Evcilikten meclisçiliğe! / Öykü ARICA - Gazeteler, Haber Manşet, Gündem
Son Dakika Haberler

Evcilikten meclisçiliğe! / Öykü ARICA

Evcilikten meclisçiliğe! / Öykü ARICA
Yorum Yap

Evcilikten meclisçiliğe!

Çocuğun nöro-motor ve zeka gelişiminin katili evcilik oyunu, toplumumuzda bir tradisyondur. Sosyalleşmenin temeli mika çay takımıyla kurulan sofralarda atılır. Oyunun daimi ‘katılımcıları’yla sürdürülen bu geleneksel oyun, birbirlerine her ‘evcilik seansı’nda” aynı ‘şakacıktan’ olayları anlatan çocuğun ufkunu, büyüdüğünde ne kadar genişletmiş olur? Tahminen bir oda, bir salon kadar. Yarı zemin katı, günışığı dahil değil.

Günümüzde evcilik, yalnızca isim değiştirmiş ve oyun kurucularıyla oynayanlarının yaşı ilerlemiş şekilde karşımıza çıkar: Otonomlarda, derneklerde, maalesef ki örgütlerde, hatta sıklıkla partilerin ilçelerinde ve illaki meclislerde! Gerçekten işlevsel olanlar dahil değil.
Buralarda sevimsiz mika çay takımının yerini, aynı sevimsizlikteki plastik çay bardakları alır. Evcilik oyununun mızıkçısı, burada mızmız karakter olarak kendini gösterir. Dünün sübyanı; bugünün homurdananı, ortak bir doğrudan eylem kararı aldırmamaya gayret eder; orada fikirleri filtrelemeksizin yadsımak için oturur. Tiksineni çoktur da “Aman sayımız azalmasın” diyenler kalabalığı oluşturduğundan, kendisine pek ses edilmez. Basitçe ekarte edilebilirler yine de; adları konulmuştur mızmız, faydasız, ‘o öyle’ diye.

Fakat dindirilemez, laf dinletilemez; verdiği hasarın boyutu ciddiyetin de sınırlarını aşan bir model vardır ki; muhalif meclislerin başına! Müşterek bir karara varıp artık eyleme geçmek isteyen, bu eylemden kesin bir verim elde etmeyi hedefleyen, buradaki tek emeli faydalı olmak olan değerli katılımcıları isyan ettiren, sonucunda bir bir onları kaybettiren ve haliyle meclisin içini boşaltan bir model: hobi tayfası! Tanıtayım… Yok, makrome dahil değil.

O meclis benim; şu meclis de benim diyen gezgin hobi tayfası dantelden geçip, entelden yana bir hevese tutulmuştur, nedense! Okuduğu kitaplar vardır, okuyor gibi yaptıkları vardır; klasiklerdir, şiirlerdir; her toplantıda ellerindedir, orada ne gerekse! Kaderi ağlarını örmüştür, o atkının yününü örmüştür; sıkılınca siyaset örgüsüne çekilmiştir; bilmiyorduk, siyaset bir “entelijansiya” hobisi ise! Hayır! Entelektüelite aslında dahil değil.
Meclis onun için bir atölyedir; bu model salt düzeyde bireycidir, çoğu katılımcıyı kendine rakip belleyip geride bırakmak ister, kişisel hırsları jest ve mimiğine yapışmıştır, göğüslemesi şart bir ip vardır; ortak şuuru tanımlayamaz, haliyle anlamlandıramaz. Ondan altı vardır; üstü olamaz. Bu modelin benzeri yaygın olduğundan dengini rahatça bulur, onun ifadelerini salladığı başıyla onaylar.

Hobi edindiği şeyi, siyaseti tanımaz. Bilmeden edinmiştir bu hobiyi; birlikte yaşadığı her yurttaş politize olunca, onun da olması gerekmiştir! Sözde gelişkin, özde az-yetişkin bu modelin biricik amacı kendini göstermektir. Yara bere içindeki egosunu, altı boş olan baskın tavrıyla iyileştirebileceğine inandığı için, çok konuşur. Meclisteki birtakım pozitifler, ‘cahil ama istekli’, ‘kafası biraz boş, ama hevesli’ derler ona. Onlarla yakın dostluk kurar. İlla ki akraba olunacak çünkü! Kendisinin orada neden bulunduğunu iyi bilen, meclise değer atfettiği için çalışkanlığından imtina etmeyen üst şuurdan nefret eder. İlk fırsatta bir meseleyi kişiselleştirip ya saldırgan olacaktır, ya alıngan. Bu noktada kendine bir disiplin kurulu arayacaktır; “Çekme arkadaşının saçını” diyecek, öğretmen havalı bir savunmacı. Nafile? Çünkü meclis yordamına hiyerarşinin böylesi… dahil değil.

Tanıttığım son modelin öncülüğünde, onun hasar veren zararlı tavrını görmezden gelen payanda dostlarının desteğiyle, hedefi belli ve çok makul olan katılımcıların vaktinden, zihninden, emeğinden verdiği bir meclisin içi böyle boşaltılır. Toplantılarda üst göz kapağı atmaya, dudak kıvrımı seğirmeye, sabrı tükenmeye başlayanın çilesi, gittiği her yerde devam eder. Nasıl? İletişim ağını pratik kılmak için kullanılan sanal uygulamalarının işgaliyle!

Paragraflar döner bu uygulamalarda… Satır aralarında yapıcı bir fikir, yanıtlamaya değer bir soru, tıkanıklığı giderecek bir önerme ararsın; bulan, paylaşımcı davransın! Paragraf sahibi kendini anlatmıştır ya da sıkıldığı için tartışmaya yer aramaktadır; tahrik edici bir görsel ya da başkalarının değerlerini çiğneyen bir video paylaşmıştır. Bunlar da tutmazsa, bir cümleye sığacak sorusunu, bayık edebiyatıyla süslemiştir. Bu noktada göz kapakları, nabız atışıyla yarışır; kimin umurunda? “Bizim!” … Bizim umurumuzda. Bu modelin anlamsız hırsı ise, umrumuza dahil değil.
Bu model topladığı tepkilerle, buradan kendi amacına hizmet edecek herhangi bir şey bulamayacağını belki anlayıp gerçek bir hobi edinecektir ya da onurlu davranıp kendisi gidecektir. Bir diğer, ama çok düşük olan ihtimalle, utanacaktır ve ‘ayağını, meclis yordamına göre uzatacaktır’. Fakat zehirli sarmaşık niteliğindeki bir diğer model var ki, beterin beteri! Partisinin propagandasını yapmazsa infilak edecekmiş gibi davranıp meclisin oylama stratejisini yoksaymak suretiyle haddin sınırlarını aşarak partisine oy isteyen, “Ben buraya geldim ama bunu yaparsam partim kızar”, “Eli maşalı örgütüm haşlar” diyen bu model, hobi tayfasının başlattığı hasarı sürdürür…

Bu makaleye, ortak akıl tek hedefi olan hiçbir meclis katılımcısı dahil değil.

Öykü ARICA

Görsel: TkMM sitesi

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: