Hayatın rengi sevgi olsun / Zarif LAÇİN

Hayatın rengi sevgi olsun

Yaşam ve ölüm arasında durmadan gidip gelen zamanın döngüsünde, her duygunun gölgesi başka bir duygunun gölgesinin üzerine düşer mutlaka. Bu durumda hangisinin daha çok beslenip büyütüldüğü çok önemli elbette. Sevgi mi yoksa sevgisizlik mi? Dolayısıyla; varlığı yaşatılan duygunun esaretinde, insan ya kararıveriyor ya da aydınlanıveriyor inadına, güzelliklerden güç alarak. Bu hangisinin tercih edildiğiyle ilgili kuşkusuz.
Unutmamak gerekir ki, uzun soluklu ama geçip giden zamanın sonunda kısacık bir ömür diye nitelendirilen yaşam, kasvetli bir zamana da heba edilmeyecek kadar değerlidir. O yüzden, asık suratlı bir zamanın ötesine geçmenin ölçüsü de; ruhu ve kalbi olağanca hızıyla; öfkeden, nefretten, kötülükten arındırmak, sevgiyi ise tabi tutmaktan geçer kanısındayım. Evet tek bir duygunun, insanların ve bütün canlıların varlığından itibaren gücünü sürdürmesi muazzam bir dengedir. Ve bütün canlılar arasında ki tek eşitlik ilkesidir. Ölçüye tabi tutulamayacak kadar da güçlü bir olgudur. Dengeyi sağlar ve farklılıkların itici gücünü ortadan kaldırır. Zira bütünleştirici olan en büyük güçtür. Bütün bunların yanısıra yaşamsal anlamda en zengin kaynaktır. Yani; sessizliktir, sükunettir, huzurdur, yakınlıktır, güzelliktir, saygıdır, anlayıştır, zıtlıkları kabullenmektir, çoğalmaktır, çoğaltmaktır…
Ruhun ve kalbin dirilişidir, canlı kalışıdır. Büyümektir, büyütmektir, yeşermektir, yeşertmektir, yaşatmaktır, yaşamaktır, umut etmektir, hayal kurmaktır, emek vermektir, fedekarlıktır, üretmektir, sabırdır…
Birlikte aç kalmaktır, susuz kalmaktır, kaybolmaktır sonra da bulunmaktır; ağlamaktır, gülmektir, hata yapmaktır, hatalarından ders almaktır, bağırmadan sadece fısıldaşmaktır; bazen de birbirine doğru çıkılan o yolculukta yalnızca susmaktır. Sessizliğin ortasında, sevginin çığlığında sarsılmaktır, güçlenmektir, güzelleşmektir. Ve yeniden, yeniden dünyaya gelmektir.
Çocukları, çiçekleri, ağaçları, hayvanları, doğayı, yeryüzünü, gökyüzünü ve bütün insanları sevmektir.
Fakir ya da zengin, çirkin ya da güzel, siyah ya da beyaz olmanın örtüsünü ortadan kaldırmaktır. Üryanlaştırmaktır, şefaflaştırmaktır her şeyi…
Birbirine hiç benzemeyen şeylere hissedilen duyguyu bir tek kelimeye sığdırmaktır. Karmaşayı ortadan kaldırmaktır. Kolaylaştırmaktır hayatı. Netlik kazandırmaktır her şeye.
Olumsuz olan, değersiz olan, kötü olan bütün duygu ve düşüncelere yok etme şiddetini uygulamaktır.
Bütün bunların yanısıra, aynı zamanda bir tercih meselesidir. Zorlayıcı değildir. İçten gelendir. Gördüklerinle, görmek istediklerinle, kabul ettiklerinle ilgilidir. Ölçüsü, iradesi, derecesi kişiye özgüdür. Özgündür.
Sağlıklı, bilinçli, birikimli ve kaliteli bireylerin oluşturduğu bir toplum demektir. Gelişmektir, büyümektir…
Evet bütün bunların, hatta daha nice güzelliklerin sınırsız kaynağı ve tetikleyicisidir. Yaşam ve ölüm arasında geçen zamanda, yaşanmaya değer en kutsal duygudur.
Gandhi’nin dediği gibi “Sevginin olduğu yerde hayat vardır”.
Peki bu durumda tercih edilmesi gereken; sevgi mi yoksa sevgisizlik mi olmalı?..
Zarif LAÇİN

Zarif LAÇİN Kimdir?
25 Mart 1981 doğumlu Zarif, “kaliteli insan, kaliteli bir yaşam doğurur ve geride bırakabileceği de yine öyle bir hayat olur” diyor.
Tüm hikayeler o ilk nefesten itibaren hayat bulur. Suya atılan taşın oluşturduğu küçük çaptaki dalganın, bir başka çapta büyük dalgaları peşinden sürüklediğini unutmamak gerekir. İşte bunu hiç unutmayan kişidir Zarif.  Radyo-Tv Yayıncılık sadece bir meslektir onun için…

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?