GADİR HUM BAYRAMI VE ARAP ALEVİLERİ / Edip YEŞİL

GADİR HUM BAYRAMI VE ARAP ALEVİLERİ

Arap Alevilerinin bilinen en kutsal bayramı olan Gadir Hum, daha çok Arap Alevilerinin yaşadığı Güney bölgesinde Tarsus, Adana ve Antakya’da kutlanmaktadır.

Bayramın yaklaşık 1432 yıldır Arap Alevileri tarafından her sene kutlandığı bilinmektedir.

Kurban Bayramından sekiz gün sonrasına denk gelen Gadir Hum Bayramında, kurbanlar kesilir ve kutsal mekân olan Türbeler (Ziyaretler) Arap Alevi halkının akınına uğrar. Tütsüler yakılır ve burada en güzel dualar okunur, bayramlara has olan yöresel yemek “Hrise” büyük kazanlarda pişirilerek yapılır ve zengin yoksul ayrımı yapılmaksızın dağıtılır.

Arap Alevi inancına göre Gadir Hum bayramında hiçbir iş yapılmaz. O gün sadece inanç gereği dini vecibeler ifa edilir. Bütün iş yerlerinin kepenkleri iner. Hiçbir ticari faaliyette bulunulmaz. Sokaklar boşalır, çarşılar açmaz. İnanca göre o gün cehennemin kapıları bile kapalıdır. Bu nedenle o gün iş yapmak caiz değildir.

Antakya’da Arap Alevileri yanı sıra farklı kimlik dokusuyla Musevi ve Hıristiyanlar da Gadir Hum Bayramı nedeniyle iş yerlerini açmazlar. 

Bayramlaşma ve ziyaretler sabahtan akşama kadar sürer. O gün sadece dini vecibeler yerine getirilir. Dost ve yakınlar ziyaret edilir ve bayramlaşma gün boyu sürer. Aleviler, birbirlerinin bayramlarını kutlar, birlik ve dayanışma içinde büyük kazanlarda “Hrise”yi elbirliği ile yaparlar. Bayramda görev almak büyük anlam taşıdığından herkes kendine düşen katkıyı sağlamak için amade olur.

Arap Alevilerinin inancında Gadir Hum bayramı önemli bir yere sahiptir. Bayramlar içerisinde en kutsal olanıdır. Hz. Ali’ye hilafetin vasi edildiği gün olarak kabul edilir. İslam peygamberi Hz. Muhammed’in veda hutbesini verdiği Gadir Hum’da Hz. Ali’yi kendisinden sonra vasi olarak tayin ettiği gündür. Bu vasiyete uyulmamış, Hz. Ali mağdur edilmiş olsa da bu böyle kabul edilir.

Arap Alevi inancında Gadir Hum bayramı böylesi bir tarihsellikten beslenmiş ve günümüze kadar taşınmıştır. Bugüne kadar taşınmış olması bu halkanın çok diri bir inançsal ve kültürel mirasa sahip olduğunun göstergesidir.

Yakın bir zamana kadar Aleviler ibadetlerini ve bayramlarını, taşıdıkları kültürel miraslarını büyük bir ciddiyetle koruyarak saklı tutmuşlardır. Bunun nedenleri her ne kadar tartışılıyor olsa da geçmişte onlara yapılan zulmün ve baskıların bunda çok ciddi bir payı olduğu gerçeğini görmezden gelmek doğru olmaz.

Hz. Ali’ye yapılan haksızlıklar ve sonrasında gelişen bölünmeler Aleviler üzerinde çok ciddi bir kıyım ve siyasi baskı oluşturmuş, diyebiliriz ki inanç ve kültürel kimlik düne kadar dört duvar arasına hapsedilmiştir.
Günümüzde henüz yeni yeni kendini ortaya koymaya başlayan Arap Alevileri, dini inançlarını ve bayramlarını aleni bir şekilde ifa etmeye başlamış, ülkenin güneyinden seslerini duyurarak artık “biz de varız” diyebilmişlerdir. Bu adım, kültürel kimlik, inanç ve tarihsel mirasın bir bütün olarak sahiplenilmesi açısından her ne kadar eksik yanlar taşısa da kendi özgünlüğünü sağlayabileceği kapıyı aralamış olması bakımından çok ciddi bir önem kazanmaktadır.

Arap Alevileri kendi özgün duruşu ve yapısıyla ülkemizin önemli sayılabilecek zenginliklerinden biridir. Çağdaş dünyada yerlerini çoktan alması gereken bir kültürel dokuya sahip olmasına rağmen kendini ifade edebilecek zeminleri yaratamamıştır. Mevcut statüko dilini, dinini, kültürünü, inancını özgürce yaşaması önünde her ne kadar engel olsa da, bir o kadar da örgütsüzlüğü buna engeldir. Örneğin Gadir Hum bayramında iş yapmanın caiz olmamasına rağmen resmi kurumlarda çalışanların işe zorunlu olarak gidiyor olması karşısında tutum birliği sağlanamamıştır.

Sonuç bakımından Arap Alevilerinin zengin tarihsel mirası, inancı ve kültürel dokusunun kendini koruyarak yaşayabileceği özgür ve demokratik ortamlar yaratılmadığı ya da sağlanmadığı sürece -tarihte olduğu gibi- birçok hakarete ve çirkin söylemlere maruz bırakılacağını ifade etmekte yarar vardır. Özgür ve demokratik ortamların sağlanması, bunun önündeki engellerin kaldırılması, ancak örgütlü ve güçlü bir demokrasi talebiyle seslendirilerek çözülebilir.

Edip YEŞİL

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?