İtaatsiz / Doğan Alpaslan DEMİR

İtaatsiz                                                      

“Roma, Campo Dei Fiori;

Zeytin ve limon sepetleri,

Şarapla yıkanmış,

Çiçeklerle bezenmiş kaldırımlar,

Masalara saçıyor satıcılar

Pembe ürünlerini denizin,

Siyah üzüm salkımlarını,

Tüyleri üzerine düşen şeftalilerin.

İşte tam bu meydanda

Yakıldı Giordano Bruno;

Tutuşturdu cellat,

Bakışları altında, meraklı serserilerin

Ve daha sönmemişti alevler,

Doluverdiğinde tavernalar;

Başlarında zeytin ve limon sepetleri,

Ortalıkta dolaşırken satıcılar.”

Czeslaw Milosz’ın ‘Campo dei Fiori’ başlıklı şiirinden.

Giordano Bruno adını ilk defa duymadığınızı umarım, aksi halde Atilla İlhan’ın hışmından kurtulamazsınız. Korkarım bir gece hortlayıp başınıza dikilir; 1978 tarihli yazısında olduğu gibi “Sahi siz de bilmiyor musunuz? Hayret! Oysa en az Gallileo Galilei kadar ünlüdür” diyebilir.

Bruno’yu 1600 yılının soğuk bir 17 Şubat günü Roma’da Campo dei Fiori meydanında diri diri yaktılar. Yakmadan önce dilini kestiler. Bugün aynı meydanda Bruno’nun heybetli bir heykeli bulunuyor, elinde bir kitapla yüzü Vatikan’a dönük bir heykel. Bruno yedi yıl boyunca Engizisyon zindanlarında sorgulandı, kara cüppeli pederler tüm düşündüklerini ve yazdıklarını inkâr etmesini istediler. Nasıl ki Galileo “dünya dönmüyor” diyerek ölümden kurtulup ömrü boyunca ev hapsine mahkûmiyeti kabul ettiyse, o da diri diri yakılmaktan kurtulabilirdi.

“Ne gördüğüm gerçeği gizlerim ne de onu apaçık söylemekten korkarım. Bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım. Cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.”

Bruno din adamı olmak için yetiştirilmişti, 16 yaşından itibaren manastırda yoğun bir din eğitimi aldı, 24 yaşında papaz oldu. Bruno okuyor, düşünüyor ve sorguluyordu. Antikçağ filozoflarını okuduğu gibi Kopernik’i de okumuştu. Bunun anlamı, kilisenin yasaklarına kafa tutmaktı, hatta kafa atmak! Öğrendiği, farkında olduğu her bilginin ona sorumluluk yüklediği kanaatindeydi. Bildiklerini, sorguladıklarını söylemekten çekinmiyordu.

“Tanrı, iradesini egemen kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini egemen kılmak için Tanrı’yı kullanırlar.”

“Bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar.”  (Theodor  Adorno)

Bruno giderek kiliseyi hatta dini eleştirmeye başladı. Kilise’nin sıkı sıkıya sarıldığı, Aristo etiketli “Dünya merkezli evren” yerine Kopernik’in ileri sürdüğü, Dünya’nın Güneş çevresinde döndüğü fikrini savundu. Kilise’nin dogmalarını yerle bir etmişti. Şu sözler Einstein’a değil Bruno’ya aittir.

“Bu evrende hiçbir şey yoktan var olmaz ve yok olmaz. Uzayda mutlak konum yoktur, her cismin yeri ötekilere göreli (relative) dir. Her şey hareket halindedir. Gözlemci kendisini merkezde görür.”

Zavallı kilise, nasıl kabul edebilir bunları. Kabul etse, Kutsal Kitabın, dini dogmaların sorgulanmasına izin vermek zorunda kalır. İnandığı dini sorgulayan insanoğlu, biat ve tevekkül ettiği iktidar ve güç ilişkilerine de başkaldırır, dünyanın düzeni bozulur, hatta “Allah korusun”, maazallah devrim filan olur.Ölüm kararını Bruno’ya bildiren yargıç, ondan şu cevabı almıştır:

“Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz”

“Hristiyanlık tümüyle akıl dışıdır (irrational), bilimsel dayanaktan yoksundur.” (Giordano Bruno)

Bruno 52 yaşında yakılarak öldürüldü. 7 yıl engizisyon zindanlarında sorgulandı. Sorgulanmasına ve yargılanmasına ilişkin belgelerin çoğuna ulaşılamıyor ya imha edildiler ya da Vatikan’ın karanlık arşivlerinde “çok gizli” mührüyle saklanmış bulunuyor. Vatikan kendini aklamak için, Bruno’nun görüşleri nedeniyle değil, Osmanlı Sultanı’nın ajanı olduğu için idam edildiğini iddia etmekten bile çekinmemiştir.

1600 yılı 17 Şubat günü Bruno’nun diri diri yakılışını izleyenler, bilenler, öğrenenler susmadı, susmadığı için Avrupa’yı Aydınlanma Çağı’na taşıdılar. Çünkü sustukça…

 

KAYNAKLAR

1- Nejat Kutup, Düşünce Özgürlüğünün İlk Havarisi: Giordano Bruno, apelasyon.com, Temmuz 2014.

2-Celal Üster, “Beni ölüme yollarken siz benden daha çok korkuyorsunuz”, insanokur.org, Nisan 2014.

3-İsmail Hakkı Altuntaş, Giordano Bruno, https://ismailhakkialtuntas.com, Şubat 2013.

4- Nilgün Cerrahoğlu, Giordano Bruno’yu Yakan Zihniyet, Cumhuriyet Gazetesi, Şubat 2013.

5- Prof. Dr. Timur Karaçay, BrunolarYanmasın!, Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi, 16 temmuz 2010.

6- Hasan Cemal, Sözcüklerle başkaldırı, T24, 24 Ocak 2016.

7- Doğan Alpaslan Demir, Sustukça, Toplumsol Dergi, 21 Haziran 2016.

 

Doğan Alpaslan DEMİR

demir.dr@gmail.com


Doğan Alpaslan DEMİR Kimdir? 

  • 1961 doğumlu.
  • 1984 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu.
  • Uzun yıllar boyunca hekimliğin yanı sıra kamuda ve yerel yönetimlerde yöneticilik yaptı.
  • Çeşitli sivil toplum örgütlerinin kurucusu ve/veya yöneticisi olarak çalıştı.
  • Pek çok kongre, sempozyum, konferans ve panele konuşmacı olarak katıldı. Ege Üniversitesi’nde bazı dönemlerde konuk öğretim üyesi olarak ders verdi.
  • Meslek hayatı boyunca envai türden sürgün, soruşturma ve saldırılara maruz kaldı.
  • 1988’den itibaren şiir ve öykülerinin yanında edebiyat, tarih, siyaset, teknoloji, bilişim, sağlık üzerine yazdığı yazıları farklı takma adlarla çok sayıda gazete ve dergide yayınlandı.
  • 2013 yılından sonra yazılarında kendi adını kullandı.
  • Halen ayda bir yayınlanan Mukavemet Dergi’de, internet gazetesi Gazetelink’te ve ToplumsolDergi’de yazmayı sürdürüyor.
  •  demir.dr@gmail.com

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?