“Muhafazakar camiada mahalle baskısı var”

Barış imzacısı olduğu için önce kurucusu olduğu AK Parti’den uzaklaştırılan, ardından KHK ile üniversiteden çıkarılan Fatma Bostan Ünsal, muhafazakar camiadaki mahalle baskısını anlattı: “Partiyi koruma refleksiyle söz söylenemez duruma gelindi.”

AK Parti kurucularından ve parti içinde başörtüsüne özgürlük talebini ilk dile getiren isimlerden biri olan, aynı zamanda barış imzacısı…”Fatma Bostan Ünal”

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya ile görüşen Siyaset bilimci Fatma Bostan Ünsal, barış için akademisyenler bildirisine attığı imzadan sonra kurucusu olduğu partisinden ayrıldı, OHAL kararnamesi ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Ünsal, 15 yılın ardından gelinen noktayı değerlendirdi.

Ünsal, AK Parti’ye eğitim, çalışma ve siyaset yaşamında başörtülü kadına yer vermeyen sistemle mücadele etmeye  karar vermesi sebebiyle katılmış,

 

‘Başörtüsü’ dediğimde ‘şimdi sırası değil’ dendi.

Ünsal, ilk kırılma noktasının AKP içindeyken  “Başörtülü milletvekili adayı gösterilsin” teklifine verilen tepkiler sonucunda olduğunu ifade ediyor. “1999 yılında başörtülü seçilen Merve Kavakçı’yı destekleyenler, ben ‘başörtüsü’ dediğimde ‘şimdi sırası değil’ dedi. Bu hak konseptinden ne kadar uzak olduğumuzu gösterir. O zaman, Müteveffa Bülent Ecevit’in ne suçu vardı?”

 

“Bu suça ortak olmayacağız” bildirisinin imzacısı

Ünsal’ın başörtüsü çıkışının üzerinden 4 yıl geçtikten sonra başörtüsü sorunu çözüldü. “Başörtüsü, başörtülü kadınlar için öncelikli bir sorundu ama tek sorun değildi” diyen Ünsal’ın sonrasında en çok üzerinde durduğu konu ifade özgürlüğü oldu. Herkesin talebini ifade edebileceği zeminlerin bulunmasının önemine dikkat çeken Ünsal, bu çerçevede gönül rahatlığıyla Barış için Akademisyenler İnisyatifi’nin, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza attı. İmzanın ardından iktidarın saldırısına uğradı. Bildiri sebebiyle AK Parti’den uzaklaştırıldı. Ünsal bildiriye neden imza attığını ve 15 Temmuz’un hemen öncesinde kurucusu olduğu partiden ihraç sürecini şöyle anlatıyor: “Devletler hatalar yapar. Başörtüsü devletin hatasıydı. Dersim de bir hataydı, sonra özür dilendi. Bize düşen bunları söyleyebilmek, bunların söylenebileceği zeminleri yaratmak. Ben neden imza attım? Şehirler yıkılıyordu. Taybet Ana’nın naaşı günlerce sokakta kaldı. O naaşı almak isteyenler yaralandı. Hendek politikasını desteklemedim ama akademisyen bildirisine imza atmak benim için başka bir yol mümkün demenin yoluydu. Sert bir bildiriydi, doğru veya yanlışlığı konuşulabilir ama genel olarak bir bildiriye imza attığım için cezalandırılacağım aklıma gelmezdi.”’

 

Fatma Bostan Ünsal, 15 Temmuz’dan sonra da FETÖ soruşturmasıyla gündeme geldi. Sadece 2009 tarihli bir Bank Asya hesabı olduğunu söyleyen Ünsal, önce açığa alındı, ardından da KHK ile üniversiteden ihraç edildi. Ünsal, kendisiyle birlikte on binlerce kişiyi etkileyen bu durum için, “Masumiyet esastır. Usulüne uygun soruşturur, savunma alır, suç varsa ceza verirsiniz. 100 bin kişiyi bir kalemde atmak hukuk ihlalidir” diyor.

 

Oyunun kuralı değişecekse uzlaşma olmalı ki rövanş isteği olmasın

Fatma Bostan Ünsal’la nisan ayında referanduma sunulacak anayasa değişikliği ile ilgili düşüncelerini de paylaştı. 2011’de 4 partinin eşit temsil edildiği uzlaşma komisyonunun, 25 aylık çalışma sonunda üzerinde anlaştığı 60 madde için “Keşke bu kıymetli çalışma israf edilmeseydi” diyerek söze devam eden Ünsal, oyunun kurallarını belirleyen anayasanın en azından iki ana grubun uzlaşması ile hazırlanması gerektiğini belirtiyor:
“Oyunda kural değişikliği olacaksa ana muhalefetin de içinde olduğu bir oyun değişikliği olmalı ki sonrasında rövanş isteği, kendi kuralını koyma isteği olmasın. Kurallar konulurken en geniş kesimin görüşü alınsın ki herkes bu kurallara uysun, herkes saygı göstersin.”

 

CAMİADAKİ KIRILMANIN NEDENİ

Muhafazakar camiada bu yaşananların nasıl karşılandığını soran Demirkaya‘ ya, “Bir kırılma var” diyen Ünsal bu kırılmayı şöyle anlatıyor:

“Başörtüsü konusunda resmi makamlar dikkate almasa bile sözümüzü söylüyorduk. Şimdi kendi mahallende iktidarın ana akım söylemi dışında söz söyleyememe durumu var. Başörtüsü için ‘zamanı değil’ demek partiyi koruma refleksiydi. Şimdi de, yine aşırı bir koruma refleksi var. Herhangi bir şekilde söz ürettiğinizde mahallenizde dışlanabiliyorsunuz. 15 Temmuz sonrası tabii bir travma ama bu travmatik etkiyle herhangi bir itirazı bununla ilişkilendirip karşılamak problem. Artık normalleşmeliyiz. Doğru ya da yanlış, sözler söylenmeli. Bu sözün söyleneceği zeminler teminat altında olmalı.”

 

Yazının tamamı için: http://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/02/05/muhafazakar-camiada-mahalle-baskisi/

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?