Hezarfen Ahmet Çelebi / Tuğçe YILDIZ

Hezarfen Ahmet Çelebi 

Yıllarını verdi Ahmet,
Vahşi kuşların uçuşlarını izledi sabaha karşı,
Sıcak ekmek kokusu gibi rüzgârın yönüne doğru süzülecekti sonsuza,
Galata kulesinden Üsküdar’a, Doğancılar’a,
Hatanınsa telafisi yoktu.
Göze alacaktı, yılmayacaktı cesur Ahmet..
İnanmayacaktı ona hiç kimse,
Bir dâhiye deli diyebilecek kadar alçalacaklardı hırstan,
Belki de hayatı boyunca hiç yalan söylememiş birine
yalancı sahtekar diyeceklerdi..
Uçuş planı,
Kompozit maddeler,
Balsa ağacına sardı aşk ile yelken bezini.
Peki, o kulenin dar merdivenlerinden nasıl çıkacaktı o kanat?
Çıkrık yapacaktı Ahmet,
Güney rüzgarını, lodosunu yanağında hissedecekti.
İkarus’un çılgın hikâyeleri geçiyordu aklından,
Uyku halinde bile uyanık düşler kuruyordu,
Ruhu kanatlanıyordu boşlukta..
İptida minberi üzere,
Rüzgarın iç şiddetinden kanatları ile dokuz pervaz vererek talim etti tutkusunu..
Kahrolası Badehu Murat Han,
Sarayburnu’nda Sinan Paşa Köşkünde temaşa ederken,
Bir kese altın biçti değerine Aşkın?
Ahmet’i sürgün etmeye çalışırken..
İtti Ahmet köleleri,
Çarptı kapıları uçtu uzaklara..
Bildiği tüm dilleri, dinleri unuttu.
Sır gibi aşkla yok oldu.

Bence dünyanın en büyük aşkı, Hezarfen Ahmet Çelebi’nin imzaladığı Azilname’de yazar. İmzasını yırtarak attığından mütevellit ortada ne bir imza vardır, ne parşömen ne de köle. Küçük bir el hareketiyle tüm bürokrasiyi yıkmıştır Ahmet, köle ile arasındaki tüm duvarları yıkmıştır. Geriye karşılıksız aşk kalmıştır ve dolayısıyla gerçek aşkın katili Sultan IV.Murat’tır…

Tuğçe YILDIZ

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?