Gülümse / Maha MANU

GÜLÜMSE

Çık evinden neşeyle

Sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama.

Yarım saat erkene kurulsun saatin. Kedi gibi gerin, ‘ohh ne güzel, yine uyandım’ diye sevin. Pencereyi aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.

Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.

Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin. Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart. Çek kızarmış ekmek kokusunu içine. Bak güzelim kahvaltının keyfine.

Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis. Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.

Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile. Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla. Ohhh şöyle bir hafifle.

Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için ‘alo’ de.

Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık. Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa. Yürü, yürürken sağa sola bak; öylesine değil, görerek bak. Kim yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde.

Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al…

Sonra, şöyle bir düşün, kimler kapını tıklattı? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi? Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara. Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor… Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak…

Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun…

Yemeğin ne olursa olsun, masanda illa ki kumaş örtü olsun. Saklama tabakları, bardakları misafire. Sizden ala misafir mi var bu dünyada. Ailecek kurulun sofraya, öyle aleleacele değil, vazife yapar gibi hiç değil. Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi… Tadına var akşamının… Gece evinde, dostların olsun. Çık evinden neşeyle ya da.

Öyle GÜLÜMSE

Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa. Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak. Çiçek görürsen…

Öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor… Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak…

Yapar gibi hiç değil, şöyle keyfe keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının…

Güzel gelsin aynadaki siluetin.

Akşamın da güzel olsun… Yemeğin ne olursa olsun!

MUTLAK GÜCÜN YOLU __ GARY ZUKAV  

DİKEY ENERJİ DİKEY GÜÇ

Kendimi dikey bir ışık huzmesinin içinde hissediyorum ve bu konumda iken duygularımı sorguluyorum. Duygularımın farkına vararak niyetlerimi oluşturuyorum.

Bugün ve her gün yargılamayı bırakarak, saygıyla tüm dünyaya ve evrene bakmaya niyet ediyorum.

Kendi yaşamıma bilinçli olarak katılmaya niyet ediyorum.

Kötülüğü ışığın yokluğu olarak algılamaya ve kötülükle karşılaştığımda olaya şefkatle bakmaya niyet ediyorum. Rabbim önce kendime şefkat etmeme yardım et ki dağıtabilen olayım. Amin.

Güven duygusu içinde yaşamaya niyet ediyorum.

Duygularımı tahlil ederek beni götürmek istediği ve bana göstermek istediği şeyi kabul ediyorum ve buna izin veriyorum. Farkındalık ver Allah’ım.

Duygusal artıklarımdan ve toksinlerimden kurtulmaya niyet ediyorum.

Ne olursa olsun şefkattendir. Allah Rahman ve Rahimdir. (Kilimi dövenin maksadı kilimin tozunu almaktır-Mevlana)

Kızgın olduğum tüm insanlarla ilişkimi düzeltmeye talep ediyorum.

Bilinçaltım ile bilincimin uyumlu olmasını istiyorum.

İçinizdeki bu sistem, sizden etkilenebilecek, sizin baştan çıkarabileceğiniz kadar zayıf bir insan saptadığında, size cinsel dürtü verir. Bu insanın zayıflığından yararlanarak mı erkekliğinizi ya da dişiliğinizi güçlendireceksiniz? Bu size kazanmak istediğinizi kazandıracak mı? Kendinize her ikinizin de duygularınızı tutuşturmayan bir cinsel etkileşime girmeyi seçmiş olduğunuzu hatırlatın, çünkü eğer duygularınız uyanmış olsaydı, size sadece şunu söylerdi: “Cinsel olarak çekildiğin insan sana karşı, senin ona karşı hissettiğinden fazla (duygusal yönden) bir şey hissetmiyor.”

Seçim gücümün farkına varmayı ve gücümü çoğaltan, mutlak güce ulaştıran seçimleri yapmayı diliyorum.

Endişelerinizi saygıyla şifa bulma niyeti ile paylaşmanın ve tekamül sürecine güven duymanın en uygun yol olduğunu öğrenirsiniz…

Kendimi umursuyorum ve şefkat duyuyorum. Kendimi seviyorummmm.

Sorumluluk taşıyan seçim ile mutlak güce ulaşmaya niyet ediyorum. Farkındalık ve ayırım gücü ver Allah’ım.

Bağışlama…
Sevgi dolu kişilik, hükmetmek yerine besleyip büyütmeye, üste çıkmak yerine güç kazandırmaya çalışır.

Alçak gönüllülük, bağışlayıcılık, berraklık ve sevgi, özgürleşmeyi sağlayan dinamiklerdir. Mutlak gücün dayandığı dinamiklerdir. Bunlar özgürlüğün dinamikleridir.

Yaptığınız işin getireceği ödülü düşünmekten vazgeçin. Oluruna bırakın. Güvenin. Yaratıcı olun. Gerçekte kimseniz o olun. Gerisini fizik ötesi, öğretmenlerinize ve Evrene bırakın… Rabbim senin dilediğin gibi olsun. (Teslimiyet )

Ellerinizi direksiyondan çekin. Evrene senin dilediğin gibi olsun diyebilir ve buna gerçekten niyet edebilirsiniz.

Rabbim rehberlerimle iletişimimi arttır. Onlara yakınlaştır.

Rabbim sana göre nerede olmam gerekiyorsa beni oraya yakınlaştır.

Rabbim kızgınlık ve kırgınlıklarımdan arınmaya niyet ediyorum. Beni ışığınla doldur. Bana yol gösterilmesini ve yardım edilmesini diliyorum.

Değeri ve anlamı olmayan hiçbir eylem yoktur. Sürece ve yaratana güvenmeyi seçiyorum.

İnsanlara gerçek duygularımı açabilmek ve iletişim kurabilmek için niyet ediyorum.

Olan ve olmakta olan her olaya şefkatle bakmaya ve davranmaya niyet ediyorum. Rabbim sen bana şefkat ver.

Sevgi ve şefkat yaymayı seçiyorum. İnsanlarla aramdaki mesafelerden kurtuluyorum.

Kendime her an en olumlu davranış biçimini seçmeye izin veriyorum ve buna niyet ediyorum.

Ruhsal yönden reşit olmayı nasip et rabbim. Amin. 

YAŞAMIN YANKISI

Dağlık bir bölgede adam küçük oğluyla yürürken, çocuk ayağını taşa çarpar ve can acısıyla, ‘’ahhhh’’ diye bağırır. Dağdan, ‘’ahhh’’ diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder.

Merakla, ‘’sen kimsin?’’ diye bağırır; ama aldığı tek yanıt, ‘’sen kimsin?’’ olur. Çocuk bu yanıta kızar ve ‘’sen bir korkaksın!’’ diye bağırır. Dağdan aldığı yanıt da ‘’sen bir korkaksın!’’ olur.

Babasına bakar ve ‘’baba ne oluyor?’’ diye sorar.

‘’Oğlum dikkat et’’ diyen baba, vadiye doğru, ‘’sana hayranım!’’ diye bağırır. Ses, ‘’sana hayranım!’’ diye yanıtlar. Baba, ‘’sen harikasın!’’ diye yine bağırdığında, bu kez dağdan, ‘’sen harikasın!’’ yanıtı gelir.

Çocuk şaşırmıştır, ama hala ne olduğunu anlayamamıştır. Baba oğluna durumu açıklar; ‘’Oğlum, insanlar buna yankı derler; ama gerçekte yaşamın ta kendisidir. Yaşama ne verirsen sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının aynasıdır.

Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev.

Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan, insanlara saygılı davran.

Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster.

Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen insanlara hoşgörülü ve sabırlı olmalısın.

Oğlum yaşamda ne ekersen onu biçersin. Bu doğa yasası, yaşamın her yönü için geçerlidir.’’  

İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz; insanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir.

Maha MANU

 

 

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?