Kadınlar kadın örgütlerine güveniyor, neden mi? / Gülfer AKKAYA

Kadınlar kadın örgütlerine güveniyor, neden mi?

AKP’nin mecliste çocuk yaşta ve tecavüzcüyle evliliği geçirmeyi denediği yasa tasarısı sürecinde yer yerinden oynamıştı. Başta kadın örgütleri olmak üzere demokratik kamuoyunun itirazları sonucunda AKP, bu tasarı aracılığı ile istediği sonucu alamamıştı.

Ancak çocuk yaşta evlilikler ne yazık ki yüksek sayıda ve nice çocuğun hayatını karartmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde bir haber aracılığı ile bir kadının daha çocuk yaşta evlilikle yaşadığı sistematik erkek şiddetine tanıklık ettik.

Ailesi tarafından zorla çocuk yaşta evlendirilen kadın, ‘evlilik’ (biz de maalesef evlilik diyoruz, belki de evlilik yerine yeni kavram bulmalıyız çünkü evlilik deyince suç meşrulaşıyor) boyunca sürekli her türlü şiddeti yaşıyor. Tahmin edileceği gibi erkeğin ailesi de bu sistematik şiddetin parçası ve uygulayıcılarından.

Genç kadın yıllar süren şiddet ortamından kurtulmak için ailesinin yanına gitmek isteyince ailesi “Bu senin kaderin, çekmek zorundasın” der.

Kader mader ama çekilir gibi değildir. Çünkü şiddetin yanı sıra kendisi gibi çocukları da kocasının cinsel saldırılarına maruz kalmaktadır.

Sonunda genç kadın sığınağa başvurur. Şiddet gören kadınların gittiği ve devletin bu kadınları koruyup güçlendirmesi gereken sığınakta kadın yine kötü muameleye maruz kalır. Sığınak tarafından gizli tutulması gereken bilgileri hala evli olduğu adamla paylaşılır.

Buraya kadar tüm şiddet süreci şu üçlü arasında dönüyor: Erkek, aile, devlet.

Kendi ailesinden, devletten, bakanlıktan yardım göremeyen, aksine daha da ağırlaştırılmış bir şiddet sarmalının orta yerinde kalan kadın sonunda kendisi ve çocukları için kadınlardan yardım ister.

“Maddi manevi yardıma ihtiyacım var. Hiçbir güvencem yok. İkametgâhımız olmadığı için çocuklarımı okula kaydedemiyorum. Kadınlardan rica ediyorum bana ve çocuklarıma sahip çıksınlar.”

Bu durum iktidarın ve devletin kadın düşmanı politikalarının çok net göstergesidir.

Fıtratında kadın erkek eşitliği olmayışıyla övünen AKP’nin kadınların kazanılmış haklarının nasıl gasp edildiğinin göstergesidir.

Kadın erkek eşitliğine inanmayanların kadınların emeğini, parasını, kazanılmış haklarını çalarak erkeklerin güçlenmesi için her türlü maddi manevi desteği kullanırken, kadınları erkeğe ve aileye mahkum etme politikalarının göstergesidir.

Kadın dostu belediyelere erkek dostu kayyumları atayanların, kadın kurumlarını kapatarak kadıların güçlenmesini, kadınların birbirine sahip çıkmasını, kadınların örgütlülüğünü engellediğinin göstergesidir.

Gerek çocuk yaşta evlilik, gerek erkek şiddeti, gerek kaderine razı olma safsataları, gerek sığınaklarda kadın karşıtı uygulamaların toplamı AKP’nin kadınları kontrol etme, kendi hayatını kurmasının önüne geçme politikalarıdır.

Bu eril politikalar özellikle uygulanmaktadır. Devletin sosyal kurumlarına özellikle kadın düşmanı politikaları uygulayacak şekilde yetiştirilmiş kadrolar yerleştirilmekte, kadın yanlısı feminist politikalar kasten engellenmektedir.

Ne yaparlarsa yapsınlar kadınların kadın kurumlarına güvenmelerini engelleyemiyorlar. Çünkü kadın kurumları ve hatta tek tek binlerce kadın, kadın düşmanı politikalara karşı birleşip tek ve devasa bir kadın örgütü olabilmeyi başarıyor. Kadınlar lehine çalışabiliyor.

Bunu da tüm kadınlar görüyor. Yalnız olmadığını, çaresiz olmadığını biliyor. Kız kardeşlerinin uzanan eli tutacağından emin. Çünkü buna defalarca tanıklık ettiler. Güven durup dururken kurulmaz.

İşte o zaman Van’dan İzmir’e erkeklerin, ailenin, devletin ve iktidarın ortak sistematik şiddetine uğrayan kadınlar yüksek sesle sadece “Kadın dayanışmasına güveniyorum” diyor.

Tüm bunlar yaşanırken kadınlara gerekli desteği vermemek için arazi olan erkek dostu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ne mi yapıyor?

Diyanetle el ele, erkeklerin daha çok güçlenmesi için okuyup üflüyor.

Gülfer AKKAYA


Gülfer AKKAYA Kimdir?

1972 Şubat’ında, Sivas Kangal’da Alevi köyü olan Kürkçü’de (Qurcik) doğdu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde “Kadınların paralı günleri” konulu yüksek lisans tezini tamamladı.

Çok uzun yıllar dergi ve gazetelerde editörlük yaptı. Aynı zamanda haber portallarında, internet sitelerinde, dergi ve gazetelerde halen yazmakta.

2000 yılından bu yana çeşitli dergilerde yayımlanan çok sayıda makalesi bulunmakta.

2008 yılında “Unutulmasın diye… Demokratik Kadınlar Derneği”,

2011 yılında “Sanki Eşittik, 1960-1970’li yıllarda devrimci mücadelenin feminist sorgusu”,

2014 yılında “Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar”,

2017 yılında “Yol Kadındır” adlı kitapları yayımlandı.

Maddeci radikal feminist ve sosyalist.

Okumayı söktüğünden bu yana okur-yazar.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?