Son Dakika Haberler

Rus milliyetçiliğinde görülen Kavkazofobiya / Turabi SALTIK

Rus milliyetçiliğinde görülen Kavkazofobiya / Turabi SALTIK
Yorum Yap

Rus milliyetçiliğinde görülen Kavkazofobiya

Rusya içerisinde etnik ilişkiler, bazı bölgelerde farklılıklar gösterse de, en çok Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerine komşu bölgelerde Rus milliyetçiliği hortlamıştır. RF (Rusya Federasyonu) anayasal haklara sahip çok uluslu, çok milletli, çok etnisiteli bir bölgedir. Bölgesel seviye farklılığına rağmen artan etnik şiddet, milliyetçi yaklaşımlar, bariz şekilde Kafkaslara bir yönelim, Kavkazofobiya şeklini almıştır.

Bunun politik konumu ve sebeplerinin tarihi kökleri uzaklara dayanmaktadır. Yakın zamanlarda ise 1989-1991 Sovyetlerin dağıtılmasından sonra gelişmiştir. RF içinde etnik ayrımcılık ve şiddet artan bir hal almıştır.

Etnik şiddet RF içinde Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri sınır boylarınca bölge ve eyaletlerde yaygınlaştırılmıştır. Bunda belirleyici rol oynayan, birincisi 1994 ve ikincisi 1999 Rus-Çeçen savaşları daha etken olmuştur. Etnik şiddet, farklı kökenli topluluklara Rus, geniş anlamda Slav bakışı, milliyetçiliği ve Kavkazofobiya’yı tetiklemiştir.

Rusya değişen süreçte, ekonomik, siyasi, politik ilişkiler konusunda RF, Sovyetler Birliği’nin ana bileşeni olarak kendini ilan etmişti. Dönemin devlet başkanı Yeltsin, Federasyon oluşturmak için sadece etnik Rusların değil, etnik Rus olmayanların da desteğini alarak Federasyon oluşturmuştu. Pazar ekonomisi ile kimlik sorununu öne çıkarmış, yeni siyasi süreçleri başlatmıştı.

1992’de ise Yeltsin, cumhuriyetlerde “Tam Devlet Gücüne Sahip” olduklarını savunmuştu. Federal bir anlaşama hayata geçirmişti. “Özgür olabileceğiniz kadar, egemenlik haklarınızı ortaya koyun” anlayışını, cumhuriyetlere önermişti.

Bu bağlamda Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerindeki özellikle Sovyetlerin dağıtıldığı dönemde, en başlarda Çeçenya’da özgürleşme, RF’den bağımsız olma kararı ile Dudayev önderliğinde bir mücadele başlatmıştı.

Bu karar sonradan bilindiği gibi Rus-Çeçen savaşlarının çıkmasına neden olmuştu.

Savaş ya da çeşitli ekonomik sorunlar nedeniyle Çeçenya’da o süreçte, 200.000’den çok insan yaşamını yetirdi. Her yerde olduğu gibi savaşın mağdurları yine çocuklar, kadınlar oldu. 40 binden çok Çeçen çocuk yaşamını kaybetti. Yüzlerce yaşlı-genç, kadın-erkek insanlık dışı uygulamalara maruz kaldı.

Pek çok verilere ve Birleşmiş Milletler verilerine göre 800.000’den çok Çeçen ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Gerek Yeltsin döneminde gerekse Putin’in ilk başkanlık döneminde cumhuriyetlere yönelik her türlü askeri güç kullanıldı.

Medvedev döneminde ise Çeçen sorununa ekonomik çözüm önerileriyle yaklaşıldı. Sonuç; hiçbirinin yaklaşımıyla sorun çözümlenemedi. Durum karşısında soysa-ekonomik şartlar daha kötüleşmişti.

Öyle ki sonunda büyük yer hareketleri, (içeriye-dışarıya) yönelik göç hareketleri başlayınca, RF içinde etnik ayrımcılık, giderek şiddet politikaları da buna paralel olarak arttı. Şiddet artınca etnik ayrışmalar, tarihsel kökeniyle geleneksel Rus-Kafkas çelişkileri derinleşti.

RF içinde etnik Kafkaslara yönelik yabancı düşmanlığı arttı, Kavkazofobiya haline ulaştı.

Günümüzde de Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinin sorunları çözülmedikçe yabacı düşmanlığı büyüyecektir.

Mevcut ilişkiler içinde Kafkasyalılara yönelik: “Rusların ’yüzde 70 ile 80’ arasındaki bir bölümünün yabancı düşmanlığı duyguları barındırdığı” (Age. s.173) iddia edilmektedir.

Rus-Çeçen savaşları döneminde topraklarını terk edenlerin Kafkas cumhuriyetlerine komşu topraklardaki RF içlerine, en çok da Stavropol Krayı ile Krasnodar Krayı’na, hem savaş hem de çeşitli ekonomik nedenlerle yerleşmişlerdi. Yer yer de RF içlerine, Moskova bölgesine yerleşen etnik Kuzey Kafkasyalıların, savaş mağdurlarının yerleştikleri bu kentlerden çıkarılmaları savunulmaktaydı.

RF içerisinde etnik Ruslar, yaygın anlamda Slav toplulukları arasında etnik Kafkasyalılara yönelik yabacı düşmanlığı, Kavkazofobiya, o yıllarda da günümüzde de artmıştı.

Yine aynı kaynakta şöyle denilmektedir: “Yabancı düşmanlığı ön yargısı Rusya’da yaygındır… Yüzde 50’den fazlası etnik azınlıkların kısıtlanması veya hatta bölgelerinde çıkarılması gerektiğine inanmaktadır.”

RF içerisinde daha 2002’lerde Putin tarafından oluşturulan, sivil toplum gözetim organizasyonu olarak Rusya Federasyonu Yurttaş Odası, 2012’de bir raporunda şöyle demektedir:

“Bugün yabacı düşmanlığı seviyesi çeşitli sosyal gruplar arasında yükselmektedir… Özellikle büyük şehirlerdeki vatandaşlar ve yüksek eğitim düzeyine sahip kişiler arasında keskin bir artış gözlemlenmektedir. Onların korkuları her şeyden önce Kafkasya’(dan) gelen göçmenlerle ilgilidir ve ‘aşılmaz’ kültürel farklılıklar tarafından harekete geçirilmektedir.” (Age, s.172)

Sonuç olarak RF içerisinde en eğitimliler arasından başlayarak yabancı düşmanlığı hız kazanmıştır. Rus olmayan etnik topluluklar dağıtılan Sovyet sonrası RF içerisinde çok uluslu, çok milletli Rusya’nın anayasal alanlarının parçası olmasına rağmen, yabancı düşmanlığı, Kavkazofobiya hızla artmaktadır.

Turabi SALTIK

*
Kaynak
Sovyet Sonrası Rusya’da Etnik İlişkiler, Kuzey Kafkasya’da Rus Olanlar ve Rus Olmayanlar, Andrew Foxall, Çev. Serkan Özdemir. Koyu Siyah Yay. 2015. Ank.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)