiyim demez. Böyle bir ifade ihbarcılık, iftiracılık olmaz mı?

…………

Savcı da bu. Beğenirseniz…!?

HUKUK: “Helvadan put”… İhtiyaçları olduğunda yiyorlar. Kanunları kim çıkarır? İktidarlar. Siz bugüne kadar halkın haklarını sermayenin haklarından üstün tutan bir iktidar gördünüz mü bu ülkede? Ben görmedim. O vakit yasalar kimin lehine çıkartılır? Zenginin, patronların. Öyle olmasaydı asgari ücret patronun karının işçi sayısına bölünmesiyle ortaya çıkan rakam olurdu. Ooooo saçmalama Acun! Komünist misin nesin?

Geçenlerde Real market ve Medya Markt mağazalarını boykot çağrısı yaptı diye sendika yöneticisi gözaltına alındı. Devletin polisi, savcısı ortaklaşa yakaladılar adamı. Yahu sana ne? Sen mağazanın sahibi misin? Sen devletsin. İşçiyi işten atıp, tazminatını vermiyorsa gözaltına alacağın kişi mağaza patronudur. Yakalayıp diyeceksin ki “ sen benim işçimin hakkını nasıl yersin? Sen bu ülkenin üretenlerini böyle ezersen , ben de seni korursam bu işçi yarın öbür gün isyan etmez mi?” diyeceksin. Ooooo komik olma Acun. Komünist misin nesin? Öyle devlet mi olur? İşçinin hakları için patronları gözaltına aldırırsa onu iktidarda tutarlar mı? Zenginleşip servet sahibi olabilir mi? He! Olamaz.

Toplamda 15 tane filan davam var. Sırf işimi geri istedim diye. 10 binlerce lira para cezası kesildi. Gördüğüm işkenceyi filan hiiç söylemeyim. Bunların hepsinde megafonla bağırdılar “Valliğin şu yasağı, kanunun bilmem kaçıncı maddesi diye”. Hukuk da bu işte. Gücün varsa kendi göbeğini kes diyor aslında. Keseceğiz elbet…

MEDYA( GAZETE): Büyük DHKPC operasyonu. Terör operasyonu dın dın dın… Kim? Yüksel direnişçileri… İktidar yaz diyor yazıyorlar. Biz direnişçiler terörist isek siz nesiniz? Lağım medyası. İşini ekmeğini isteyen insanlara terörist diyecek kadar aşağılık, İktidarın rantından pay almak için varsa küçük değerleri, onu bile yitirmiş paçavra gazete bozuntuları…

Yandaş gazete onlar…!? Yandaş, yandaş… Sen nesin? Sen de yandaş ol. Halka, işçiye, emekçiye yandaş ol. Rıfat Ilgaz diyor; “ Ya ezenden yanasın, ya ezilenden. Bu işin az şekerlisi, çok şekerlisi olmaz”.

Gözaltına alındığımız 8 gün yandaş medya çalışmış, “yandaş olmayan medya” sus pus. Ya da lütfen bir tweet atmış. Az şekerli medya… Koskoca direniş. Kimsenin sokağa çıkmadığı süreçte sokağa çıkmış, her türlü işkenceye uğramış, vazgeçmemiş. Ayrıca da niye vazgeçsin? Faşizm hızlanarak yürürken önüne set oluyor. Onlarca direnişe örnek oluyor. İnsanlara umut oluyor. Peki, niye yazmıyorsun? Süleyman Soylu aranıza mesafe koyun diyor çünkü. Bak dostum, direnen insanlarla, herhangi bir anlayışla aranıza mesafe koymuyorsunuz, halkla aranıza mesafe koyuyorsunuz. Gitgide halktan uzaklaşan, korkarak yazan, siyasetlerin kurbanı edilen medya da sözde bizim medya… Medya da bunlar, işinize gelirse…

SENDİKA: Sendikanın anlamını bilmeyenler yıllardır alıştıkları bu emekçiler üzerinden geçimini sağlayan sendikamsı şirketleri normalleştirmiş olabilirler. Sendika, emeğiyle geçinenlerin kurtuluşunu hedefleyen, işçi sınıfının iktidarının kurulmasında sınıf partilerine okul olan, sermayenin kapitalist politikalarına karşı ezilenleri onların kirli politikalarından uzak tutarak, eğiterek, mücadelenin yükseltilmesi için elinden gelen ne varsa yapan kurumlardır. Sendikanın tanımını böyle yapınca bugünkü sendikaları yönetenlerin sendika ağaları oldukları, patronun yancısı oldukları, iktidarın emek düşmanı politikalarına sessizce evet diyen bir güruh olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Gözaltına alınan direnişçiler KESK üyesi. Kendi kurdukları sendikaların geldiği son durum içler acısı. Üyeleriniz, hele de 2 yıldır faşizme karşı dişe diş mücadele veren direnişçiler gözaltına alınırsa, gerçekten sendika iseniz ortalığı ayağa kaldırmanız, haber üstüne haber, eylem üstüne eylem yapmanız beklenir. Niye? Onları gözaltına aldıran İç işleri bakanı öyle canı isteyince sizin üyelerinizi Khk ile işten atamayacağını, canı isteyince gözaltına alamayacağını düşünsün diye. Ama bizim Kesk yöneticileri ne yapıyor? Utanmadan, arlanmadan sessizliğini koruyor, kulislerde iktidarın kulağına gidecek biçimde “ama onlar da bize şöyle şöyle dedi, şunları yaptı” gibi bahanelerin arkasına sığınıyor. Sanki kimse anlamadı bizi Kesk binasından işkence ile dışarı atarken aslında bugünlerin hesabını yaptığınızı, bilerek gerginlik çıkarttığınızı… İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu biz gözaltındayken meclise bir konuşma yapıyor. CHP’ye dönük “bu DHKPC’lilerle aranıza mesafe koyun. Bunlar sivil toplum örgütlerine çökmeye çalışıyor. Kesk’e, altını çizerek söylüyorum özellikle KESK’e çökmeye çalıştılar. Biz koruduk KESK’i onlardan” diyor. KESK üyesi insanları karalamak için suç işliyor Süleyman Soylu. Direnişçileri hedef gösteriyor. Buna ne ana muhalefet partisi bir şey diyor, ne de sendika. Kimse sormuyor niye onlardan korumak istiyorsun bizi? CHP’yi çok mu seviyorsun? KESK’i çok mu seviyorsun? Belli ki tehdit ediyor CHP’yi de KESK’i de… “Nuriye Semih için kitapçık çıkardım rezil oldum. Direnişi bitiremedim rezil oldum. Halk desteği çok fazla direnişe, baş edemiyorum. Siz de destek verirseniz halk desteği daha fazla büyür, sonumuz olur.” CHP bu tehdide cevap verdi bir iki ay önce. Danışıklı dövüş hareketleri bunlar. CHP genel merkez binasından Nuriye Gülmen, Alev Şahin ve Acun Karadağ’ı gözaltına aldırdı. Neden? Açlık grevindeki işçi Mahir Kılıç için Veli Ağbaba ile görüşmekte ısrar ettik diye Gökçe Gökçen’in şikayeti üzerine… Mahir Kılıç işe döndü bu arada, söyleyelim de…

Bu tehdide cevap verecek kapasite, yürek, niyet KESK yürütmede de yoktur. Kesk yürütmede şube yöneticilerine Yüksel direnişçisi Nazan Bozkurt’a ve İhraç edilen BES üyesi Emre Kesikhalı’ya disiplin soruşturması açtıracak kapasite var ama. Süleyman Soylu’ya açsana soruşturma! Ne diyorsun Acun? Nasıl açsınlar? Kesk’teki siyasi anlayışların derdi AKP’nin bakanı mı..?

Açıktır ki sendika yürütmesindeki anlayışlar için söylediğimiz eleştirilerin hepsi yerindedir, hepsi haklıdır. Taşlar yerine oturmaktadır. İktidarın icazeti ile sendikacılık yapanların ihraç edilen 5 bine yakın üyesi için yapacağı hiçbir şey yoktur. Bu siyasi anlayışlar kendilerini, kendi siyasetlerini bile faşizmden korumaktan aciz iken bizler için ne yapabilir ki? Hiçbir şey, hiç-bir-şeyyy. Ne yaparsak direnişlerle birlikte yapacağız. Sendika da bu, beğenirseniz..!?

DİRENİŞ: Nasıl ki son sözü direnişçiler söyleyecekse son sözümüz de direniş olacak. Direndiğimiz için gözaltındaydık. Direndiğimiz, biat etmediğimiz, teslim olmadığımız için hedef gösteriliyoruz. Direndiğimiz için Anadolu halkları yanımızda. Halkların verdiği destekle yenilmiyoruz, yenilmeyeceğiz. Bu 8 günlük gözaltını da halkımıza armağan edeceğimiz zafer nişanesi olarak kabul ediyoruz. Direnmeyen çürür, direnene de bu gibi iktidar atraksiyonları vız gelir…

Yüksel Direnişçisi ACUN KARADAĞ

Nam-ı diğer Acun Öğretmen

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

%d blogcu bunu beğendi:

üniversiteli escort üniversiteli escort bayan yeni escort yeni escort bayan oral escort oral escort bayan antalya escort avcılar escort ataköy escort bakırköy escort escort istanbul bakırköy escort istanbul escort escort bayan esenyurt escort göztepe escort istanbul escort mecidiyeköy escort istanbul escort avcılar escort halkalı escort esenyurt escort kadıköy escort bostancı escort avcılar escort şirinevler escort istanbul eskort istanbul escort eskort bağcılar escort fatih escort grup escort avrupa yakası escort escort ataköy ataşehir escort ümraniye escort