Meşru egemen kimdir; Din mi, Devlet mi? / Atilla YÜCEAK

Meşru egemen kimdir; Din mi, Devlet mi? 

Meşru egemen kimdir; Din mi,
Devlet mi?
Yoksa birden çok egemen var da
kimi zaman ortak,
kimi zaman iç kavgalar eşliğinde topluma hizmetten uzak,
pasta paylaşım kavgası içindeler mi?

Günümüzde
din de devlet de #kadını ciddi anlamda aşağılamaya başlamıştır

Ne yazık ki;
Din;
siyasetin asli unsurlarından biri haline bilerek ve isteyerek getirilmiştir.
Olmaması gereken;
Dinin siyasi iktidar ile iç içe kamusal bir otorite olarak egemen güç olmasıdır.
Tarikat ve Cemaat ilişkileri bu düzlemde ele alınmalıdır.

Cumhurbaşkanı’nın 15 Temmuz’u bahane ederek Kur’an okuması;
Cemaat ve Tarikatların
Salya-sümüklü #FETÖ yerine iktidarın ortağı haline getirilmesi yıkılan Cumhuriyetin yerine nasıl bir devlet anlayışının oturtulmak istendiğine yönelik önemli ipucu vermektedir.

Görülen o ki
“Kuvvetler ayrılığı” artık tarihe gömülmüştür. Yeni Anayasayı hala anlamayan okur-yazar takımı var.
Seçilen devletin güç ayrımı sahtedir.
Dinsel düzenlemelerin önümüzdeki günlerde peş peşe Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile çıkarılacağını hep birlikte göreceğiz.

Yeni dönemde; Devlet, bir dinsel düzenlemenin, devlete bağlılıkta, yalnızca bir siyasi bağlılığın değil aynı zamanda dinsel bağlılığın ifadesi olacaktır

Orta Çağ’da her türlü değişikliği yadsıyan statik bir evren düşüncesi hakimdi. Merkezi dünya olan bu evrende; Yaratıcı’dan yaratılan en önemli varlığa uzanan değişmez bir kozmik hiyerarşi, bir “Altın zincir” sosyal düzeni meşrulaştırıyordu…

Bruno felsefesi; Kopernik de bilimsel düzlemde dünyanın evrenin merkezi olduğunu söylerken, “Altın zinciri” kırdılar ve bir kozmik demokrasi anlayışı geliştirmişlerdi.

Evrenin sonsuzluğundan Güneş çevresinde dönen bir dünya savlarının egemen olduğu bir dönemde yeniden;
Yeni “#Peygamber” ilan etmelere varacak dinsel motifler ile bezenmiş ve din sosuna bulaştırılmış devlet ve yönetenleriyle karşı karşıya kalmış durumdayız.

Kısacası;
Atı alan bırakın Üsküdar’ı geçmeyi kapımıza dayandı bile…

#Seçim;
Seçen ile seçilen arasındaki gerek bir temsil ilişkisini koymaktan çok, yönetilenlerin kime #Oy verirlerse versinler, genelde, temsilciler ötesinde sisteme razı olduklarını gösteren mekanizmadır.

24 Haziran seçimleri ve sonrasında yaşananların;
bize bundan sonra nasıl yaşayacağımızı ve nasıl davranmanız gerektiğini bir kez daha kanıtlamış olmaktadır.
Çare;
Sistemi değiştirecek örgütlü güç olmaktır.

Atilla YÜCEAK

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?