Kadınları Meclis’in Önüne Götürecek Otobüs / Gülfer AKKAYA

Kadınları Meclis’in Önüne Götürecek Otobüs

Bu satırları yazarken bir yandan bugün mecliste görüşülecek olan Müftülük Yasası diye kısaltarak kullandığımız Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na karşı kadın kurumlarının ve kadınların karşı çıktığı yasa tasarısına dair sosyal medya paylaşımlar yapılmakta.

Çünkü AKP iktidarı, güçlendiği andan bu yana sistematik olarak aralıksız kadın karşıtı söylemler üretti ve yasaları buna göre şekillendirmeyi amaçladı. Yasalarla yapamadıklarını KHK’larla yaptı.

Kadın istihdamını düşürdü, ücretli çalışan kadınların çalışma koşullarını, çalışma haklarını baltaladı. Kreşleri azalttı, sıbyan mekteplerini yerine koydu. Annenin çalışarak kazandığı para haramdır diye öğretti çocuklara. O parayla alınan oyuncaklarla oynamayın dedi. Çocuklarla anneleri arasına kadar girdi.

Hal böyle olunca biz kadınlar iki ayağımız bir pabuçta, canımız dişimizde haklarımızı korumak için direnişteyiz.
Tabii direniş çok boyutlu, çok mekânlı. Sokaklardan, sosyal medyaya, medya, söyleşilere, sohbetlere, alış veriş yaparken hiç tanımadığın kadınlarla ayaküstü muhabbetlere dek aralıksız sürüyor.

Geçtiğimiz hafta sonu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) düzenlediği 3. Gençlik Eğitim Kampı’na, Alevilik inancında ve Alevilerde kadın erkek eşitliği başlığında söyleşi için davet edildim. Kadın erkek eşitliğini konuşurken malın, paranın nasıl ve kimlerce kazanıldığı, bunlara kimlerin, nasıl sahip olduğunu konuşmak kaçınılmaz oluyor.

Sunum, soru cevaplar derken ara verdik. Arada elli yaşlarında kadın arkadaş geldi. Gözlerinin içi gülüyordu. Teşekkür etti. Bir sırrı paylaşır gibi başını uzattı.

“Size bir şey diyeceğim. Ben 40 yıllık evliyim, üzerimde hiçbir şey yok. Her şeyim çocuklarım. Onları büyüttüm. Şimdi hepsi evli. Kendi anne babama ve kocamın anne ve babasına da baktım. Şimdi hepsi Hakk’a yürüdü. Ben çocuk yaşta evlendirildim. 16 yaşımdaydım evlendirildiğimde. Bu hala içimde bir yaradır. Çocuk yaşta evliliklere çok karşıyım. 12 yaşında çocukların evlendirilmesi için AKP çabalarken kadınlar ona karşı direndi ya. O eylemlere katılmayı, meclisin önüne gidip hayır demeyi çok istedim. Keşke bu kurumlarımız böyle zamanlarda otobüs kaldırsa da biz de size destek versek. Ama kaldırmıyorlar. Oysa onlar otobüsü tutsun, başka bir şey istemiyoruz, biz paramızı kendimiz veririz” dedi.

“Bunu talep etiniz mi?” diye sordum.

Sustu. Gururla baktı. “Biz bu kurumlardan bunu bekliyoruz. Çok üzüldüm gidemedim diye, keşke kurumlarımız böyle zamanlarda otobüs tutsa. Ama ben siz kadınlara çok güveniyorum. Biliyorum ki ben gidemesem de siz orada bizim haklarımızı sahipleniyorsunuz.”

Siz-biz yokuz, hepimiz biriz demek istedim ama bazen gereksiz oluyor böyle cümleler. Gözler konuşuyor daha çok. Ve evet gözden kalbe görünmez bir Yol var.

Yapılan araştırmalar kadınların devlete, iktidara değil, yüzde 80 oranında kadın örgütlerine güvendiğini söylüyor. Araştırmanın somut halini yaşıyorduk.

Kadın kurumlarının, kadınların hak ettikleri bir dünyada yaşaması için soluksuz çabaladığı şu günlerde iktidar ve erkekler görmeli ki kadınlar sadece sokaklarda değil, her yerde mücadele halindeler.

Alevi kurumlarına gelince; “Kadınlar gelmiyor, kadınlar yok ki” demek yerine bu sesi duymaları gerekiyor. Alevi kurumları kadınların taleplerini karşılarsa o kurumlara kadınlar koşarak gelir.

Kadın hakları gasp edilirken Alevi kadınların üye oldukları örgütlerden seslerinin duyulmasının koşullarını yaratılmasını talep etmeleri en doğal hakları. Belli ki bu konuda örgütlerin adım atması bekleniyor.

Kuşku yok ki Alevi kurumların bir kısmı kadın konusuna artık ilgi göstermeye, bu alanda kendilerini yenilemeye başladılar. Bu Yol çok kıymetli bir Yol. Çok güzel günler göreceğiz elbette ama bir yandan da AKP tarafından son derece örgütlü dinci-erkeklik saldırıları bizi neredeyse sokağa çıkamaz hale getirecek.

Alevi kurumlarındaki kadınların birimlerini güçlendirip iç çalışmalarının yanı sıra ülkede yükselen kadın karşıtı saldırılara daha örgütlü olmak gibi sorumlulukları var.

Haklarımızı erkeklere yedirtmeyiz diyen her yaşta Alevi kadının meclis önüne taşınması, bulunduğu ilin, ilçenin meydanlarına taşınması Alevi kurumlarındaki kadınların görevi.

Çay içmek için salonun dışına çıktığımda sohbet devam ederken aynı kadın arkadaş yanında kızıyla geldi. Koluma dokunarak:

“Sokağa çıkan, meclisin önünde olan kadınlara çok güveniyorum. Biliyorum yalnız değiliz, sizlerin varlığı çok önemli” dedi.

“Hepimiz o hareketin parçasıyız. Otobüs talep etmekten vazgeçmeyin” diyebildim sadece.
Erkeklerin sayıca ve etkice ağırlıkta olduğu o erkeklik meclisi bilmeli ki kadın örgütleri bu ülkenin yüzde 80 kadınlarından oluşuyor. Bu talepler tüm kadınların talebi.
Bu durum “İsteseniz de, istemeseniz de” diyerek kadınlara meydan okuyanlara umarım bir şeyler anlatıyordur.

Gülfer AKKAYA


Gülfer Akkaya Kimdir?

1972 Şubat’ında, Sivas Kangal’da Alevi köyü olan Kürkçü’de (Qurcik) doğdu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde “Kadınların paralı günleri” konulu yüksek lisans tezini tamamladı.

Çok uzun yıllar dergi ve gazetelerde editörlük yaptı. Aynı zamanda haber portallarında, internet sitelerinde, dergi ve gazetelerde halen yazmakta.

2000 yılından bu yana çeşitli dergilerde yayımlanan çok sayıda makalesi bulunmakta.

2008 yılında “Unutulmasın diye… Demokratik Kadınlar Derneği”,

2011 yılında “Sanki Eşittik, 1960-1970’li yıllarda devrimci mücadelenin feminist sorgusu”,

2014 yılında “Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar”,

2017 yılında “Yol Kadındır” adlı kitapları yayımlandı.

Maddeci radikal feminist ve sosyalist.

Okumayı söktüğünden bu yana okur-yazar.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?