“Küresel Dayanışma ve Eylem Günü” sebebiyle SES basın açıklaması yaptı

“Küresel Dayanışma ve Eylem Günü” sebebiyle SES basın açıklaması yaptı

Bangladeş’te çoğunu kadınların oluşturduğu binden fazla işçinin ölümüne neden olan Rana Plaza’nın yıkıldığı gün olan 24 Nisan, Dünya Kadın Yürüyüşü tarafından “Küresel Dayanışma ve Eylem Günü” ilan edilmesi nedeniyle SES Ankara Şubesinde konuya ilişkin basın toplantısı düzenlendi.

Saat 12.00’da başlayan basın toplantsında açıklamayı KESK kadın sekreteri Gülistan Atasoy okudu.

Açıklamada şunlar ifade edildi:

“Bangladeş’te işçilerin küçük ücretler karşılığında gayrı-insani koşullarda çalıştırıldığı Rana Plaza binalarının yıkılması sonucu binden fazla kadının ölümü ve pek çok işçinin yaralanmasının üzerinden beş yıl geçti. Haber dünya çapında şok etkisi yaratırken bu trajediyi kınayan ve zararın tazminini talep eden çok sayıda eylemdüzenlendi. Biz Dünya Kadın Yürüyüşü,sadece Bangladeş’te değil küresel olarak daulus-ötesi şirketlerin cezasızlığına son vermek için dünyanın her yerinden toplumsal hareketlerin ve grupların acil çağrısına katılıyoruz.

2015 yılında 4. Uluslararası Eylemimiz bağlamında, bu sıradan şehitleri anmak ve kadın emeğinin uluslararası ekonomik dinamikler içindeki yeri üzerine düşünmek için24 Nisan’ı “Küresel Dayanışma ve Eylem Günü” ilan ettik. Kampanyamızı çeşitli yerlerde harekete geçirip inşa ederken olgunlaşan fikirlerimiz ve analizlerimiz bizi, Rana Plaza felaketi gibi olayların her yerde yaşandığı ve çok çeşitli biçimlerde tezahür ettiği sonucuna ulaştırdı.

Bir kez daha, bu yıl 8 Mart eylemleri de, dünya çapında kadın hareketlerinin kadın emeği ve küresel ekonomiye katkısıyla ilgili eylem çağrılarının sonucudur. Kadın emeğinin önemini göstermek ve kadınların yaşadığı çeşitli sömürü ve eşitsizlik biçimlerini teşhir etmek için yapılan genel grev çağrısı, sendikal ittifakların yanı sıra çok sayıda kadın grupları ve hareketlerinden destek aldı.

Yine 24 Nisan yaklaşırken biz Dünya Kadın Yürüyüşü, cinsiyete dayalı işbölümüyle eşitsizlikleri koruyan ve kalıcılaştıran, bir yandan geniş bir ekonomik alan içerisinde kadınları yeniden üretimişine tabi kılıp öte yandan bu emeği görünmez ve değersiz kılan ataerkil kapitalist sistemi kınıyor ve buna karşı mücadelemizi sürdürüyoruz. Bütün toplumsal ve beşeri dinamiklerin devamını sağlayanhayatı yaratan, yeniden üreten ve sürdüren yeniden üretim ve bakım emeğidir. Haldeki durumda kapitalist, ataerkil sistem kadınların iş gücünü ele geçirir ve çoğu durumda kendi mali çıkarı için bu emeği kullanır ve metalaştırır.

Ekonomik kriz ve gerilemenin sorumlusu kapitalist sistemdir. Bu bağlamda Devletin kamu politikalarının koruyucusu ve başta kadınlar olmak üzere yurttaşların sağlık, eğitim, ulaşım, temizlik ve sosyal güvenlik hizmetlerine erişiminin garantörü rolünün zayıfladığına görüyoruz. Bunun yerine, özelleştirmelerle kurumları ve hizmetleri ele geçiren şirketlerin gücünün arttığına tanık oluyoruz. Bu şirketler, hizmetleri azamiye düşürüp, bunları bir servet karşılığında sunmaktadır. Halkın çoğunluğu, özellikle kadınlar, temel haklarından yoksun bırakılmıştır.

Emperyalist kapitalizmin, halklara ve ülkelere modern sömürgecilik formlarını- ülkelerin işgaline, doğanın ve toprağın, suyun ve orman sistemlerinin sömürülmesine ve metalaşmasına ön ayak olan serbest ticaret anlaşmalarını ve mega-proje yatırımları- dayatarak büyük bir aşama kaydetmekte olduğu bir çağda yaşıyoruz.Yerli halkın yaşam biçimini, kültürünü ve geleneksel bilgelini yok ediyorlar. Kapitalizm için her şeyin bir fiyatı var ve her şey yenisiyle değiştirilebilir. Fakat biz bunun böyle olmadığını biliyoruz!

Bu araçlar anlaşmazlık çıkarıyor, çatışmaları kamçılıyor ve yerel yaşamı imkansız kılıyor. Kuzey, emperyalist sömürgecilik temelinde gelişti ve bugün kendi neden olduğu krizden kendisini korumak için aynı stratejileri kullanmaya devam ediyor. İnsanlar güvenlik ve daha iyi yaşam koşulları arayışı içinde kırdan kentlere ya da kentlerden başka ülkelere göç etmeye zorlanıyor. Çoğunluklakadınlar dolandırıcılığın kurbanı olmakta ve hiç bir kaçış yolu olmadan kendilerini cinsel sömürü, zorla çalıştırma veya köle emeği olarak pazarlayan suç şebekelerinin ağına düşmektedir. Asya, Afrika ve Latin Amerika’da düşük üretim maliyeti olarak görülen şey, kadınların hayatının, çevrenin ve insanlığın yıkımı bakımından yüksek maliyetin ürünüdür.

Bu ataerkil, kapitalist ve sömürgeci sistem, sadece Devleti zayıflatmayı tasarlamakla kalmayıp aynı zamanda beraberinde ortak kamu yararını savunan bütün demokratik örgütlenme biçimlerini de yıkıyor.

Bu nedenle biz Dünya Kadın Yürüyüşü 24 Nisan 2018 tarihinde yaşamı destekleyen sistemleri savunma kavgamızı sürdürmek için ve emeğimizin ekonomide ve yaşamın sürdürülebilirliğini güvenceye alan bütün sistemlerde oynadığı merkezi rolün değerinin bilinmesi içinharekete geçiyoruz. Kadınların kendi içinde, kadınlarla erkeklerin ve insanlarla doğanın bir arada ve dayanışma içinde yaşamasını savunuyoruz.

Dünya Kadın Yürüyüşü üyesi olan bütün militanları, aynı zamanda müttefik grupları, örgütleri ve hareketleri, insan onuruna yakışır çalışma ve kadın haklarına saygı gösterilen adil bir ekonomi için 24 Nisan’da saat 12:00-13:00 arasındapolitik eylem düzenlemeye çağırıyoruz. Böylelikle 24 saat boyunca dünya çapında birleşeceğiz!

Hepimiz özgür oluncaya dek yürümeye devam edeceğiz!”

gazetelink

Gazetelinkleri ve Güncel Medya Haberleri

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?