Son Dakika Haberler

Hava Kurşun Gibi Ağır! / Hüseyin Kaya

Hava Kurşun Gibi Ağır! / Hüseyin Kaya
Yorum Yap

Hava Kurşun Gibi Ağır!

Nazım Hikmet’in sözleriyle başlayalım!

“Hava kurşun gibi ağır

Bağır

Bağır

Bağırıyorum”

Gerçekten de, süreç çok şeylere gebe. Siyasilere bakılırsa kıyamet günü yaklaşıyor. Çünkü siyasilerin ağızlarından çıkan sözler ürkütücü, bir o kadar ağır ve tahrik edici. Kıyamet çığlığı, haykırışı gibi, kükreyen kükreyene…

Öbür yanda, beyinlerimiz iğfal edilircesine söylenen, 16 Nisan’da dananın kuyruğunun kopacağıymış. Resmen, toplumsal bir kargaşadan, başka bir kargaşaya davetiye çıkarma ve suyu bulandırma. Neymiş, referandumda ‘Evet‘ çıkarsa, terör bitecek; ‘Hayır‘ çıkarsa terör devam edecekmiş. Yapmayın beyler! Yoksa hesap günü mü yaklaşıyor? Toplumu korku sarmalından refaha, güvene ve huzura çıkartmak seçilmişlerin görevi değil mi? Bırakın korku pompalamayı da, çözüm yolları üretiniz…

“Hesap günü, 16 Nisan mı?”

“Karargâh rahatsız” haberi ile başlayan polemiğin, siyasi arenada, çok uç noktalara vardığını; farklı çağrışımlar, farklı algılamalarla, beyinlerde şimşeklerin çakması hala tazeliğini koruyor. Oysa, toplum rahatsız bu tür söylemlerden. Aklımız, beynimiz, düşüncemiz, inancımız rahatsız ediliyor. Ayrıştırıcı, bölücü ve ayrımcı söz ve davranışlardan vatandaş rahatsız. Anlayamadığım, herkes hesap gününü bekliyor. Nedenmiş acaba? Bir parti diğer partiden, bakkal yanındaki bakkaldan, bir partili diğer partiliden, vatandaş başka vatandaştan hesap soracağı günü bekliyor. Ne bu ya! Bu hırs, bu düşmanlık ve bu şımarıklığa neden gerek duyuluyor acaba? Ya da hesap günü, 16 Nisan mı?

Referandum tarihi yaklaştıkça, söylemler de değişmeye başladı. Gittikçe vaatçi söylemler ve propagandalar belirgin bir şekilde sırıtmaya başladı. Oysa arşivlerin, bu tür söylemlerle dolu olduğunu, arşivlerin bu tip sözlerin mezarlığı olduğunu bilmeyenimiz yok sanırım.

“14 yıldır Alevileri görmezden gelenler”

Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş, İzmir’de Cemevi ziyaret etmiş, Hz. Ali’nin doğum günü olan 21 Mart kutlamasından söz etmiş. Çok önemli bir gelişmeymiş gibi, medya bunu kafalara zoraki sokmaya çalışıyor. İyi de, 14 yıldır Alevileri görmezden gelenlerin, Cemevini ziyaret etmesi pek hayra alamet değildir. Bir nedeni vardır. Üstelik o Cemevini seçmesi de tesadüf değildir. Bırakın Allah aşkına! Gölge etmeyin de…

Vatandaş, evet ile hayır arasında sıkışmışken, söylemlerinizle fanatizmi körüklemeyin lütfen! Böbürlenmeyin, kibirlenmeyin, arzu ve şehvetlerinize toplumsal değerleri alet etmeyiniz. Hiç kimse, hiçbir parti, inançsal değerleri, kendi siyasi kariyer ve geleceğine alet etmesin. Yaptıklarınız, yapacaklarınız üzerinde propaganda yaparsanız, vatandaş daha objektif değerlendirmelerde bulunur.

Gelecek konusunda, kaygılarımız gittikçe çoğalıyor. Etrafımız ateş çemberi ve gittikçe bu çemberin içine çekiliyor veya itiliyoruz. İçerdeki kaygılılarla beraber beklentilerimiz de gittikçe sönükleşiyor. Ve yaklaştıkça uzaklaşan, ufuk çizgisine demirlemiş bir umut…

Çözüm mü? Güven-huzur ve mutluluk.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: