Serpil Kemalbay, sizinle olan yolculuğumuzun sonuna geldik! / Havin HİVDA

Sayın Serpil Kemalbay, sizinle olan yolculuğumuzun sonuna geldik!

“Türkiye insanı olarak kameralara meraklı olduğumuz, bir saniye görünerek hafızalara kazınacağımızı sandığımız artık kabullendiğimiz acı bir gerçek. Ama burada yapılan kameraya görünmek değil; kameranın karşısındakine açıkça hakaret!”

HDP, 3’üncü Olağan Kongresi‘ni geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdi. Tüm engellemelere rağmen, parti bileşenlerine kongreden iki gün önce toplu gözaltıları yapılmasına rağmen, coşkulu bir kongre oldu.

Eski Genel Başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, tutuklu bulundukları cezaevlerinden partinin sahiplenilmesi yönündeki mesajlarıyla kongreye destek verdiler. Kongre öncesi gözaltına alınan parti bileşenlerinin önde gelen isimleri ise bir ilki gerçekleştirip gözaltında tutuldukları yerlerden kongreye mesaj gönderdiler.

Hükümet, gözaltılarla yıldırmaya çalıştığı partilileri engelleyemeyeceğini anlamış olacak ki bir de basın üzerinden engel çıkarmayı denedi. Sarı basın kart sahipleri gazeteciler bir tarafa; BBC, CNN gibi haber dünyasının en önde gelen isimleri ve devletin ajansı AA (Anadolu Ajansı) dahi kongrenin yapıldığı Ankara Spor Salonu’na alınmadı. Hükümetin planı belli ki kongreye verilen desteği gizleyip salonun boş kaldığını duyurmaktı. Ancak basının ve HDP Milletvekillerinin yetkililerle görüşmesi sonucu bu ısrarı daha fazla sürdüremediler. Hükümet, basının körebe oynamasına izin vermek zorunda kaldı. Gazetelerin çoğu kongreyi göz ucuyla gördü, mesajları kulak arkasıyla dinledi. Yine de salonun kapasitesinin çok çok üzerinde dolduğunu; kongreye yoğun destek olduğunu gizleyemediler.

Gel gör ki gizlenemeyen başka şeyler de vardı!…

Kim ne dersin desin, isterseniz gelin HDP’nin ‘tek adam’la var olmayacağını bana sabaha kadar anlatın; hatta o salonu dolduranların çoğuna da… Kimsenin partinin yeni durumundan memnun olduğunu düşünmüyorum. Parti başına getirilen isimlerin kalplere dokunduğunu hiç sanmıyorum. Kiminle HDP üzerine konuşsak ‘laf aramızda’ içime sinmedi durumu söz konusu. Bu, tüm coşkuya rağmen saklanması güç bir duyguydu.

Ve göze batan başka şeyler!…

Partiyi en zor zamanında omuzlayanlara yapılan saygısızca hareket olduğu gibi kameraya yansıdı mesela. Yeni Eş Başkan Pervin Buldan tebrikleri kabul ederken Serpil Kemalbay’a çevrilen bir kamera HDP içindeki hiyerarşik düzeni özetler nitelikteydi. Bırakın partinin en zor zamanında Genel Başkanlığı almış olmasını, içinde bulunduğumuz siyasi koşulları açıklamaya çalışan herhangi bir partiliye asla yapılmaması gereken bir davranışın ısrarlı bir şekilde devam ettirilmesini hayretler içinde izledik.

Kamera görünce cenaze töreninde, deprem yıkıntıları arasında olduğunu unutup, telefona sarılıp çevresini haberdar edenlere, kameraya el sallayanlara alıştık da bu, tamamen bu yozlaşmanın dışında tutulacak bir durumdu. Türkiye vatandaşı olarak kameralara meraklı olduğumuz, bir saniye görünerek hafızalara kazınacağımızı sandığımız artık kabullendiğimiz acı bir gerçek. Ama burada yapılan kameraya görünmek değildi; kameranın karşısındakine açıkça hakaretti, saygısızlıktı.

İçinde bulunduğumuz siyasi ortamda ‘katiller cezadan muaf’ tutulmaya çalışılırken Serpil Kemalbay’ın etrafında güvenlik görevlilerini göremememiz bir tarafa, tablo ‘seninle işimiz bitti’ mesajından ibaretti. Röportaj sırasında arkada Pervin Hanım’ın tebrikleri kabul ettiğini; Serpil Kemalbay’ın ise uzatılan mikrofona oturduğu yerden kısa bir açıklama yapmaya çalıştığını görüyoruz. Son derece nazik ve koşulların verdiği ciddiyetle duygularını ifade etmeye çalışırken arkadan bir partili sadece biriyle tokalaşmayı erteleyemediği için tam anlamıyla Kemalbay’ın tepesine çıkıyor! Ne muhabirimizin ne de Kemalbay’ın nazik uyarıları işe yarıyor. Kemalbay, saygısızlıkta ısrarlı partiliye ‘yoldaş’ diye seslenmek zorunda kalarak cümlesini güç bela tamamlıyor. Duruma kızdığı, memnuniyetsizliği yüzüne yansısa da kibarlığından ödün vermiyor.

Basit bir soru; hangi partide bir milletvekiline, eski veya yeni genel başkana ‘sen benim oyumun karşılığısın’ hadsizliği yapılabilir?

Ahmet Türk’ün ‘konuşabileceğiniz son nesil biziz’ ifadesini genişletmek mümkün görünüyor.

Söz konusu görüntü:

Havin HİVDA


Havin HİVDA Kimdir?

1981’de doğan Havin, üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü okumuş ve mezun olduktan sonra özel öğretim kurumlarında 8 yıl edebiyat öğretmenliği yapmıştır.

Okumayı ve araştırmayı seven, insan hakları ve hayvan hakları konusunda duyarlı, sanat ve siyasete meraklı olan Havin, yaşamın insanı daima öğrenci kıldığını ve öğrenmenin sınırının olmadığını düşünüyor.

Sitemizi Sosyal Medyada takip etmek istermisiniz?