Haddimizi Bilelim, Milli Duygularla Tahrik Olanlar Var / Havin Hivda

Haddimizi Bilelim, Milli Duygularla Tahrik Olanlar Var

Barbaros Şansal’ın yıl başı gecesi yayınladığı video olay oldu.

Barbaros Şansal‘ın yıl başı gecesi yayınladığı video olay oldu. Belli ki yaşananlara duyduğu öfke dilinde dikenli bir hale dönüşmüştü. Lavman uygulamasını tarif ederek “ıkının” dedi. Dalga geçtiğini, halkı ve kin ve nefrete tahrik ettiğini söylediler. Duyarlı spikerlerimizin, sanatçılarımızın, belediye başkanlarımızın, saf u temiz, ağzından bal damlayan tüm yandaşların çağrısı  ve “haddini bildirmeli” emirlerine uyularak apar topar Kıbrıs’tan bir uçağa bindirildi.  “Haddini bilmek üzere” Türkiye ‘ye indiğinde  bizim o  “kin ve düşmanlığa” kolayca kapılıp tahrik olan vatandaşımız “milli duygularına hakim olamadıkları” için adamın üzerine çullandılar. Tamamen insani ve milli duygularla hareket ettiler elbetteki. Onları suçlamak, insanları düşmanlığa sevk ediyorsun senin ne haddine, sen hukuk musun, yargı mısın, kimsin demek tövbe haşa ne mümkün. Sonuçta yerli ve milli duygularla birine saldırıp ağzını burnunu dümdüz etmek, linç etmek bizim kültürümüzde var. Hatta zorlasan bunu da dine dayandırabilirler. Yapmadıkları şey mi? Dinimizde “insan yakmak var” diyen bir kitle söz konusu sonuçta.

‘Milli duygularına’ yenik düşenlerin ülkesi

Barbaros Şansal‘ın öyle dalga geçer gibi ağzını yaya yaya  konuştuğuna, argo kullanıp “b.kunda boğul Türkiye” dediğine bakmayın. Yanlış bir ifade biçimiydi belki o ayrı. Ancak gayet kültürel donanımı olan ve boş laflar etmeyecek biridir. O lince kalkışanlar ‘milli duygularına’ yenik düşenler gibi o da yaşanan olaylara karşı öfkesine yenik düşmüş olmalı. Ama bunu anlamak, anlatabilmek ne mümkün.

Ortalık her katliamdan sonra işi cenazemizin üzerinde neredeyse göbek atmaya vardıracak kadar seviyesizleşebilenlerle doluyken nasıl oluyor da hep karşı fikirde olanlar “halkı kin ve düşmanlığa” sevk ediyor anlayamıyorum. Bu nasıl tek taraflı işleyen çelişkili bir düzen. Reina‘da bir katliam oluyor, “içerseniz böyle olur, dinsizler geberin” gibi laflar en naif olan sözlerden. Oraya ölenleri anmak ve çiçek bırakmak için gidenlerse gözaltına alınıyor. Aklı başında olanlar da çıkıp yahu n’oluyor  demek yerine bu çelişkileri aklayan, önüne gelene saldıranları meşrulaştıran bir dil kullanıyor. Mesela çok ünlü bir tv kanalının çok çok ünlü, eğilmez bükülmez programcısı çıkıp Barbaros Şansal ‘a yapılanı “Barbaros Şansal havaalanında bir lince saldırıya uğramış. Bir abuk sabuk tweet mi atmıştı o, saçma sapan bir şeyler yazmış bir de video çekmiş falan milletin tepkisini çekecek bir sürü laf etmiş” diye yorumluyor. Geçmişini, burnuna yediği yumruğu unutarak. Atılan yumruğa yine bizler tepki göstermiştik ve bugün Barbaros Şansal için sevinenler, onun yediği yumruğa da seviniyordu. Demek ki ortada bir tahrik varmış da biz anlayamamışız. Oyuna gelmişiz meğer. Dayak atanlar yerden göğe haklıymış bu durumda.

‘Nefret dili’ sahipleniliyor

Toplum olarak aklımızı, vicdanımızı yitirdik. Düşünme yetimiz kalmadı. Herkes kendi kestiği cezayı veriyor ve  bunun yanlış olduğunu çoktan unuttuk. Bu adaletsizliğe, hukuksuzluğa boyun eğdik.  “Biz İşidci, cihatçı teröristlere geçit vermeyeceğiz; laikliğe sahip çıkacağız “ diyen iki genç, halkı kin ve nefrete tahrikten tutuklandı; “siz Şahlaştınız, biz de Yavuzlaşacağız” diyen öğretim görevlisi hala serbest; “Kim istediği yeri havaya uçurursa uçursun, biz yılbaşı kutlamalarına karşıyız” diyenler ekranlarda…Hukuk yalnız hükümet karşıtlığına işliyor ama bir gün hepimize lazım olacak. Tam bir korku filminin içindeyiz. Allah aklımızı korusun.

 

Yeter ki umutsuz olmasın hayat  diyelim de rengimiz belli olsun. Sevgiyle kalın.

Havin HİVDA

 

Bir Cevap Yazın

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?