Efes Efes olalı / Gülfer AKKAYA - Gazeteler, Haber Manşet, Gündem
Son Dakika Haberler

Efes Efes olalı / Gülfer AKKAYA

Efes Efes olalı /  Gülfer AKKAYA
Yorum Yap

Efes Efes olalı…

Ülke de yok yok. Olmaz denebilecek ne varsa oluyor. Olmakla kalmıyor, onlarla ilgili yapılan resmi açıklamalar olandan da beter oluyor. Hayretler içinde ağzınız açık kalıyor.

Özallı yıllarda antika kaçakçılığı vb ile ilgili haberleri Özal sosyetesi üzerinden okurduk. O dönemin meşhur sosyetik hırsızları vardı, belli aralarla haber olurlardı kadın, erkek. Uluslararası çapta aranırlardı. Yakalanırlardı. Hırsızlar arasında anlaşmazlık olurdu, olay patlardı.

Onlara bir de sosyete haberlerinde rastlardık. Antika dolu evlerinde boy boy poz verirlerdi. Nasılsa yakalarına yapışan yoktu.

Kendilerine Özal ardılı diyenlerin iktidar olduğu bu dönemde de yine kültüre, antik eserlere ilgi büyük.

Ama herkesin merakı, ilgisi, hassasiyeti kendi meşrebince.

AKP iktidarı döneminde çok radikal işler olmadı mı, oldu! Mesela TÜBİTAK başına getirilen hayvanat bahçesi müdürü olayını anımsayın. Az şey mi?

Ama benim favorim Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü’nün 3. Selim’in tahtını evine taşıması. Ev işte, ihtiyacı bitmiyor. N’apsın müdür bey baktı taht güzel, süslü… Belki önceki gün hanımla kavga etmişti, onun gönlünü çelebilecek bir şey diye düşündü. E bir de oturması, üzerinde yan gelip uzanması rahat olunca müzede boş boş durup da ne olacaktı?

Çağırttı nakliyat kamyonunu… Yükledi 8 kişiye tahtı. Fotosu var tahtın taşınırken. Erkekler her biri bir yerinden tutmuş bahçeden çıkartıyorlar. Yazık nasıl da bükülmüşler, sabaha dek bel ağrısı çekmişlerdir.

Kolay değil, koskoca taht. Ağacını falan düşününce demirden ağırdır.

Erkeklerden arkada kalan biri var, omuzlarına yastıkları yüklemiş, kameraya bakıyor.

O dönem Bakan olan Ertuğrul Günay şu açıklamayı yapmıştı: “”Kimsenin gözünün yaşına bakmam. Topkapı Sarayı benim en çok önem verdiğim mekânlardan biri. İnceletiyorum. İddialar doğruysa gereğini yaparım”

Bakan beyin açıklaması bireysel. Oysa tahtın yürütülmesi bunun çok ötesinde bir olaydı.

Ertuğrul Günay’ın bakan olduğu dönemde Topkapı Sarayı’na can gelmiş ve adeta başka, kendi aleminde bir hayat kurulmuş orada. Basına yansıyan haberlere göre sarayda kutsal emanet odası ve harem girişinin de olduğu 3’üncü avludaki bir odada bir personel ve işçi cinsel ilişkiye girerken yakalanmış. Bakan bey de açıklama yapmıştı “Kutsal emanetler bölümüyle ilgisi yok, aynı avlu içerisinde bile değil” diye.

Halbuki biz olayın nerde geçtiği ile değil, olay esnasında kırılıp dökülen bir şey oldu mu diye endişeleniyorduk. Kolay mı, minik bir parça o esnada düşüp kırılsa gitti canım tarih değil mi?

Halkımızın kültür miraslarına ilgisi hep yüksek oldu diye anlatıyorum bunları.

Misal Roma dönemine ait 2 bin yıllık granit sütunlar, 1994 yılında Antalya Müzesi Müdürü’nün izniyle adamın birine -artık ne karşılığında verildi bilmiyoruz- hediye edilmiş. Alt tarafı müzeye müdür olan adam kendini insanlık tarihinin sahibi görüp, müzedeki sütunları hediye ediyor.

Hoyrat bir apartmanın önüne Roma askerleri misali dikivermişler sütunları.

Ama haberin hası sona!

Efes Antik Kenti sünnet düğünü organizasyonu için kiralandı haberi sosyal medyada patlayıverince herkesi bu kıymetli çük kimin diye merak sardı. Ardından sünnet değil evlilik dendi.

Nihayet Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’dan açıklama geldi: “Orada herhangi bir şekilde sünnet düğünü veya evlilik töreni yapılmıyor. Orada yine bizim yönetmeliklerimize uygun olarak müze yetkililerimizin denetiminde zaman zaman kamu kuruluşlarının, turizm meslek kuruluşlarının özellikle kruvaziyer misafirlerinin ağırlandığı, dinletiler, konserler olabiliyor. Ama bütün bunlar belli kurallara uygun olarak bilgimiz dahilinde yapılıyor. Hiçbir etkinliğin çevredeki arkeolojik, tarihi dokuya zarar vermesine müsaade edilmiyor.”

Oh be rahatladık!

Madem gelenler kruvaziyerli yağlı müşteri o zaman sorun yok. Orda boş boş dikili duran Efes harabeleri de az işe yarasın. Devletin kasa boş. Millet vergi borcunu ödemiyor, direniyor tüm yapılandırmalara rağmen. Ekonomi zorda…

Efes harabesi dediğin ne, taş! Yanına, yöresine masa, sandalye atsan ne olacak?

Nasılsa tarihi dokuya da zarar verilmiyor. Üstelik buna çok dikkat ediliyor.

Her şey tamam da masa ve sandalyelerin üzerine çekilen örtüler ambiyansa pek uygun değildi. Bu işi üstlenen firma acil değiştirilmeli.

Bir de konuklar meselesi var tabii. Konsere gelenler ne tür kıyafetler giydiler? Misal Roma dönemi kadın ve erkek kıyafetleri verildi mi? Yoksa kıça çekilmiş kot şortlarla mı oradaydılar?

Masa sandalyeyi bugünkü gibi giydiren konuğu akıl eder mi?

Mesele sırf tarihi doku değil. Bunların yaptıklarını doku doku bitmiyor. Mesele bu.

Sorun bakalım Efes Efes olalı böyle zulüm gördü mü?

Gülfer AKKAYA


Gülfer AKKAYA Kimdir?

1972 Şubat’ında, Sivas Kangal’da Alevi köyü olan Kürkçü’de (Qurcik) doğdu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde “Kadınların paralı günleri” konulu yüksek lisans tezini tamamladı.

Çok uzun yıllar dergi ve gazetelerde editörlük yaptı. Aynı zamanda haber portallarında, internet sitelerinde, dergi ve gazetelerde halen yazmakta.

2000 yılından bu yana çeşitli dergilerde yayımlanan çok sayıda makalesi bulunmakta.

2008 yılında “Unutulmasın diye… Demokratik Kadınlar Derneği”,

2011 yılında “Sanki Eşittik, 1960-1970’li yıllarda devrimci mücadelenin feminist sorgusu”,

2014 yılında “Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar”,

2017 yılında “Yol Kadındır” adlı kitapları yayımlandı.

Maddeci radikal feminist ve sosyalist.

Okumayı söktüğünden bu yana okur-yazar.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: