Profesör ayıya karşı / Hülya YALÇIN

Profesör Ayıya Karşı!

Ne demişti Yılmaz Güney?.. “Savaşı serçe kuşları kazansın sevgili”. Biz de diyoruz ki, “Profesöre karşı bu savaşı ayı kazanacak, ayılar kazanacak, yaşam kazanacak”.

Bizim hayvan haklarını savunmaya çalışırken yaşadıklarımızın aslında tam bir ‘hayat-memat’ meselesi olduğunu söylemek abartı olmaz. Bir canlıya işkence edilmesin, dövülmesin, öldürülmesin diye çabalarken her aşamada daha sert taarruzlarla karşılaşmamız an meselesi. Örneğin şu an gündemi kaplayan sokak hayvanlarının ince stratejilerle yok edilme tehlikesine karşı tek yürek olmuş kurtarma mücadelesi verirken, gündemimize bomba gibi düşen bir boz ayı gibi.

Bilindiği gibi ayılar ülkemizde koruma altındadır; nesli tehlikede olan hayvanlar arasında sayılırlar. Basında sık sık açlıktan şehre inen ayı haberlerini duymaya alıştık. Yaşam alanları insan tarafından işgal edilen zavallı hayvanlar yiyecek bulmak için insanların yaşadığı ve onlara göre aslında sevimsiz olan şehirlere, kasabalara kadar biraz doymak, hayatta kalmak için mecburen geliyorlar. Elbette insanla karşılaştıkları anda sopalarla, küreklerle, havalı pompalı ne türü varsa tüfeklerle kovalanıp acımasızca öldürülüyorlar. Bu vahşetin çoğu kez haber değeri olmuyor. Ancak insanlar ormanların yüreğine dalıp, eze eze; yıka yaka ayıların ve diğer tüm yaban hayvanlarının hayatını talana başladığında korkan hayvanların sadece korunma içgüdüsü ile yaptıkları her şey ‘hayvan vahşeti’ diye karşılık buluyor modern medyada!

Bunlar sürüp giderken, bir üniversitenin bir profesörü, üstelik de Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi bölümünde görev yapan bilim insanı (olması gereken kişi), kalkıp zavallı bir ayıya savaş ilan ediyor. Hem sosyal medya hesaplarında, hem basında ‘insan yiyen ayılar’, ‘ayı alarmı’, ‘Ayılar şu kadar zamanda şu kadar kişiyi öldürdü’ gibi sözde dikkat çekmek için abartılmış başlıklarla yazılar yazıyor. Bu bilim insanı olma sorumluluğuyla uluslararası sözleşmeleri bilmesi, yaşamdan yana olması gereken şahıs inanılmaz bir kin duygusuyla, ‘ayıya sürek avı’ başlatmak için var gücüyle savaşıyor.

Düşünün bir profesör kafayı bir ayıya takmış, ille de öldürülmesi gerekir diye kendini paralıyor. Sebep? Beyefendi kızdı, yazdı, eleştirildi, o da titrini kullanıp ayıya ölüm kararı istiyor. Oysa beslenme alanları bittiği için insan-ayı karşılaşması oluyor. Üstelik bu anlamsız intikam hareketini büyütürken halen yürürlükte olan Hayvanları Koruma Kanununa birkaç noktadan muhalefet ettiğinin farkında bile değil. Alenen “Yerin dibine giresiniz uzmanlar, sokaklara köpek kulübesi koyan kravatlı ….lar’’ diyerek son derece saldırgan, seviyesiz, bir profesöre yakışmayacak tarzda ‘hayvanları yaşatmaya çalışan insanlara’ da saldırmaktan çekinmiyor.

Bu ayı düşmanı sayın profesör gibi düşünenler elbette vardır ancak iyi ki aksi fikirde olanların sesi bu çirkin ölümcül sesi boğmaya başladı bile. Meslek odalarından, veteriner hekimlerden, hayvan aktivistlerinden gelen tepkiler umut verici. Yüzlerce şikayet dilekçesi Yüksek Öğretim Kurulu’na gitti.

Asıl tehlike ise bu zihniyette bir kişinin öğrenci yetiştirmek üzere böyle hassas bir noktada öğretici olarak bulunmasıdır. Tüm dünyada yükselen hayvan koruma hareketinden bihaber, uluslararası sözleşmelerden bihaber, kötü bir dil ve tavırla ‘masum bir ayıyı’ öldürmek için gözü kararmış bir kişi nasıl öğrenci yetiştirebilir ki?

Ha bu çok sayın profesörün ilk intikam hareketi değil. 2015 yılında Eskişehir’de şaibeli şekilde hayatını kaybeden hayvan korumacı genç bir kadının ölümü üzerine yine basında ölümcül sözleriyle boy göstermiştir. Hatırlayanlar vardır, kampanyalar başlatılmıştı kendisine karşı. Sokak köpeklerini beslerken öldürüldüğü iddia edilen kadının, ‘köpeklerce parçalandığını, köpeklerin insan eti yemeye alışırsa tehlikeli olacağını’ ve benzeri provakatif cümlelerini art arda sıralamıştı. Biz kendisini hayvan düşmanlığında tavan yapan kindar yapısıyla hatırlarız o günlerden. ‘İtlaf’ diye tutturmuş, onlarca köpeğin kanına girmişti bu tavrıyla. Çünkü insanlar adının başında unvan olan herkese güvenme itiyadında. Ne yazık ki bazı unvanlar hak ettikleri yerde değiller.

İşte şimdi yine “İnsan yiyen ayılar geliyor” diye bilimsellikten, gerçeklikten uzak; bir olay üzerinden sonuca varacak kadar vizyonsuz ve “Devlet bunları avlatsın” diye güya zekice yöntem bulduğunu sanacak kadar katil ruhlu, yaşama saygısız bu insan Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyesi.

İnsan yiyen köpekler, insan yiyen ayılar, yakında insan yiyen kediler, kuşlar falan da gelebilir kendisinden hezeyan dalgaları şeklinde. Ve Profesör Dr. Şağdan Başkaya, inanın hayvan yaşam savunucuları adınızı mıh gibi aklımızda tutuyoruz. Yaşama karşı, hayvana karşı bakışınızla ilgili hiç ama hiç iyi şeyler duymuyor görmüyoruz. Bu çağda, uzay bilgileri mağara duvarında kalmak üzereyken, sizin gibi “Ayıya ölüm, köpeğe ölüm, kediye ölüm” diye çırpınıp duranların tarihte tek payesi olabilir. Yazmaya gerek yok.

Bu Prof. Başkaya’ya karşı biz ayıdan yanayız. Ayının yanındayız. Devleti de resmi olarak intikam sürecine sokmasına izin vermeyeceğiz.

Ne demişti Yılmaz Güney?.. “Savaşı serçe kuşları kazansın sevgili”. Biz de diyoruz ki, “Profesöre karşı bu savaşı ayı kazanacak, ayılar kazanacak, yaşam kazanacak”.

Ha, son olarak; ortada bir ‘ayı terörü’ değil, ‘profesör terörü’ var, buna da mim koyalım!

Av.Hülya YALÇIN
Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?