Son Dakika Haberler

İslam ve Sol Çalıştayı analizi / Berke KAHRAMAN

İslam ve Sol Çalıştayı analizi / Berke KAHRAMAN
Yorum Yap

İslam ve Sol Çalıştayı analizi

Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde bir İslam ve Sol çalıştayı gerçekleştirildi. Peki, hakikaten İslam ve Sol aynı şey mi? Ya da “iki farklı şey ama ortak noktaları var” mı diyeceğiz!
Bu yazımda buna cevap arayacağım ve yazım toplam 2 bölümden oluşacak…

1. Bölümde İslam ve Sol’un ortak noktalarına, 2. bölümde ise İslam ve Sol’un prensip olarak tamamen yan yana gelemeyeceğine ve farklı noktalarına değineceğim.

1) İslam ve Sol’un ortak noktaları:

İslam ve Sol’un ortak notlarına bakacak olursak genel olarak şunları söyleyebiliriz:

İslam ve sosyalizm insanların mutluluklarını, insanca bir hayat yaşamalarını, yaşanan hadiselerde insanların statüsüne bakılmadan adilce hüküm verilmesi gerektiğini, ortada bir zulüm varsa buna karşı herkesin hep beraber mücadele vermesini, insanların başkalarının özgürlük alanına dokunmadığı sürece özgürce yaşamasını, insanların haksız politikalar yüzünden ekonomik yetersizliğe uğratılıp zor duruma düşürülmesine karşı çıkmak gibi birçok insani değeri savunmaktadırlar.

Senelerce birbirine kötü bakan iki kesimin bir araya gelip konuşmaları, birbirlerini anlamaları açısından İslam ve Sol Çalıştayını faydalı buluyorum. Mevcut kötü duruma karşı beraber hareket etme, siyasal bir direniş/ dayanışma hattı oluşturabilme ihtimalini güçlendirmesi yönünden kıymetli buluyorum. İnancım şudur ki; vicdanlı herkes, yukarıda saydığımız ve sayamadığımız birçok ortak istek ve değerlerde buluşur. Bu arzu edilen evrensel ihtiyaçlardır. Dili, ırkı, inancı ne olursa olsun ortak noktalarda buluşursak herkes için güzel ve yaşanabilir bir dünya inşa edebiliriz.

Durum böyleyken niyetlerin, isteklerin birçoğu ortak olsa da birazdan aşağıda göreceğimiz gibi iktisadi sistem ve yöntem olarak bunları gerçekleştirmede İslam ve Sol birbirlerinden ayrılmaktadır. Çünkü İslamın temel ilkesi eşitlik değil adalettir.

2- İslam ve Sol’un prensip olarak tamamen yan yana gelemeyeceğine ve farklılıklarına dair çeşitli örnekler:

-İslamda ticaret, alım/ satım faizsiz bir şekilde meşru ve helaldir. (Bakara 275) Yani helal bir şekilde elde edilen parayla özel mülkiyet edinmede, zekât, fitre ve sadaka verildikten sonra herhangi bir sakınca ve beis yoktur. Medine döneminde de Nebi ve sahabe tarım, ticaret gibi çeşitli işlerle uğraşmış ve kendilerine özel mülkiyet edinmiştir. Müslümanlar özellikle Medine piyasasına hâkim olan Yahudilerin yanına Medine çarşı, pazarında kendi ticarethanelerini kurmuş ve işletmiştir. Muhammed (a.s) de bunu desteklemiştir.

-İslam’ın ticaret esaslarını anlatmak için şöyle bir örnek vereyim: Bir gün sahabeler fiyatların yüksekliğinden dolayı Nebiye şikâyete gelirler. O da “fiyatların yükselmesi de alçalması da doğaldır, sabredin piyasa kendi kendini dengeler demiştir”.

-İslam’da zekât memurluğu diye bir görev vardır. Muhammed (a.s) döneminde insanlar mallarındaki zekâtları bu memurlara vermişlerdir. Onlar da gelirleri devlet hazinesine teslim etmiştir. Bu paralar ayetlerde belirlenen kişilere ve çeşitli alanlarda kullanılmıştır. Bu da şunu göstermektedir ki islam’da sosyalizm tarzı bir şey olması söz konusu değildir. Böyle bir şey söz konusu olsa ne zekâta ne de böyle bir müesseseye gerek kalmazdı.

-Savaşlarda veya ani durumlarda sahabeler kendi özel mülkiyetlerinden İslam dini için infakta bulunmuştur. Bu durum da şunu gösteriyor ki ortada bir özel mülkiyet var ve gerektiğinde Müslümanlar kendi istek ve rızalarıyla kendilerine ait bu özel mülkiyetlerinden infakta bulunuyor.

Diğer bir meseleyse Kuranı Kerim’de faizsiz bir borç hukuku vardır.
Sosyalizmde kendin için ticaret yasaktır. Her şey devlete aittir. Durum böyleyken de özel mülkiyet söz konusu değildir. Yani yukarıda bahsi geçen şeylerin tamamı yanlış ve yasaktır.

Miras Hukuku ve evlenirken erkeğin kadına verdiği güvence para olarak Mehir gibi uygulamalar vardır ki bunların da kökü mantıksal olarak bir özel mülkiyete aittir ve bu durumdan doğmuştur.

Sosyalizmde “Özel mülkiyet” olmadığından bunların hiçbiri söz konusu değildir.

Muhammed (a.s)’in orta seviyede bir hayatı vardı. İnsanlara örnek olma görevi gibi farklı nedenlerden dolayı Allah’u Teala’nın çok eşliliği kısıtlama emri gelene kadar (Ahzab 33/52) 9 eşi vardı ve hepsinin geçimini kendi gelirleriyle karşılamaktaydı. (Bu kadar fazla hanımın olması o günkü Arap kültüründe ve o zamana kadar inen ayetlerde bir eş sınırının olmamasındandır. Yukarıda yazdığımız ayetin gelip evlenmeye sınır getirmesiyle birlikte peygamber var olan hanımlarını boşamamış ama daha fazla da evlenmemiştir)

Muhammed (a.s)’ın hanımlarının geçimlerini sağlayacak bir işte çalıştıklarını bilmiyorum. Hz. Hatice’ye gelirsek, geçmişten gelen bir ticari geçmişi vardır ve bunu ölene kadar devam ettirmiştir.
Yeri gelmişken şunu da söyleyelim; İslam’da kadının çalışmasına karşı herhangi bir yasak yoktur. Kadın ister çalışabilir isterse evi ve ailesi ile ilgilenir. Kadının ve çocuklarının geçimini sağlamak erkeğin görevidir (Bakara 2/233). Muhammed (a.s) ve hanımının ortaklaşa yürüttüğü meşru ticaret bunun normal ve helal olduğunu gösterir.

Sosyalizmde, kadın/ erkek herkes mecburi olarak çalışır. Kadının evde oturup kocasının ona bakmasını beklemesi söz konusu değildir. Ama yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi “Nebi devlet geliri ile hanımlarına bakmıştır” ve bu sosyalizme aykırıdır. Sosyalizm ailelilerin kendi aralarında verdiği karara ve özgür aile yapısına dahi karışmaktadır.

Göründüğü gibi İslam açısından durum böyledir. Konuyla alakalı daha bir sürü örnek vardır. İslam dini paylaşma, dayanışma vb. yardımlaşma türlerine çok önem verir. Fakat bunu sosyalizimden farklı bir şekilde fitre, zekat, sadaka ve faizin yasaklanması gibi çeşitli yollarla gerçekleştirmiştir.

Kendisini Antikapitalist Müslüman, Sosyalist Müslüman vb. adlarda tanımlayan arkadaşların iddia ettikleri ve kendilerine delil gösterdikleri diğer ayetleri uzun uzun tartışmaya gerek yok. Başka zeminlerde defalarca konuşulmuştur. Bunları burada açıklamam tekrara düşmek olacaktır. Bunun yerine geçmişte bu tarz düşünceleri araştırmaları bakımından Süleymaniye Vakfı’nın internet sitesindeki “Sadaka ve Faiz” adlı yazı ve Vakfın yayınlarından çıkan Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır’ın kaleme aldığı “Ticaret ve Faiz” adlı kitap okunabilir. Süleymaniye Vakfı’nın bu konuyla ilgili diğer çalışmalarına da bakılabilir. Benim fikirlerime ve ulaştığım sonuçlara en yakın kaynaklar bunlardır.

Eğer İslam’daki bu ekonomik model, bir ülkenin ekonomik yönetim biçimi olarak nasıl kullanılabilir örneğini tahayyül etmek isterseniz Rahmetli Necmettin Erbakan’ın “Adil Düzen” ile alakalı yazdığı kitaplar ve konferanslar sizin için referans olabilir.

Bir Müslüman olarak teolojik gözle değerlendirecek olursak İslam yaratıcının gönderdiği hükümleri içerisinde barındırdığından insanın doğal yapısına en uygun en doğru sistemdir.

Meseleye teolojik değil mantıksal açıdan bakarsak da Sosyalist sistem dünyanın hiçbir yerinde tutmamış uygulanamamış başarıya ulaşamamıştır.

İçinde bulunduğumuz sistemde faizin olması, zekât, fitre, sadaka gibi kurumların olmamasına karşın İslam’a ve insanın doğasına en uygun olanı “Serbest Ticaret Sistemi’dir”. Kendisini sürekli var etmiştir. İnsanlara refah ve huzur getirmiştir. Siyasi sistemdeki defolar halkları mağdur etmiştir. Tam İslami sistem geldiğinde, Kur’an’a ve Muhammed (a.s)’in Kur’an’a uygun yaşantısına göre uygulandığında tüm insanlığın saadet ve huzuru gerçekleşecektir.

Bazılarının, “hem İslam ve Sol’un tamamen yan yana gelemeyeceğini, birleşemeyeceğini söylüyorsun hem de İslam ve Sol çalıştayına teşekkür ediyorsun” dediğini duyar gibiyim!

Buna karşı şunu söyleyebilirim; Bu çalıştayın hem bana hem de toplumun geri kalanına sağladığı katkılar iki kesimin birbirini anlaması için büyük bir fırsat sağladı. Bunun teşekkürünü yaptım. Hem de tamamen birleştirmesi şeklini yanlış bulsam da bunu yapmaya çalışan insanların da insanlığa faydalı bir şey yapmak istediklerini, niyetlerinin iyi olduğunu sanıyorum.

Gözlemlerime göre yanılsalar da son olarak şunu söyleyebilirim: Kim yanlışsa doğruyu görmesi dileğiyle…

Berke KAHRAMAN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)