Emeksiz ve hazırcı hayat! / Atilla YÜCEAK

Emeksiz ve hazırcı hayat!

Biraz eskilere gidelim sizlerle…
Kamışlığa giderdin ve minyon bir kadının serçe parmağı kalınlığında bir kamış keserdin.
Uzunluğu 20-30 cm olmalıydı.
Bir de,
yaklaşık 30×30 cm ebatlarında parşömen kağıdı hazırlardın.
Parşömen bulamayanlar defter yaprağı ve hatta gazete parçası bile kullanırdı.
Kağıdınla origami sanatını -Kağıt katlama sanatı- konuştururdun ve gerekli şekilde keserdin,
katlardın.
Bir toplu iğne ile ortasından kamışın ucuna çakardın.
Dikkat et,
sabitlemezdin.
Sabitlemeden önceki son mm de dururdun.
Yani kağıtla kamış arasında, kağıdın döneceği kadar boşluk bırakırdın.
Böylece bir rüzgar gülü yapardın.

Dip not;
Kars’ta çocukken ben bunlardan çok yaptım ve sattım.

Yine;
Kamışlığa giderdin ve yaşlı bir adamın baş parmağı kalınlığında 2-3 metrelik bir kamış keserdin.
Kamışı dikine üçe bölerdin.
Sonra böldüğün kamışlarla iki tane haç yapardın ve iki haçı çaprazlama üst üste koyardın.
Böylece yıldızımsı veya kar tanesi görünümlü diyebileceğimiz bir bileşim yapardın.
Varsa kaliteli bir kağıt,
yoksa gazete kağıdını uygun şekilde bu kamış birleşimine önceden yoğurduğun hamurla (tutkal çok pahalıydı) yapıştırırdın.
Alt tarafına 2 metrelik bir ip bağlayıp,
2 cm aralıklarla 3×10 cm boyutunda kağıtları alt alta yapıştırıp kuyruk yapardın.
Uçurtman hazırdı.

Çam ağacının kabuğunu elden geldiğince geniş keser alırdın.
Üstteki tırtırlı bölümleri tıraş edip
alttaki düz bölümüyle,
istersen tekerlekleri dönen bir araba maketi,
istersen bir insan heykeli,
ev maketi veya ne istersen yapabilirdin.
Yeter ki;
bıçağın keskin olsun.
Ben asla yapamadım ama gençliğimde Kars’ta yarı deli bir komşumuzun bunları yapmasını hayranlıkla izledim.

Bir teneke kutu,
olmazsa bir karton kutu.
O da olmazsa kartondan kendi yaptığın bir kutu.
Hiçbiri yoksa,
yetişkin bir adamın avucu kadar bir tahta parçası.
8-10 tane iplik makarası.
Bulamazsan 4 makara da yeterlidir.
Makaraları,
burada tarif edemeyeceğim üzre,
kutuya veya tahtaya sabitlerdin.
En öndeki makaranın birine bir ambalaj lastiği geçirip,
ambalaj lastiğinin diğer ucuna geçirdiğin çöpü döndürürdün, döndürürdün
döndürürdün ki;
çöpü çektiğinde araba kendi kendine bir-iki m giderdi.
Araban hazırdı.
Kızaklar,
patenleri hep kendimiz yapardık.
Yani gözüm;
Oyuncaklarımız kendi imalatımızdı.

Çelik çomak,
beş taş,
çizgi,
yakan top,
bez top,
bez bebek,
salıncak,
çember çevirme,
kale yıkma vb daha nice oyuncakları kendimiz yapardık.
Ha!
bir de;
Çarpım tablosunu da ezbere bilirdik.
Halen de biliriz.

Birlikte kitap okurduk,
okuma yarışmaları bir oyun gibiydi.
Evcilik oynardık.
Bakışmalarımız,
Öpüşmelerimiz bir film repliği değil,
amatörce ve bize özgüydü…

Yok !
kimseyi eleştirmiyorum gözüm.
Sadece,
devir çok değişti,
bilinsin istedim.

#AşkÖrgütlenmektir!
#ŞairŞiirSokakta

Atilla YÜCEAK

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?