Orta yaşlı kavramını değiştiren tanım: Perennial

Orta yaşlı kavramını değiştiren tanım: Perennial

Dünya genelinde nüfus yaşlanıyor ve bununla birlikte yaşların taşıdığı anlamlar ve yaşın algılanış şekilleri de değişmeye başlıyor. Bundan elli yıl önce, 50’li yaşlarındaki şehirli bir kadının algılanışı ile şu anki arasında büyük fark var. 50 yıl önce, 50’li yaşlardaki kadınla ilgili stereotip belliydi. Ev hanımı ya da emekli, yaşına uygun diz altı etekler ve uzun kollu penyeler giyen, ayakkabı alırken şıklıktan daha çok rahatlığına önem veren, arkadaşlarıyla gündüzleri görüşüp gece evde ailesiyle dizi izleyen bir kadın tiplemesi hakimdi. Oysa şimdi, bakımına ve dış görünüşüne önem veren, global haber ve trendleri takip eden, hobilerine zaman ayıran, akıllı telefonunu elinden düşürmeyen bir nesille karşı karşıyayız. Bu nesil “Perennial”, yani yaşsız ve ilgili nesil olarak karşımıza çıkıyor.

Kalıcı, sürekli ve ilgili: “Perennial”

Evrensel hakikat ilkelerinin tüm insanlar ve kültürlerde ortak olarak mevcut olduğunu öne süren felsefi akım Perennializm (daimicilik)‘den adını alan Perennial, “kalıcı, tekrar eden, sürekli, uzun ömürlü” gibi anlamlara gelmektedir. Bu, yeni “yaşsız” insan grubuna neden bu adın layık görüldüğünü anlamamızı sağlıyor.

Özellikle gelişmiş ülkelerdeki trend, insanları hedef kitle olarak sınıflandırırken biyolojik yaştan çok, dünyayla, hayatla ne kadar ilgili olunduğuna bakma yönünde. Nesillere ve yaş gruplarına göre insan ayrıştırmak eskide kaldı, artık insanlar davranışlarına göre birbirinden ayrılıyor.

The Telegraph’ın yaptığı global ankete göre, 40+ yaşındaki kadınların;

  • yüzde 96’sı orta yaşlı gibi hissetmiyor.
  • yüzde 80’i, orta yaşlı kadınlarla ilgili yaygın görüşün kendi hayatını yansıtmadığına inanıyor.
  • üçte ikisi hayatının doruk noktasında olduğunu düşünüyor.
  • yüzde 59’u hayatı boyunca olduğu kadar genç ve hayat dolu hissediyor.
  • yüzde 84’ü kendisini yaşıyla tanımlamıyor.

Orta yaşlılara dair kabul gören özellikler günümüzde geçerli değil

Günümüzde, yaygın orta yaşlı insan kabulünü gözden geçirmek gerektiği çok açık. Zira çoğu marka, hedef kitlesini belirlerken bu mevcut ve yanlış öngörüleri kullanıyor. Netflix ve Amazon gibi örnekler hariç: Bu mecralar insanlara seçenekler sunarken yaşlarını değil, beğeni ve zevklerini dikkate alıyor. Böylece ortaya daha sağlıklı bir sonuç çıkıyor. Çünkü artık çoğu orta yaşlı insan, özellikle de kadınlar, hiç de “yaşlarını göstermiyorlar”.

Yapılan araştırmalar, X jenerasyonu olarak bilinen 1960-1980 doğumluların finansal olarak güçlü, alışverişte söz sahibi bir nesil olduğunu ortaya koyuyor. Onlar, yani Perenniallar, hala hayatın içinde, hala “ilgili” olduklarını savunuyorlar. Dolayısıyla hedef kitleleri belirlerken önyargılardan değil, hızla ilerleyen teknolojiye ve şehir hayatına tamamen adapte olmuş insanların görüşlerinden yararlanmak gerekiyor.

Kaynak: uplifers.com

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?