Neresi ‘İyi’? / Havin HİVDA

Neresi ‘İyi’?

‘Siyasette hareketlilik’ beklentilerinde umut bağlanan yeni parti nihayet kurulduğunu ilan etti. Olaylı bir sürecin sonunda ‘siyasetteki boşluğu’ doldurmak iddiasıyla yola çıkanların kurduğu parti, umduğunu bulacak mı bunu zaman gösterecek.

Ana muhalefetin referandum sonrasında çizilen karizmasını ‘Adalet Yürüyüşü’nün yarattığı heyecanla bile toparlayamadığı, HDP’nin parmaklıklar arkasında rehin tutulduğu, MHP’nin AKP ile yakınlaşarak eridiği bir süreçte siyasette bir tıkanmanın yaşandığı inkar edilemez. Yeni partinin tüm bu sıkışıklık içinde,  MHP tabanındaki huzursuzların ve CHP’deki milliyetçilerin adresi olacağı bekleniyordu. Nitekim, partideki isimler bu beklentiyi doğrulayacak yönde. Ancak ‘MHP içindeki muhalifleri’ ve ‘CHP solu’nu heyecanlandırmaya gücü yeten bu yeni oluşumun başka bir derde deva olmasını bekleyen kimse yok. ‘Kimse’ derken ‘gerçek muhalif’ kesimlerden bahsediyorum.

Meral Akşener’in partisi ciddi halk desteği ile meclise girse, iktidar olsa ne olur? AKP ve MHP’den farklı bir siyaset sürdürecekler mi?  Mesela çok merak ediyorum, ihraç edildikten sonra Yüksel’de eyleme başlayan, hem yaşadıkları haksızlığa hem de açlığa direnen Nuriye, Semih, Veli, Acun ve diğerlerine yaklaşımları nasıl olurdu? Mesela; Meral Akşener’in partisi Kürtlere Türklüğü dayatmadan ‘demokratik çerçevede’ ‘bir olma, yan yana durma, Türkiye olma’ konusunda ne kadar ‘İyi’?

Pek çok konuda iktidar ile anlaşabilecek bir yeni oluşumun ülke adına bir yarar sağlayacağını pek düşünmeyenlerdenim. ‘İyi Partisi’nin yapabileceği tek ‘iyi’lik AKP’nin oylarını bölmek olur. Zaten halihazırda başkanlık sisteminin de pek öyle hükümete ihtiyaç duymadığı belli.

Türkiye’nin geldiği noktada Kürt oylarının belirleyici bir güce sahip olduğu inkar edilemez bir gerçek.

Başkanlık yarışında da iktidar gücü ile Akşener’in karşı karşıya geleceği bekleniyor. Nitekim Meral Hanım, partinin kuruluş konuşmasında bunun emaresini verdi. Peki en son aşamada Erdoğan-Akşener yarışına dönüşecek bir seçimin kaderini değiştirecek güce sahip mi Akşener? Böyle bir ihtimal kimi çevrelerce -ki Kürtler de dahil-  ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etmek’ olarak yorumlansa da Akşener’in İçişleri Bakanlığı dönemini hatırlayan Kürt seçmen, böyle bir yarışta Erdoğan’ı tercih edeceklerini ifade ediyor. Ki gözlemlediğim kadarıyla bu kesim üniversite okumuş, aydın, yurtsever ve Erdoğan muhalifi. Sanıyorum ki Erdoğan’ın Türkiye’de ‘Kürt’ gerçekliğini yüksek sesle konuşulur hale getirmesi bile Kürtlerin hala Erdoğan’a sempatiyle bakmasına bir sebep.

Peki Kürtler, Meral Akşener ve partisiyle ilgili yaşadığı kaygılarda haksız mı?

Partinin adı bile bir ‘aidiyet’ mesajı içeriyor. Türkiye’deki azınlıklara ‘buyurun, bizimle yürüyün’ demek için Türklerin Kayı Boyu’nun ‘amblemi’ bayrak; ‘simgesi’ parti amblemi yapılmış olamaz sanırım. Azınlıklar, daha en başında sınırlarını çizen bir partide kendine nasıl yer açsın?

Parti isminin, Oğuzların 24 boyundan biri olan Kayı Boyu’nun bayrağından esin alınarak ortaya çıktığı belirtiliyor. Oğuz Kağan Destanı’na göre Oğuzların 24 boyundan biri Kayı Boyu’dur ve Osmanlı Hanedanı da bu boya mensuptur.

Partinin isim tercihi  tesadüfi olamaz, elbette bir mesajı var!

“IYI”; Kayı Boyu’nun simgesi “İki Ok Bir Yay”ı ifade eder ve “Kuvvet-Kudret Sahibi” anlamına gelir. Partinin amblemi ise Türk polis armasındaki ‘Sekiz Köşeli Yıldız’ olarak da kullanılan Selçuklu Yıldızı’nı anımsatıyor. Amblem 8 çizgiden oluşan bir güneş ve elbette bu çizgilerden her birinin bir anlamı var.Sekiz köşeli Selçuklu Yıldız’ı İslam’ın 8 esasa dayalı “sekiz cennet kapısı”nı temsil eder. Bu ilkeler “merhamet, sadakat, şefkat, doğruluk, sır tutmak, cömertlik, sabretmek ve Rabbine şükretmek”tir. Partinin tanıtım videolarında ise kullanılan sekiz ilkenin “umut, kararlılık, adalet, gelecek, bilgi, zenginlik, cesaret ve medeniyet”i temsil ettiği ifade edildi.  Fark ettiyseniz öyle ya da böyle temsil edilenler ‘demokrasi, özgürlük, bağımsız yargı, adalet, üretim, kaliteli eğitim, kadın hakları, çocuk hakları veya hayvan hakları” değil… Ancak haklarını yemeyelim “Türkiye İyi Olacak” sloganını kullanan partinin programında ‘hak, hukuk, birlik, beraberlik’ vurgusu yapılmış. Programda:

“Gençlerimize iş, kadınlarımıza yaşam hakkı ve eşitlik, yaşlılarımıza huzur, güven ve bakım imkanı, çocuklarımıza neşe, mutluluk ve sağlık, milletimize birlik ve beraberlik getirmek için yola çıkıyoruz. Zor dönemde ve zor şartlarda yola çıktığımızın farkındayız. Milletimize inanıyor ve güveniyoruz. Seksen milyonuz. Büyük bir milletiz. Büyük bir ekonomiyiz. Çalışıyoruz ve üretiyoruz. Paylaşamıyoruz. Hakça paylaşacağız. Birlikte başaracağız. Adil olacağız. Adaleti sağlayacağız.

Mazlumun, haklının yanında, zalimin karşısında olacağız. Farklılıklarımızı değil, ortak yanlarımızı öne çıkaracağız. Farklılıklarımızı göreceğiz. Aynı türkülerle oynayan, eğlenen, evlenen, aynı acıları paylaşan, aynı ekmeği bölüşen, aynı türkülerle ağlayan biz değil miyiz. İyi bir Türkiye için varız. İyi bir Türkiye için buradayız. İyi bir Türkiye için yanınızdayız. İyi bir Türkiye için yola çıkıyoruz.” deniyor.

Partinin ilkeleri ve amacı çok da göze batan türden değil aslında. Eksikleri olmasına rağmen büyük tepki çekecek herhangi bir madde yok.

Gel gelelim, Meral Akşener’in konuşmasında Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle anması, sıra Alparslan Türkeş’e geldiğinde “Başbuğ” denilerek salonda büyük bir alkış kopması ve salondaki bozkurt işaretleri, partinin bayrağı ve amblemi ‘merkez sağ’ olduğunun kanıtı iken; ‘kucaklayıcı ve demokratik’ yaklaşımlarının da ne türden olduğunun belirtileri!

Yani her yönüyle ‘Türkçülük-milliyetçilik’ vurgusu yapan bir partiden solcular ne beklesin, Kürtler ne beklesin?

Havin HİVDA

 

 

 

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?