Mecliste Bugün: “Olmak ya da Olmamak” / Havin Hivda

Mecliste Bugün: “Olmak ya da Olmamak”

Erkek egemen anlayışa, erke karşı olmak veya erkin yanında saf tutmak, şiddetin alasını uygulamak…

Olmak ya da olmamak… İşte bütün mesele bu!

Bu, var oluş çabası mıdır yalnızca? Olmak ya da olmamak… Sadece eteğe kemiğe bürünmüş olmak yeter mi insanoğluna. İnsanı insan yapan başka şey yok mudur? Ete kemiğe bürünen başka canlıların da olduğu düşünülecek olursa…

İnsanoğlu genel bir  tabir. Ben daha “özel” bir konuya gelmek istiyorum: Kadın…

“Özel” dedim çünkü bilinçli bir seçimdi bu sözcük. Kadın, özeldir. Doğurganlığı ile… Anne oluşu ile… Rol oluşu ile… Eş oluşu ile… Kadın yaratıcıdır. Hatta daha da iddialı konuşacağım, tanrı bazı yeteneklerini kadınlara verip yükünü hafifletmiş olmalı. Peki kadınlar bu sorumluluğun farkında mı?

Kadınların eğitimli, zarif, şiddete karşı olduğu bir toplum düşünün. Daha çocuğu doğduğu andan itibaren kadın-erkek eşitliğini aşılamış olsun, çocuğuna şiddet uygulamasın ve şiddetin niçin kötü olduğunu öğretsin. Böyle bir toplumdan katil çıkar mı? Cani çıkar mı? Eşini baskılayan erk çıkar mı? Çıkmaz demek elbette ki çok iddialı. Fakat çok istisna olur desek abartmış olmayız sanırım. Ya tam aksi yaşanıyorsa? İşte o toplumda hem erki yetiştirir hem erkin elinde can verirsin.

Şiddet ve “eğitim eksikliği”

Günlerdir erkek şiddetini izlediğimiz meclisten dün de kadın vekillere ait görüntüler geldi. Hayretler içinde izledik. Kadın, zarif olacak dediysek itiraz etmeye hakkı yoktur demedik; erkeksi davranışlar sergileyip erkeksi ifadelerle de konuşabilir bunu da kastetmiyorum zariflikten bahsederken. Erkek deyince aklımıza en kaba tabiriyle “görgüsüzlük ve saldırganlık” gelmiyorsa tabi. Çünkü zerafet kadına özgü bir nitelik değil yalnızca. Elbette kadın da erkeksi özelliklere sahip olabilir. Fakat meclisteki görüntülerin iticiliği  erkeksi davranışlardan veya net itirazlardan kaynaklanan  bir durum değil. Oradaki iticilik  “eğitim eksikliği”. Bir anne çocuğuna  ne verdiyse çoğunlukla o çıkıyor karşımıza. Mesela Şafak Pavey’in şiddet ortamında büyümediğini; insan sevgisini, edep ve saygıyı öğrenerek ve aynı zamanda saygı gösterilerek büyütüldüğünü hissetmeyen var mıdır?  Ve birileri ülkemiz adına konuşacaksa  sağlıklı bir ortamda yetişen sağlıklı bireyler olmaları daha tercih edilir değil midir?

Geleceğimize aktarılan savaşçıl duygular

Meclise bakınca benim adıma söylenecek sözü olanı görmek isterim. Saç baş çekip tekmeler savurarak, bir erke şirin görünmeye çalışanların benim adıma söyleyecek ne gibi sözü olabilir? Kendine saygısı olmayanın bu topluma vereceği ne vardır? Saygı ve sevgiden yoksun kişiler bizlere bu yönleriyle rol oluyorlar. Bu ne demek biliyor musunuz? Bir çocuğun “büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “cumhurbaşkanı olacağım ve idam  getireceğim.” demesidir. Bu, geleceğimize savaşçıl duyguların aktarılmasıdır. Bu, gelecekte mecliste yeni tekmeler, yeni kavgalardır. Bu, gelecekte savaştır; savaşacak insanlardır.  Bazılarının bacağındaki protezi ile bu ülkeye verebileceği nezaketi var en azından. Bazıları da var ki gölge bari etmesin…

 

“Yeter ki umutsuz olmasın hayat” diyelim de rengimiz belli olsun. Sevgiyle kalın.

Havin HİVDA

 

 

 

 

 

 

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?