Son Dakika Haberler

Kadının kapalı mekana aidiyet hissi üzerine bir tartışma / Nupelda BEDİRHANOĞLU

Kadının kapalı mekana aidiyet hissi üzerine bir tartışma / Nupelda BEDİRHANOĞLU
Yorum Yap

Kadının kapalı mekana aidiyet hissi üzerine bir tartışma

Kent mekânı, kentin gündelik kültürel rutinini yansıtan, sosyal ilişki ağları oluşturan, toplumdaki insanlara yaşamlarının belli aşamalarını geçirmeleri için bir aracı konumundadır. Kent mekânı toplumun sosyo-kültürel yapısından etkilenerek ortaya çıkmaktadır. Bu etki kentin kültürel, sosyal, ahlaki değerleriyle paralel sonuçlar doğurur.

İnsanlar toplumda iki kategoriye ayrılmıştır; kadınlar ve erkekler. Ortaya çıkan bu kategorileşme biyolojik farklılığın sonucu olmasına karşın ataerkil zihniyet geçmişten günümüze eziciliğiyle cinsiyet kavramını doğurmuştur. Bu kavram toplumda kadınla erkek arasında bir ayrım oluşmasına sebep olmuş, sosyal ilişkileri etkilemiş, sınıflandırmıştır ve toplumda erkeklerin baskın bireyler olarak ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Erkeğin baskın oluşu kadının söz hakkı ve düşünce özgürlüğünü kısıtlamasından kaynaklı kadının sadece olduğu mekânla yetinmesi yani başka alternatiflere kapalı oluşu kadın tarafından normalleşmiştir. Bu yüzden kadına eve ait olma kimliği benimsetilmiştir. Bu durum yani kadının sadece bir mekânla sınırlı kalması ve erkeğin baskınlığı çok uzun zamanlardan beri var olan bir problemdir. Sadece bir kültüre ya da bir ülkeye has bir durum değildir.

Ortadoğu kentlerine ve bu kentte yaşayan kadınların çoğunun hayatına baktığımız zaman benzer süreçler gözlemlenebilmektedir. Ayrıca 1950’lerde Amerika’ya baktığımızda banliyölerde yaşayan kadınların bu durumu bariz bir şekilde yaşadığını görebiliriz. Bu örnekler ele aldığımız sorunun zaman ve mekân sınırlamasını tanımadığını gösterir.

Toplumdaki kültürel, ahlaki değerlerin kadına biçtiği rol ile kadının kentteki kimliği konumlandırılmıştır. Kadın evcilleştirilmiş, kentteki birçok mekâna dâhil olamamıştır. Kadın ötekileştirilmiştir ve ikinci plana atılmıştır. Kültürel ve ahlaki faktörler kadının rolünü belirlemiş ve kent mekânını da evin içi olarak özdeşleştirmiştir. Kapalı bir mekân olan evin içi kadına aidiyet, güvenlik ve kendi alanı olarak gördüğü için özgürlük hissi vermektedir. Ya da bu dayatılmış ve kadın bunu benimsemiştir.

Herkese açık alanlar bir diğer deyişle kamusal alanlar daha çok erkek egemen sistemin özelliklerine bürünmüştür. Yani açık alan cinsiyet kazanmıştır. Sosyo-kültürel farklılıklardan erkek dış mekânda çalışma, günlük rutinini gerçekleştirme rolünü üstlenmiştir. Dış mekân erkeğe güvenilirlik konusunda kaygı yaratmazken kadın için büyük bir problem teşkil edebilmektedir ki günümüzde dış mekânda yaşanan birçok olay bunun kanıtı olarak gösterilebilmektedir. Bu da erkek egemen sistemin mekân üzerinde kurduğu hâkimiyet olgusundan ve zamanla kimlik kazandırmasından kaynaklanmaktadır.

Toplumsal hayatta kadın ve erkek birlikte, ortak ve ilişkili olarak görünse de sistemde erkek baskınlığı bulunmaktadır. Bir iş bölümü adı altında erkek egemen sistem bu durumu meşrulaştırmaktadır. Kadının kentteki rolünü ve aktifliğini azaltmaktadır. Toplumsal cinsiyetteki bu eşitsiz durum kadının toplumda eğitim, iş gücü gibi birçok konuda geri kalmasına neden olmaktadır.

Ataerkil sisteme göre kadın erkeğin elinde olan erkeğin sahip olduğu bir meta olarak görülmektedir. Sistem kadını eve hapsediyor kadını dış mekândan korumaya çalışıyor. Korumaya çalıştığı yine kendi hemcinsidir ve ona karşı korumaktadır.

Ataerkil sistemde erkek hükmeder, sahip olur. Sahip olamayınca ezer. Kendi kurduğu krallığının altında kadını kendine bağlı alt bir krallık olarak görmektedir.

Ev kadının hâkimiyet sürdüğü bir alandır. Kadının tasarladığı şekilde biçimlenir. Erkek kadının krallığı sınırlarında söz sahibi olamayınca hırçınlaşır ve şiddete başvurur. Çünkü her zaman kendini üstün görmektedir.

Erkek daha çok yıkıcı, yıldırıcı ve cezalandırıcıdır. Kadında durum farklıdır. Kadın yapıcı, koruyucu ve geliştiricidir.

Üzerine düşünmemiz ve tartışmamız gereken bir konu daha gündeme geliyor bu yazılanları ele aldığımızda: “Kapalı mekânda kadın ne kadar özgür ne kadar mekâna aittir?”

Nupelda BEDİRHANOĞLU

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi: