HDP, gözaltılara ilişkin: “Ne zaman gündeme seçimler gelse hukuksuz gözaltılar hız kazanıyor”

HDP, Ağrı’da giderek artan gözaltılara ilişkin : “Ne zaman gündeme seçimler gelse hukuksuz gözaltılar hız kazanıyor”

HDP Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, Ağrı cezaevleri sorunları ve Ağrı’da giderek artan gözaltılara ilişkin Genel Kurulda bir konuşma yaptı.

Dilan Taşdemir’in konuşması şöyle:

“Ne zaman gündeme seçimler gelse hukuksuz gözaltılar hız kazanıyor”

Değerli arkadaşlar, biraz önceki konuşmada, Şırnak Vekilimiz partimize yönelik hukuksuz gözaltıları ifade ettiğinde hemen sıralardan sesler yükselmeye başladı. Ama ben de bir kez daha bunu gündeme getireceğim. Valla, bağırsanız da, çağırsanız da biz burada bu hakikatleri ifade etmeye devam edeceğiz. Yani, ne zaman gündeme seçimler gelse, biz bir bakıyoruz ki, partimize yönelik hukuksuz gözaltılar da ciddi bir hız kazanmış durumda. Dolayısıyla bunlar bizim açımızdan elbette ki tesadüfi müdahaleler değil. Değerli arkadaşlar, elbette ki bu gündemde, özellikle seçimlerin tartışıldığı gündemlerde partimize yönelik operasyonlar bir seçim kampanyası şeklindedir. Dolayısıyla, yürütülen seçim çalışmaları sadece aday adaylıkları ve ittifaklarla sınırlı değil, partimize yönelik hukuksuz gözaltılar da bunun bir parçasıdır bizler açısından.

Yine, bu operasyonların hız kazandığı illerden bir tanesi de Ağrı ilimiz. Hemen hemen her gün operasyonla bizler uyanıyoruz. Başta Patnos, Doğubayazıt, Tutak ve Taşlıçay ilçelerimiz olmak üzere gerçekten her gün kesintisiz bir operasyonla ilçe yöneticilerimiz, eş başkanlarımız, kadın Meclisi aktivistlerimiz, köy muhtarları, partimizin önünden geçenler, herkes bir şekilde bir gerekçeyle gözaltına alınmaya çalışılıyor ve gözaltına alınıyor. Değerli arkadaşlar, on ay içerisinde sadece Ağrı ilinde 500’e yakın arkadaşımız gözaltına alındı.

“Suç idiyse neden beklediniz?”

Şimdi, burada oturup böyle gerekçeler sayıyorsunuz ya, ben birkaç tane gözaltı gerekçesini sizinle paylaşmak istiyorum. Bakın, son dönemlerde özellikle Tutak ve Diyadin’e yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan arkadaşlarımızın üç yıl önce katıldıkları basın açıklamaları ve üç yıl önceki sosyal medya paylaşımları… Peki, üç yıl önce bunlar suç idiyse neden beklediniz? Suç değilse, konjonktüre göre neden suç icat ediyorsunuz?

Bakın, bir sosyal medya paylaşımında bir arkadaşımız neyi paylaştığı için gözaltına alınmış? Demiş ki: “Eliniz kaşınırsa para gelir, kulağınız çınlarsa misafir gelir, ıslık çalarsanız şeytan gelir, yanlış oy kullanırsanız AKP gelir.” Sadece bu cümleyi kullandığı için arkadaşımız gözaltına alındı. Peki, bu hangi örgütün propagandası? Nasıl bunu bir propaganda suçu hâline getirebilirsiniz?

Dolayısıyla, yapılan uygulamalar, müdahaleler, vicdansızlıklar bununla sınırlı değil. Geçen pazar günü yani ayın 25’inde Tutak’ta, bir hafta önce yapılan operasyonda 70 yaşında bir kişi gözaltına alındı: Bedir Elbi. Yakın bir zamanda kalp ameliyatı geçirmişti, kalbinde stent vardı. Bedir Elbi tutuklandı ve cezaevinde pazar günü yani ayın 25’inde cezaevinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Ailesinin bütün itirazlarına, avukatlarının bütün itirazlarına rağmen tutuksuz yargılanma kararı verilmedi ve Bedir Elbi cezaevinde yaşamını yitirdi. Şimdi, biz buna normal, sıradan bir ölüm mü diyeceğiz? Elbette ki bu normal, sıradan bir ölüm değildir; bu bir cinayettir. Bu kararı verenler, bu siyasi baskıyı uygulayanlar da bundan birinci derecede sorumludur. Değerli arkadaşlar, şimdi, bu hukuksuz operasyonlar, bu yargısız infazlara dönüşen gözaltılar, tutuklamalar sadece adliye saraylarında değil, bir de tutuklandığında, gönderildiklerinde bu sürecin daha ağırını cezaevlerinde yaşamak zorunda kalıyor insanlar. Bakın, cezaevlerinde çok ciddi hak ihlalleri var. Gerçekten bu hak ihlallerinin yaşandığı cezaevlerinden bir tanesi de Patnos L Tipi Cezaevi. Cezaevinde iki yıldır içme suyu sorunu var. Bakın, cezaevinin suyunda demir ve kükürt oranının çok yüksek olmasından kaynaklı tutsaklar bu suyu içemiyorlar, gündelik yaşamda kullandıklarındaysa bedenlerinde ciddi yaralara, ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu söyleyebiliriz. Bakın, bunu sadece bizler, tutuklular ifade etmiyor. Erzurum Jeoteknik Şube Müdürlüğü, onlar da suyun içilmediğini yaptığı testlerle, analizlerle teyit ediyorlar. Dolayısıyla biz bu konuyla ilgili ilgililere çokça ifade ettik, Plan ve Bütçede Sağlık Bakanının kendisine de aktardım ama maalesef hâlâ bir arpa boyu yol almamışız. Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu sorunlar gittikçe derinleşiyor. Sadece en temel insani hak olan içme suyu değil, cezaevinde çok daha ciddi hak ihlalleri yaşanıyor.

Ben süre az olduğu için sadece bazı spotları aldım. Bakın, arkadaşlar, Patnos Cezaevinde tutsakların ve insan hakları örgütünün de ifade ettiği ihlaller nelermiş? Cezaevinde çıplak arama uygulamasının devam ettiği, çıplak arama dayatmasını kabul etmeyen tutukluların darp ve tecride maruz kaldığı, tutukluların radyolarına el konulduğu, 16 kişilik kapasitesi olan odalarda 30 kişinin kalması gibi ciddi hak ihlallerinin yaşandığı, ayrıca aileler yakınlarıyla yaptığı açık görüş ve telefon görüşü sonrası tutukluların sürekli, sistematik işkenceye varan şiddet, darp ve hakarete maruz kaldığını, yakınlarının yüzünde ve vücutlarında darbın, işkencenin izleri olduğunu ifade etmişler. Tutuklulara neredeyse hiçbir sosyal hakkı tanınmıyor; spor, atölye, sohbet gibi aktiviteler yasal olmasına rağmen uyduruk gerekçelerle engelleniyor, âdeta tecrit uygulanıyor. Tutukluların koğuş değişikliği talepleri reddediliyor, keyfî olarak izolasyona tabi tutuluyor, yine haber alma hakkı engellenerek radyolarına el konulmasının yanında, Yeni Yaşam gazetesi başta olmak üzere hiçbir gazete içeri verilmiyor. Bu hukuksuz uygulamalar giderek fizikî saldırılara dönüşüyor, kimi gardiyanlar Kürtçe konuşan tutuklulara hakaret ediyor…

Uyduruk gerekçelerle hak ihlallerine neden oluyorlar. Dolayısıyla biz Patnos Cezaevi’ne ilişkin de bir komisyonun bir an önce gidip oradaki hak ihlallerini incelemesi, yerinde incelemesi gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?