Fikri Sağlar: “Bizim gibi düşünen CHP’liler partide etkin hale gelirse Kürt sorununu çözmek kolaydır.”

Fikri Sağlar: “Bizim gibi düşünen CHP’liler partide etkin hale gelirse Kürt sorununu çözmek kolaydır.”

”Demirtaş, demokrasi adına bedel ödüyor, böyle bedel ödeyenleri halk taçlandırır”

CHP’li Fikri Sağlar, gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu

CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, CHP’nin tüzük kurultayını, Afrin operasyonu ve Kürt sorunu hakkında değerlendirmelerde bulundu.

CHP’nin Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek istediğini söyleyen Sağlar, “Kürt meselesinin barışçıl yollardan çözümü halen mümkün eğer bizim gibi düşünen CHP’liler partide etkin hale gelirse Kürt sorununu çözmek kolaydır. Kürt sorunu Türkiye sorunudur. Demokratikleşme sorunudur. O nedenle insanları farklılıklarından dolayı dışlamak değil aksine kucaklamak ve yaşamın zenginlikleri olduğunu göstermektir. Bence CHP çoğunluğu barışçıl yollardan meseleyi çözmek istiyor. Eğer yönetsel bir kararlılık ortaya çıkarsa o çoğunluk ortaya çıkabilir” dedi.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın demokrasi için bedel ödediğini de belirten Sağlar, “Demirtaş Kürt sorununun çözümünde ve Türkiyelileşmesinde önemli bir aktör. Onun çekilmesini isteyenler Kürt sorununun çözümsüzlük ve çatışma ile devam etmesini, kalıcı hale gelmesini isteyenler. Demirtaş Türkiye’de sadece Kürtlerin değil diğer etnik grupların da birbirlerine saygılı bir yaşam süresini sağlayacak önemli bir siyasetçiydi, çıkarsa siyasette yer alacak. Demokrasi adına bedel ödüyor, böyle bedel ödeyenleri halk taçlandırır” ifadelerini kullandı.

CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Ahval’den Figen Güneş’in sorularını yanıtladı.

9-10 Mart’ta tüzük kurultayı var. Önerileriniz neler?

Korkmadan sol demek, sosyal demokrasinin ilkelerini öne çıkarmak gerekiyor. İnsan haklarının varlığını sağlayacak, inanç ibadet özgürlüğünü getirecek, kimseyi dilinden dininden dolayı ayırmayacak örgütlü bir toplum yaratılmalı. Kendisini ifade etmekten korkmayan özgür birey yaratılmalı.

*Kitlelerde derin sessizliğin olduğu bir dönemde özgür birey nasıl inşa edilebilir?

CHP üyeleri bir sol partiye yakışır ideolojik bütünlük ve örgüt kültürüne sahip olmalıdır. Eğitilmiş bir üye profiline sahip olmalıdır. O nedenle üyeliği ikiye ayırıyorum; aday üye ve asil üye.

Aday üye önce üç ay boyunca partinin programını, tüzüğünü ve parti ideolojisini teori anlamında öğrenen, ondan sonraki dönemde bir parti eğitmeni ve ilçe başkanı gözetiminde teori ile eylemleri birleştirerek asil üyeye dönüşmeli.

Asil üye olan ardından en az partide iki yıl görev yaptıktan sonra partinin kademelerine seçilecek konumda olmalı. Bir sol partide söz ve karar hakkı aşağıdan yukarıya doğru gitmelidir.

‘PM LİYAKATA GÖRE DEĞİL, GENEL BAŞKANIN KENDİ SEÇİMİNE GÖRE YAPILIYOR’

*Tüzük Kurultayı değişim adına umut veriyor mu?

Anlaşılan o ki aday tespitleri daha daraltılacak yine anlaşılan o ki partide ciddi bir şekilde demokratik haklar tekele yani genel merkeze toplanacak.

Öyle olursa büyük sıkıntı var olur, zaten bugünkü tüzük bir sağ parti tüzüğüdür. Genel merkez, icra organı genel başkanın seçtiği insanlardan oluşuyor. Parti meclisi de liyakata göre değil, genel başkanın kendi seçimine göre yapılıyor, bu doğru bir yönetim değil.

*CHP bunlarla uğraşırken, 2019 seçimleri yaklaşıyor. Ülke ne ile karşı karşıya?

Anayasanın 105. Maddesi tüm yetkileri elinde taşıyan kişiye aslında sorumsuz ve büyük bir zıh yani kalkan vermiştir. Madde Cumhurbaşkanı sorumsuzdur onun imza yetkisi yoktur onunla birlikte imza atanların sorumluluğu vardır diyor.

Başbakan ve ilgili bakanın imzası gerekir. Gene anayasaya göre şöyle bir madde daha var: olağanüstü hal ilan edildiğinde bakanlar kurulu cumhurbaşkanlığının başkanlığında toplanarak kanun kuvvetinde kararnameler çıkarabilir diyor.

Bu anayasanın ruhuna göre Cumhurbaşkanı tarafsız ve bağımsızdır o nedenle olağanüstü hal ilan edildiğinde olağanüstü halle ilgili parlamentoyu atlayarak, hükümetin olağanüstü hal ilan etmesine uygun tarafsız cumhurbaşkanının denetiminde çıkarmasını ister.

Ama buradaki yasaların ruhu tarafsız ve bağımsız bir cumhurbaşkanı olduğu için. Ama amorf olan konu 16 Nisan anayasa değişikliği sonrasında Cumhurbaşkanı partinin genel başkanı oldu.

Tarafsız ve bağımsız olmayan bir partinin Cumhurbaşkanı, tarafsız ve bağımsızlık nedeniyle hükümete verilen kanun hükmünde kararnameyi kendisinin çıkardığı kararname noktasına getiriyor. Böyle olunca bir tek adam idare etmiş oluyor çünkü o hükümetin genel başkanı aynı zamanda Cumhurbaşkanı aynı zamanda sorumsuz aynı zamanda vatana ihanetten yargılanamayacak birisi.

Demokrasi

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?

%d blogcu bunu beğendi: