Hayat kısa, bırakın uçsun kuşlar… / Tülay Yıldırım EDE

Hayat kısa, bırakın uçsun kuşlar… 

Bazen dönüp bakıyorum da insanlara, ne çok çalınmış hayatlar var etrafımda. Hayat kısa hebâ edemeyecek, cehenneme çeviremeyecek, alınan nefesleri boğaza dizemeyecek, yaşarken ölemeyecek kadar kısa. Hâl böyle iken; birileri çıkıyor, hayatınızda hak iddia ediyor, sizin olanı sizden çalıyor, size hayatı zindan ediyor. Hangi hakla, hangi vicdanla, hangi insanlıkla!…

Tıpkı Selma’nın çalınan, hebâ edilen hayatı gibi.

Selma adında bir kadınla konuştum bir süre önce. Birçok zulüm altında olan kadından biri o. Tüketilen ömürlerden sadece bir tanesi… Selma, kalabalık bir ailenin en ufak çocuğu. Sıkı yönetim altında büyümüş. Ablası komşusu tarafından tecavüze uğrayınca, sıkı yönetim yerini zindana bırakmış. Her şey yasakmış onun için. Yaşıtları sokakta oynarken o camdan bakmakla yetinirmiş. Küçücük yaşında ev işleri yüklenmiş omuzlarına. Sözde evlenince zorluk çekmesin diye. En ufak şeyde anneden azar, babadan dayakla geçen bir çocukluk geçirmiş. 13 yaşında yatılı kursa yollanmış zorla. Kurstaki ablalar da yıkmışlar işleri ona ve onun gibi çocuklara. Yemek, bulaşık, temizlik onların işiymiş. Bitlenmesi ve pirelenmesi de cabasıymış… Kısa bir süre kalmış kursta. Sebebi, ailesinin onu zengin bir aileye vermesiymiş. 13 yaşında nişanlanmış Selma. Çocukluğunu yaşayamadan, 14 yaşında da evlenmiş. Çocuk olamadan kadın olmuş aniden… Evliliği de sorunlarla başlamış. Kayınvalidesinin zulmü, hakaretleri, iftiraları, yaşının küçük olmasından dolayı kendini savunamaması, bambaşka bir cehennem yaşatmış ona. Kısa bir süre sonra sağlık sorunları da baş göstermiş. Adı hastalıklıya çıkmış sonrasında. Çocuk sahibi olmuş zaman içerisinde. 3 çocuğu ile sorunlarla boğuşur halde bulmuş kendisini hayatta… Birçok kez hayatına son vermeyi düşünmüş. Çektiği zulümler, işkenceler, hakaretler, sanki adım adım onu ölüme yaklaştırıyormuş. Ancak o yine de hayatta bir şeylerin ucundan tutup ufak şeylerle mutlu olmaya çalışmış ve yaşamaya devam etmiş.

Şu an birçok sorununu aşmış durumda Selma. Çocukları büyümüş, yaşı olgunlaşmış, maddi özgürlüğe kavuşmuş, kayınvalidesi de artık sorun çıkarmıyormuş. Pişmanmış eşinin annesi ve sürekli helallik istiyormuş. “Sana çok zulmettim. Eğer sen beni affetmezsen ben cennete giremem” diyormuş.

“Gençliğim gitti” diyor Selma. “Artık sorunlarım azaldı. Kayınvalidem pişman. Maddi sıkıntım yok. Ancak, öyle olsa ne olur. Gençliğimi yitirdim ben. Kaybettiğim yılların, çektiğim acıların hesabını kim verecek! Ailem de, eşimin ailesi de zindan ettiler bana hayatı. Hangi hakla? Ne çocuk olabildim, ne genç. Kaybedilen 48 yıl var ardımda ve bunun için yapabileceğim hiçbir şey yok” diye devam ediyor gözyaşlarıyla…

Kaç Selma var bu ülkede? Kaç kişi Selmalar üzerinde hak iddia ediyor? Kaç kişi diri diri toprağa gömülüyor? Kaç kadın yaşarken öldürülüyor? Ne Selmalar saymakla biter, ne bu devran böyle döner? Gerek ailede çocuklar, gerekse evlilikte kadınlar “Mülk” olarak görülüyor. Hâl böyle olunca da, herkes her şeyi yapmayı hak görüyor kendisinde. Kimse kimsenin mülkü, sahibi değil ve kimsenin böyle mide bulandırıcı sözde hakla zulmetmek hakkı değil.

Dedik ya, hayat kısa, bırakın uçsun kuşlar…

Selmaların daha fazla zarar görmemesi, hayatların hebâ edilmemesi, insanlara yaşamların zindan edilmemesi dileği ve mücadelesi ile…

Tülay Yıldırım EDE


Tülay Yıldırım EDE Kimdir?
Selçuk üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü mezunu.
Medya ve İletişim bölümünde eğitimine devam etmektedir.
2008 yılından bu yana gazetecilik yapıyor.
Yeni Marmara Gazetesi, Bölgede Değişim Gazetesi, Yerel Gaste’de köşe yazarlığı ve araştırmacı gazeteci konumunda görev aldı.
Yazıları yerli/yabancı dergi ve sitelerde yayımlandı.
Basılmış bir kitabı ile biri şiir kitabı olmak üzere basıma hazır iki kitabı bulunmaktadır.
Ab-ı Hayat, İştiraki, Devrim, Sosyal Adalet dergilerinde çalışmaları yer almıştır.
Birçok sitede editörlük yaptı.
Uzun yıllardır aktif olarak din, dil, ırk ayırt etmeksizin gerek maddi gerekse manevi olarak ezilenler, mazlumlar, ihtiyaç sahipleri için mücadele etmektedir. Türkiye’deki Afrikalılar, sokak çocukları, evsizler, Suriyeli göçmenler, Ezidiler, translar, zorla fuhuş yaptırılan seks işçileri vs ile adalet ve özgürlük noktasında haksızlığa uğrayan tüm insanlar için.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?