İyi Ki Doğdun Berkin / Zeynep Derya Yıldız

16 Haziran 2013 tarihinde bir ailenin ocağına ateş düştü. Haber kaynakları 15 yaşında bir çocuğun başına gaz kapsülü isabet ettiğini söylediler. Ardından çocuk 269 günlük derin bir uykuya daldı. Sonra bir baktık hepimizin Berkin Elvan isimli bir çocuğu olmuş. Hepimizin derken ülkenin en az yüzde 50’lik diliminden bahsediyorum. Çünkü o günler haftalar ve yıllar boyunca 15 yaşında bir çocuk, bu dünyadan polisin kafasına attığı gaz kapsülü nedeniyle giderken, insanların nasıl duygusuzlaşabildiğini, bir çocuğa nasıl küfür edilebildiğini gözlerimizi kocaman açıp şaşırarak izledik.

 

O gece Berkin’in uyuduğu hastanede nöbete katılamadım radyo çok yoğundu ve radyoda sabahladım. Sabah programının hemen ardından geçmeye karar verdim. Programa başladık, tam ilk haberlere bakarken yayındaki arkadaşımın yüzü bulutlandı “ahhhh” çıkıverdi ağzından. Hiç sormadım bile, çünkü hepimiz Berkin’den haber bekliyorduk ve anlamıştık Berkin’in gittiğini. Üç arkadaştık. Üçümüz de programı bırakıp terasa çıktık anlaşmış gibi. Üçümüz de sessizce birer sigara yaktık. Henüz haberi olmayan arkadaşlara haber vermeye başladık. Bilmeyenler için anlatmaya çalışayım, ağlayarak program yapmak, haber yapmak zorunda kalmak o kadar zordur ki.. Ben bunu ilk babamı kaybettiğimde yaşamıştım, sonra acıları bitmedi bu ülkenin de zaten.
Arkadaşlar elime bir kayıt cihazı tutuşturdu Okmeydanı Cem Evi’nin yolunu tuttum. Hem aileden, hem uğurlama törenine katılan aydın ve sanatçı dostlardan görüş alıp sesleri radyoya göndermekti görevim. Arkadaşlar da o sesleri haberde kullanacaktı. Ben cem evine gittiğimde henüz birkaç yüz kişi ancak vardı, adli tıptan Berkin’i bekliyordu insanlar. Ben ulaşana kadar Ahmet Şık çoktan gelmiş üst katlardan aşağıdaki kalabalığın fotoğrafını çekiyordu. Yüzünde derin bir keder vardı. O Ahmet Şık bugün tutuklu.
O kayıt cihazıyla Gülsüm Anne’nin yanına gidip sesleri almak nasıl bir işkenceydi tarif etmesi çok zor. Sesleri radyoya gönderdiğimde Nadiye Gürbüz haberi ağlayarak yazıp, ağlayarak okudu. O Nadiye Gürbüz bugün tutuklu.
Yaklaşık 1 saat sonra binlerce insan toplandı cemevi bahçesine. Binlerce insan, ertesi gün yüzbinlerce insan oldu. Berkin’i büyük küçük herkes kalbinin üzerinde taşıdı sonsuza kadar uyuyacağı yere.

 

Neden Umutsuz Olmamalıyız?

Berkin henüz uyurken bir konser düzenlenmişti. Konsere, Cahit Berkay, Güvenç Dağüstün, Hakan Yeşilyurt, Pınar Aydınlar, Yaşar Kurt, Hilmi Yarayıcı, Selin Şekerci ve ben katılmıştık. Sahnede hepimize Berkin rozeti takılmıştı. O rozeti Berkin gittikten aylarca sonra bile çıkaramamıştım. Bir akşam eve dönerken otobüse dünya tatlısı 4-5 yaşlarında bir kız çocuğu ve anneannesi ile birlikte bindik. Upuzun lüle lüle saçları hiç susmayan harika bir çocuk, sürekli soru soruyor anneannesi sabırla cevap veriyordu. Bir ara tombik parmağını yakamdaki Berkin rozetine tuttu. Anneannesine “ben tanıyom Berkin’i demi?” diye sordu. “Evet tanıyosun tabi ne olmuştu bu çocuğa hatırlıyor musun?” dedi. Çocuk da “evet, onu öldürdüler annemle babam çok ağlamıştı, ben de çok üzgünüm” diye yanıt verdi. 4-5 yaşlarında minicik çocuk Berkin’i tanıyordu, bu dünyada o çocuğu yetiştiren anne babalar var, umutsuz olmaya hakkımız yok.
Ahmet ve Nadiye tutuklu Berkin’i vuran polis ve kalbi hiç sızlamadan “iyi ki geberdi” diyen yüzlerce insan dışarıda özgür.

 

16 Haziran 2013 tarihinde bir ailenin ocağına ateş düşmüştü. 11 Mart 2014 tarihinde bu ülkenin aydınlık, yüreği sevgi dolu insanlarının ocağına ateş düştü. Berkin hepimizin kalbinde açan kocaman bir karanfil oldu.
İyi ki doğdun Berkin.. Seni çok seviyoruz

 

 

                                                                   Lütfen hayatta kalın, ve hala hayattaysanız özgür kalmaya çalışın

 

                                                                                                                                                  Zeynep Derya Yıldız

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?